2013 Yılı Gelir Vergisi Beyanname Düzenlemeye İlişkin Açıklamalar

gelir-vergisi-beyannamesi

DİĞER KAZANÇ VE İRATLARDAN  DOĞAN ZARAR MAHSUP EDİLİR Mİ?

Diğer kazanç ve iratlar yedinci gelir unusuru olarak sayılmış ve vergilendirilmesi de 80, mükerrer 80, 81 ve 82’nci maddelerde açıklanmıştır. 80’inci maddede “Aşağıda yazılı olup geçen bölümlerin dışında kalan kazanç ve iratlar bu bölümdeki hükümlere göre vergiye tabi gelire dahildir.”

Hükmüne yer verilmiştir.

Kanunun 88’inci maddesinde ise, “Gelirin toplanmasında, gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararlar, diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir.”

Hükmü yer almıştır.

Ancak bu maddede, “80’inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğan” zararların mahsup edilemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre diğer kazanç ve iratlara ait zararın, beyannameye dahil edilerek, diğer gelir unsurlarından mahsup edilmesi mümkün değildir. Zira değer artış kazancı, mevcut olduğunda beyan edilir, zarar çıktığında beyan söz konusu olmaz.

Ayrıca bir yılda bir kaç işlem olduğunda, birisinin zararı diğerinden mahsup edilmez, örneğin taşınmaz zararı ortaklık hissesinin elden çıkarılması neticesinde elde edilen kazançtan indirilmez, bu kazanç beyan edilir, zarar beyana dahil edilmez.

 

ARIZİ KAZANÇLAR

Anlamı

Bir işin “arızi” olarak yapılması, onun en azından bir yıl içinde bir kere yapılmasını ve izleyen yıllarda da yapılmamasını ifade eder. Örneğin nakliye amacıyla bir kamyonet alan bir kimse mükellefiyet tesis ettirmeden kamyoneti satar ise, bu kazanç arızi kazanç sayılır ve istisna haddini aşan kısmı vergiye tabi tutulur.

İstisna tutarı 2012 yılı için 20.000 liradır.

1- Arızi olarak ticari bir iş yapılmasından veya ticari işlere aracılık edilmesinden elde edilen kazançlar .

2- Ticari veya zirai bir işletmenin faaliyeti ile serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi, henüz başlanmamış olan böyle bir faaliyete hiç girişilmemesi, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen hasılat.

3- Gayrimenkullerin tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan tazminatlar ile peştamallıklar.

4- Arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hasılat.

5- Gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin terk ettikleri işleri ile ilgili olarak sonradan elde ettikleri kazançlar.

Zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacaklardan yapılan tahsilat.

Yahut biten yıllara sari inşaat işlerine ait kesin kabulden sonra yapılan tahsilat arızi kazançlar olarak vergiye tabi tutulur.

 

ARIZİ KAZANCIN SAFİ TUTARI

Vergi, kazanç ve iratların safi tutarı üzerinden salınır. Kazanç ve iratların safi tutarı, bunlar için yapılan her türlü gider indirim konusu yapılmak suretiyle tesbit edilir.

Bir giderin yapıldığı geçerli belgelerle kanıtlanır, geçerli belge gösterilmediği sürece gider indirimi kabul edilmez.

BEYANNAMENİN VERİLECEĞİ VERGİ DAİRESİ

“Bir takvim yılına ait beyanname tam mükellefiyette vergiyi tarha yetkili vergi dairesine, dar mükellefiyette Türkiye’de vergi muhatabı mevcutsa onun Türkiye’de oturduğu yerin, Türkiye’de vergi muhatabı yoksa iş yerinin, iş yeri birden fazla ise bu iş yerlerinden herhangi birisinin bulunduğu yer vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir. “ (GVK md.92)

Not:       İstisnai durumlar hariç, yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri posta ile değil elektronik ortamda gönderilir.

 

TARHA YETKİLİ VERGİ DAİRESİ

Beyannameye göre salınan vergi,

1- İş yeri ve ikametgahı ayrı vergi daireleri bölgesinde bulunan mükelleflerin vergileri, Maliye Bakanlığınca uygun görüldüğü takdirde ve mükellefe de evvelden bildirmek kaydıyla iş yerinin bulunduğu,

2- Diğer ücretlerle, gezici olarak çalışanların ticaret ve serbest meslek kazançlarının vergileri, bu ücret ve kazanç sahiplerinin ikametgahlarının bulunduğu yerin vergi dairesince tarh edilmemişse, faaliyetlerini icra ettikleri ;

3- Dar mükellefiyete tabi olanların vergileri, beyannamelerini vermeye mecbur oldukları,

Yerin vergi dairesince tarh olunur. (GVK md. 106)

 

BEYANNAMENİN VERİLME SÜRESİ

Yıllık gelir vergisi beyannamesi, öteden beri hesap dönemini izleyen yılın Mart ayının 01-25 tarihleri arasında verilir.

