18 Yaşından Küçüklerin Basit Usul Mükellefiyeti

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

MALATYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

Sayı: B.07.1.GİB.4.44.15.01-GVK-2012/1-19           24/04/2012

Konu: Küçüklerin Basit Usul mükellefiyeti

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, 9 yaşındaki oğlunuz … adına çay ocağı işletmek üzere basit usulde mükellef olmak için noterden aldığınız muvafakatname ile vergi dairesine müracaatta bulunduğunuz, ancak vergi dairesince basit usulde mükellef olamayacağınızın ifade edildiği belirtilerek, 9 yaşındaki oğlunuz adına çay ocağı faaliyetinden dolayı basit usul mükellefiyeti açılıp açılamayacağı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 ncü maddesinin  (B)  bendinde,

”Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan  bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti  bunu iddia eden tarafa aittir.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 9 uncu maddesinde mükellefiyet ve vergi sorumluluğu için kanuni ehliyetin gerekli olmadığı, 10 uncu maddesinde ise, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, Otomasyonlu Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin 7 nci maddesinde işe başlamada aranacak belgeler açıklanmış olup, bildirimlerin “İşe Başlama/Bırakma Bildirimi” ile yapılacağı belirtildikten sonra, işe başlama bildirimi ekinde ibraz edilecek belgeler sayılmıştır. Aynı Yönergenin 8/8 numaralı bendinde; “Vergi kimlik numarası alınacak mükellefin reşit olmaması veya kısıtlı olması durumunda, bildirim çocuk veya kısıtlı adına düzenlenerek veli veya vasi tarafından imzalanır. Vergi kimlik numarası çocuk veya kısıtlı adına alınır.” denilmektedir.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınaî faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtildikten sonra, ticari kazancın, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve Gelir Vergisi Kanununda yazılı gerçek (bilanço veya işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.

 

Aynı Kanunun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasında, ”47 ve 48 inci maddelerde yazılı şartları topluca haiz olanların ticari kazançları basit usulde tespit olunur.” hükmü yer almakta olup, maddenin son fıkrasında,  “…Herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükellefler, bir daha hiç bir şekilde basit usule dönemezler. Bu kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeniyle basit usulden yararlanamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartları” başlıklı 47 nci maddesinin 1 numaralı fıkrasında ” Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak (işinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde iş sahibinin dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup bulunmamalarına bakılmaz.) ” hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, hakkınızda yapılan sicil sorgulamasında … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nde 2000-2003 yılları arasında “Tüp Gaz Perakende Ticareti” faaliyetiniz nedeniyle, gerçek usul gelir vergisi mükellefiyetinizin olduğu  tespit edilmiştir.

Bu açıklamalar uyarınca, oğlunuz …’ın yaşının küçük olması sebebiyle muvafakatname ile iş ve işlemlerini onun adına velisi olarak sizin yürütmeniz mümkün olup, oğlunuzun Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yer alan  “işin başında bilfiil bulunma” şartını ihlal etmesi nedeniyle, gerçek usulde vergilendirilmesi gerekmektedir.

Bilgilerinize rica ederim.

Çanakkale SMMM Odası 22.Olağan Seçimli Genel Kurulu Gerçekleştirildi

canakkale-smmmo-baskan-hakki-alaca

ÇANAKKALE SERBEST MUHASEBECİ  MALİ MÜŞAVİRLER ODASI BASIN AÇIKLAMASI

Çanakkale Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası 22.Olağan Seçimli Genel Kurulunu 18 Mayıs 2013 Cumartesi günü Kolin Otelde gerçekleştirdi.

Genel Kurula, CHP Milletvekili Ali Sarıbaş , İl Defterdarı Sacide Şakar, Baro Başkanı Bülent Şarlan,Türmob Disiplin Kurulu Başakan Yrd. İbrahim Değirmenci, İzmir SMMMO Yöneticileri,Manisa SMMMO Yöneticileri  çok sayıda davetli ve üyelerin yoğun katılımıyla  gerçekleşti.

Genel Kurul başkanlık divanının seçiminden sonra Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasıyla, geçen 3 yılın değerlendirilmesini yapan Oda başkanı Hakkı Alacaoğlu gündemin öne çıkan konularınada değindi. Konuşmasında aşağıdaki konulara değindi;

canakkale-smmmo-genel-kurul-divan

Avrupa ekonomisi ağır krizler yaşadığı, bazı Avrupa ülkelerinin kredi notu düştüğünü, bu yıl ve önümüzdeki yıl içinde alınan tedbirlerle krizin aşılacağını beklediklerini bu krizin ülkemizi de etkilediğini belirtmiştir. Huzur ortamının gelmesi, yatırımların ve  üretimin artması gerektiğini belirtti. Bununla birlikte işsizliğin azalacağını, ekonomik büyümenin  artarak devam edeceğini belirtti.