“Bir takvim yılına ait beyanname izleyen yılın Mart ayının başından yirmi beşinci günü akşamına kadar, gelirin sadece basit usulde tesbit edilen kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının başından yirmi beşinci günü akşamına kadar, tam mükellefiyette “vergiyi tarha yetkili vergi dairesine,

Dar mükellefiyette Türkiye’de vergi muhatabı mevcutsa onun Türkiye’de, vergi muhatabı yoksa iş yerinin, iş yeri birden fazla ise bu iş yerlerinden herhangi birinin bulunudğu yer vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir. (GVK md. 92)

Öte yandan takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannamesi, terke rastlayan on beş gün içinde, ölüm halinde ise ölenin gelir vergisi beyannamesi, dört ay içinde mirasçıları tarafından verilecektir.

Bu beyannamelerin de elektronik ortamda verilmesi gerektiği unutulmamalıdır; zira ilgili tebliğlerde farklı bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

 

BEYANNAMENİN VERİLME ŞEKLİ

Ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri yılılk gelir vergisi beyannamesini, geçici vergi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorundadır. (GVK Gn. Teb. no: 346, 351)

Yıllık gelirleri dolayısıyla beyanname vermek durumunda olan diğer gelir sahipleri beyannamelereni kağıt ortamında elden verebileceği gibi posta ile de gönderebilirler.Bu mükellefler ayrıca isterler ise beyannamelerini elektronik ortamda da verebilirler.

 

BEYANNAMENİN TAAHHÜTLÜ OLARAK POSTA İLE GÖNDERİLMESİ

Yıllık beyannamelerin posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi, doğal olarak kağıt ortamında verilebilecek beyannameler için geçerlidir, zira elektronik ortamda verilen beyannameler için değil.

Kağıt ortamında verilecek beyannamelerin postaya, taahhütlü olarak, ertesi yılın Mart ayının başından yirmi beşinci günü akşamına kadar verilmesi gerekir.Bu süre içinde postaya teslim edilen beyanname, teslim tarihinde vergi dairesine verilmiş sayılır. (VUK md. 170)

Önceleri beyannamelerin vergi dairesine, mesai saati sonuna kadar verilmesi gerektiği şeklinde bir uygulama mevcut idi, bilahare yasada “…. günü akşamına kadar” ifadesine yer verilmiş ve böylece ilgili gün saat 24.00’e kadar beyanname verilme imkanı sağlanmıştır.

Beyanname postaya taahhütlü değil de adi posta ile gönderildiği takdirde, beyannamenin vergi dairesine ulaştığı tarih esas alınır.

Bu halde eğer beyanname vergi dairesine yirmi beş Mart akşamına kadar ulaşmış olur ise bir sorun teşkil etmez, yok eğer beyanname yirmi beş Mart tarihinden sonra ulaşır ise, beyanname süresinde verilmemiş sayılır.

KAĞIT ORTAMINDA VERİLEBİLECEK BEYANNAME

İlke olarak, elektronik ortamda verilmesi mümkün olmayan beyannameler, kağıt ortamında verilecektir.Zira elektronik ortamda beyanname verilmesi, her vergi daireleri için henüz temin edilmemiştir.

Bu konuya ilişkin genel tebliğ açıklaması şöyle;

“Bağlı vergi dairesi müdürlüklerinin (mal müdürlükleri) otomasyona geçme çalışmaları devam etmekte olduğundan bağlı vergi dairesi müdürlüklerinin mükelleflerine bu tebliğ ile getirilmiş olan elektronik ortamda beyanname gönderme zorunluluğu otomasyona geçildiği tarihi izleyen otuz günden sonra başlayacaktır.” (GVK Gn.Teb.no: 376/5)

Tebliğe göre bu zorunluluk Gelir İdaresi Başkanlığının İnternet sitesinden duyurulması tarihinden itibaren başlayacaktır.

 

ÖZELLİKLİ DURUM

Bir takvim yılının bir bölümünde faaliyet gösterip işin terk edilmesi halinde de, takvim yılı itibariyle yıllık beyanname verilir, ama beyanname üzerinde faaliyetin yürütüldüğü süre gösterilir.

Öte yandan işe yıl içinde başlanması halinde de faaliyet dönemi işe başlama tarihi ile 31.12 tarihleri olarak bildirilir. Yeni işe başlayanlar, işe başladıkları yılda işletme defteri tutabilirler. (VUK md.178)

İş terk edildikten sonra aynı yıl içinde yeniden işe başlanır ise, defter tasdik ettirilmesi, fatura bastırılması ve vergi dairesinde mükellefiyet tesis ettirilmesi gerekir. Bu halde terk edilen işin KDV’si indirim konusu yapılmaz, zira işin terk edilmesi halinde devreden KDV gider yazılarak yok edilir.

Terk edilen iş zararla kapanmış ise, bu zarar yeni işin karından indirilmez zira mükellefiyet kaydının silinmesi, ilgili dönemin sona erdiğini, yeniden işe başlanması ise yeni bir mükellefiyet ve vergilendirme dönemi doğduğunu gösterir.Maliyenin uygulaması da bu yöndedir.

Gelir vergisi, vergilendirme dönemi itibariyle tarh edilir. Mükellefiyetin takvim yılı içinde kalkması halinde, vergilendirme dönemi, takvim yılı başından mükellefiyetin kalkması tarihine kadar geçen süreye inhisar eder. (GVK md.108/1)

İşin terk edilip aynı yıl işe başlanması halinde, iki ayrı vergilendirme dönemi doğmuş sayılır ve bu dönemler için beyanname verilmesi gerekir.

BEYANNAMELERİN İMZALANMASI

Hangi şekilde verilirse verilsin yıllık gelir vergisi beyannamesinin, mükellefler tarafından imzalanması gerekir.

Zira mükellefler beyanlarını Maliye Bakanlığınca belirlenen şekil, muhteva ve eklerine uygun olarak tesbit edilen beyannamelerle bildirmeye mecburdurlar. (GVK md.91)

Bu madde yıllık beyannamelerin mükellefler tarafından bizzat imzalanarak verilmesi gerektiğine, vekaletle beyanname verilmeyeceğine amirdir.

Ancak Vergi Usul Kanununun 10’uncu maddesinde şu hükme yer verilmiştir.

“Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.”

Bu maddeye göre küçüklerin veya kısıtlıların yıllık gelir vergisi beyannameleri, bunların kanuni temsilcileri tarafından imzalanarak verilir.

Medeni Kanuna göre küçüklerin kanuni temsilcisi anne veya babasıdır. Yahut Medeni Kanuna göre vasi tayin edilen kimsedir.

 

BEYANNAMELERİN İMZALATILMASI

Bazı mükellefler yıllık beyannamelerini, ayrıca meslek mensuplarına imzalatmak durumundadır.

Beyannamenin meslek mensuplarına imzalatılması, bir vergi otokontrol aracı olarak getirilmiştir.Böylece beyanların doğruluğunun sağlanacağı kabul edilmiştir.

Meslek mensupları görevlerini yaparken naylon belgelere rastlar veya vergi ziyaına yol açacak bir hususu görür ise bunu vergi dairesine bildirmek durumundadır, aksi halde bundan mükellefle birlikte müteselsilen sorumlu olurlar.

Meslek mensuplarının hangi beyannameleri imzalamak durumunda oldukları Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Genel Tebliği no:4’de belirtilmiştir.

Buna ilişkin açıklama şöyledir.

MESLEK MENSUPLARININ SORUMLULUĞU

Beyannamelerin meslek mensuplarına imzalatılması ve bunların sorumlulukları, “Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ sıra no: 4’de” düzenlenmiştir.

Bu tebliğde şu hükme yer verilmiştir.

“Meslek mensupları, mükellef tarafından kendilerine ibraz edilen belgelerin, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile genel muhasebe kurallarına uygun ve doğru olarak yasal süresi içinde kanuni defterlere kaydedilmesinden ve mali tablolara aktarılmasından sorumludur.”

“Meslek mensupları, bilerek kullandıkları veya harici araştırmayı gerektirmeden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacaklardır. Miktar veya tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan belgeler ile ticari örf ve teamüle uygun olmayan belgeler, meslek mensuplarının sorumluluğu kapsamındadır.”

“Böyle bir belgenin varlığı halinde, meslek mensupları, bunun doğruluğunun tesbitini mükelleften istiyebilirler. Yanıt alınmaması veya yanıtın ikna edici olmaması halinde meslek mensubu durumu vergi dairesine bildirmek zorundadır.”

Böyle bir ortamda bir meslek mensubunun sözleşme yaptığı mükellefi vergi dairesine “İhbar” etmesi hiç ama hiç hoş karşılanmıyor ve meslek mensubunu işsizliğe doğru itebiliyor!..