              İlimizde üretilen bazı zirai ürünlerin Türkiye ortalamasının çok üzerinde ve sıralamada ilk sıralarda yer alması, İstihdamın yaklaşık %40’nın bu sektörde olması nedeniyle tarım sektörünün gelişmesi, üretim kalitesinin ve ihracatının artırılması gerektiğini, ilimiz tarihi eserler bakımından diğer illere göre çok avantajlı olduğunu  ziyaretçi sayısında artış olduğunu, fakat geceleyen turist sayısında aynı oranda artış olmadığını, yabancı ziyaretçi sayısının da çok az olduğunu, tesis sayısı ve yatak kapasitesin artırılması gerektiğini belirtti.  İlimizin uzun vadeli vizyonuna erişmesi için turizm ve kongre merkezi haline getirilmesi gerektiğini.

Markalaşma konusu ve yurtdışı tanıtımlarına verilen desteklere ilave olarak yerel destekler bulunmalı, yapılan çalışmaların daha geniş katılımlı olması, Çanakkale halkının bu konu hakkındaki duyarlılığının artırılması gerektiğini.  Kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının daha fazla birlikte çalışması, her kuruluş kendi alanında bilgilendirme ve eğitim projeleri yapması ve bu projelerin desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Yönetim ve denetim kurullarının ayrı ayrı aklanması ve bütçe önerisinin görüşülüp karara bağlanmasının ardından Genel Kurul Sona erdi.Tek Liste ile girilen seçim 19 Mayıs 2013 Pazar günü oda hizmet binasında yapıldı.150 den fazla üyenin oy kullanması ile gerçekleştirilen seçimde  Oda Başkanı Hakkı Alacaoğlu tekrar güven tazeledi.  Başkan, Yönetim Kurulu mazbatalarını aldıktan sonra yapacakları görev dağılımının ardından görevlerine kaldıkları yerden devam edeceğini belirtti.

Hakkı ALACAOĞLU

Başkan

Katılımcılar;
canakkale-smmmo-genel-kurul

Katılımcılar;

canakkale-smmmo-genel-kurul2

Arsa karşılığı daire alınması ve bu dairelerin bilahare satışı, KVK md. 5.1-e’de yazılı istisna kapsamına girmez

Danıştay 3. Daire     

E.No 2008/3855 K.No : 2010/2827

ÖZÜ: Arsa karşılığı daire alınması ve bu dairelerin bilahare satışı, KVK md. 5.1-e’de yazılı istisna kapsamına girmez.

           Madde: KVK 5/1-e

İstemin Özeti: Şirket aktifine kayıtlı arsa vasfındaki taşınmazın, arsa payı karşılığı sözleşme uyarınca müteahhide devredilmesi işleminin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesi kapsamında nitelendirilerek, elde edilen kazancın %75 inin kurumlar vergisinden istisna tutulması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen özel hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden davacı adına tahakkuk ettirilen kurumlar vergisine karşı açılan davayı; 5520 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlarının satışından doğan kazancın %75 inin kurumlar vergisinden istisna olduğu, istisnanın, satışın yapıldığı dönemde uygulancağı ve kazancın istisnadan yararlanan kısmının, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacağı, satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılı sonuna kadar tahsilinin şart olduğu, istisna edilen kazancın, beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısmı için zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağı kurala bağlanarak, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebilğinin 5.6.2.4.1. bölümünde de söz konusu istisna uygulaması ile kurumların mali yapısının iyileştirilmesi amaçlandığından; para karşılığı olmaksızın yapılan devir, temlik gibi işlemler ile kat karşılığı arsa devrinde olduğu gibi bir mal veya hakkın, başka bir mal ve hak ile değiştirilmesini ifade edilen trampa işlemlerinin istisna kapsamına girmediği açıklamasına yer verildiği, davacı şirket tarafından 650.000.00 TL bedelle iktisap edilen taşınmaz üzerine arsa payı karşılığı sözleşme uyarınca inşa edilen binadan (31) bağımsız bölümün müteahhit firma tarafından düzenlenen fatura ile davacıya verildiği, davacı tarafından  da arsanın %55 payının faturayla ve aynı bedel üzerinden müteahhit  firmaya devredildiği anlaşılan olayda, söz konusu arsa payı devrinin istisna hükümlerinden yararlandırılması gerektiği iddia edilmekte ise de, şirket aktifine kayıtlı servet unsurunun biçim değiştirmesi şeklinde gerçekleşen trampa niteliğindeki işlemin, 5520 sayılı Yasanın 5 inci maddesinde öngörülen kurumun mali yapısını iyleştirme amacına yönelik doğrudan bir satış olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının; aktife kayıtlı arsanın %55 lik kısmının teslimi karşılığında (31) bağımsız bölüm alındığı ve bağımsız bölümlerin (26)sının satıldığı, dolayısıyla kat karşılığı arsa teslimi suretiyle kurumun mali yapısının güçlendirildiği ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan vergi mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizcede uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına.

Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisi

YARGITAY 9. Hukuk Dairesi

E.No : 2011/26973 K.No : 2012/10277

Tarih :27.03.2012

                            •  İŞÇİ ALACAKLARININ ÖDETİLMESİ

•  ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN

•  HUSUMET

ÖZÜ: Asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edebilmek için ilk olarak mal veya hizmetin üretildiği bir iş yeri olmalı ve bu iş yerindeki işverenden iş alan ve ikinci  bir işveren (alt işvreen) bulunmalıdır. Alt işveren faaliyetini asıl işverenin iş yerinde yürütse de iş yerini kendi iş organizasyonu kapsamında bağımsız şekilde örgütleyebilir. Ancak yine de alt işverenin faaliyeti, asıl işverenin mal veya hizmet üretimine katkı sağlamaya yöneliktir. Bu yönüyle mal eya hizmeti satın alan kişi, satış iade, şikayet gibi konularda asıl işvereni muhatap alır.

           Mağazacılık alanında faaliyet gösteren şirket, mağaza içinde bir bölümde unlu mamuller işini başka bir işverene vermiş olup, faaliyetin mağaza içinde ve şirketin belirlediği esaslar dahilinde yürütülmesi, asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığını gösterir. Davalı şirketin diğer alt işveren konumundaki davalılarla müşterekenve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.

          (4857 s. İş K. m. 2)

Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Yönetmeliği

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

ÇALIŞANLARIN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİNİN

USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

(15.05.2013 tarih ve 28648 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalışanlara verilecek iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında bulunan işyerlerini, bu işyerlerinde çalışanlara eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşları kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, Kanunun 16 ncı, 17 nci, 18 inci ve 30 uncu maddeleri ile 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci ve 12 nci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen:

a) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri: 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde işyeri tehlike sınıfı az tehlikeli olarak belirlenmiş işyerini,

b) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,

c) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyeri: 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde işyeri tehlike sınıfı çok tehlikeli olarak belirlenmiş işyerini,

ç) Kanun: 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu,

d) Tehlikeli sınıfta yer alan işyeri: 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde işyeri tehlike sınıfı tehlikeli olarak belirlenmiş işyerini,

ifade eder. devamı.. Read more

12 MAYIS 2013 İZMİR SMMM ODASI SEÇİM SONUÇLARI

RESMİ OLMAYAN 12 MAYIS 2013  İZMİR SMMM ODASI SEÇİM SONUÇLARI

Çağdaş  Grup………..1830        5  Yönetim Kurulu üyesi

Çözüm  Grubu………..487         1  Yönetim Kurulu Üyesi 

İlke Grubu………………430         1  Yönetim Kurulu Üyesi

Meslekte Birlik………..387         1  Yönetim Kurulu Üyesi

Aktif Grub………………308          1 Yönetim Kurulu Üyesi

_________________________________________________

 Toplam Geçerli Oy  3.442        9  Yönetim Kurulu Üyesi 

Şirket çalışanının kusuru nedeniyle mahkeme kararına göre ödenen tazminat gider yazılabilirmi

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı:B.07.1.GİB.4.35.16.01-176300-420

25/08/2011

Konu: Şirkette çalışan kamyon sürücüsünün kusuru nedeniyle mahkeme kararına göre ödenen tazminatın gider yazılması.

İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızda; şirketinizde şoför olarak çalışan ……….’nun Firmanıza ait kamyonla seyir halindeyken ……….. isimli yayaya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği, sürücünün 4/8 oranında kusurlu bulunduğu, kazayla ilgili açılan dava neticesinde İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarına istinaden yasal faizleriyle birlikte 450.876,00-TL maddi ve manevi tazminat ödemesi yapıldığı, söz konusu kazaya ilişkin olarak İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.03.2011 tarih ve ………. Esas ………. sayılı kararında ………..’a protez bedeli olarak 140.000,00-TL tazminata hükmedildiği belirtilerek, ödenen maddi ve manevi tazminatlar ile 18.03.2011 tarihinde ödenen protez bedeli tazminatı, ayrıca bu tazminatlara ilişkin yasal faiz tutarlarının gider yazılıp yazılamayacağı ve söz konusu protez bedeli için sigortadan alınabilecek tutarların gelir yazılıp yazılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. Read more