Toplumun yaklaşımı böyle olduğuna göre bu halde meslek mensubunu sorumlu tutmak bana göre doğru değildir ve haksızlıktır.

 

İMZALATMA KAPSAMINDAKİ MÜKELLEFLER

Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesini imzalatma kapsamındaki mükellefler, her yıl tesbit ve ilan edilen net aktif toplamları ile yıllık gayri safi hasılatlarına göre tesbit edilmektedir.

Bu tesbit yapılır ve “Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ ile ilan edilir.

Adı geçen 4 no.lu tebliğe her yıl ilan edilen hadler işlenmiştir.  2012 yılı için ilan edilen hadler şöyledir.

Aktif toplamı               :   5.580.000.-

Net satışlar toplamı      : 11.156.000.-

Bu hadlerin altında kalan 2012 yılı cirosu olanlar, beyannamelerini meslek mensuplarına imzalatmak zorundadır.

Beyannamelerin YMM’lere imzalatılması için bir kısıtlama yoktur, her mükellef beyannamesini YMM’lere imzalatabilir.

Özellikle dikkat çekmek isterim, yukarıda tesbit edilen hadlerin “AŞILMAMASI” esastır, aşılması halinde tasdik mecburiyeti yoktur.

Bu konu hep yanlış anlaşılmakta, sanki hadlerin aşılması halinde tasdik mecburiyeti olduğu sanılmaktadır. Bir kere daha tekrar edeyim, tasdik mecburiyeti hadlerin aşılmaması halinde vardır, aşılması halinde yoktur.

Ayrıca bir hususa daha dikkat çekmek isterim, imzalatma mecburiyetinin tayininde her iki had tek başına nazara alınır, her ikisi birden aranmaz. Örneğin yıllık ciroya ilişkin had aşılmış ise, aktif toplamına bakılmaz ve imzalatma söz konusu olmaz.

Net satışlar toplamı kavramına işletmenin faaliyet konusuna giren satışların dahil olduğu, sabit kıymet satışları ile demirbaş satışlarının hesaba katılmayacağı unutulmamalıdır.

Ayrıca faturalarda gösterilen KDV ve ÖTV de hadlere dahil edilmeyecektir. Zira vergiler hasılat sayılmaz.

 

İMZALATMA DIŞINDAKİ MÜKELLEFLER

Yıllık beyanname vermek zorunda olan her mükellef beyannamesini imzalatma mecburiyetinde değildir ve sadece kendilerinin imzalaması yeterlidir.

2012 yılı hadleri tesbit edilmiştir, şöyle:

1-  İkinci sınıf tacirlerden,

a) Alım-satım utarı                                         :        186.000 TL

b) Bunlar dışındakilerin gayri safi                     satış tutarı                                                  :          93.000 TL

2-   İşletme hesabına tabi çiftçilerin                hasılat tutarları                                                :        186.000 TL

3-   Serbest meslek hasılat tutarı                            :        130.000 TL

      AŞMAYANLAR ile,

4- Hadlere bakılmaksızın noterler

Beyannamelerini imzalatma zorunda değildir.

PİŞMANLIKLA BEYANNAME VERİLMESİ

Beyannamelerin, yasa ile belli edilen sürelerde verilmesi zorunludur.Bu sürelerde verilmeyen beyannameler, gelirin gizlendiğini ifade eder ve cezalı olarak re’sen vergi salınır.

Buna rağmen mükelleflere, bir uyarı olmadan kendiliklerinden beyanname vermeleri şansı tanınmıştır. Özel niteliği olan bu beyanname verme usulüne pişmanlık adı verilmiştir. (VUK md.371)

Bu maddeye göre mükellefler süresinde vermedikleri ve vergisini ödemedikleri beyannamelerini, bir dilekçeye bağlayarak kendiliklerinden vergi dairesine verebilirler.

Pişmanlıkla beyanname verilmesi kendiliğinden olmalı, bir ihbar yapılmamış bulunmalı, incelemeye başlanmış olmamalıdır. İncelemeye başlanmış, bir ihbar olmuş ise pişmanlık kabul edilmez.

Pişmanlık başvurusu esas itibariyle dilekçe ile olur. Madde hükmü de bu yöndedir. Ancak vergi daireleri tarh ve tahakkuk yapmak için dilekçeye beyanname eklenmesini talep etmekte ve mükellefler de beyanname doldurarak vergi dairesine vermektedirler.

Bu nedenle kağıt ortamında verilmesi gerekir. Pişmanlık beyannamesinin verilmesi usulü VUK md. 371’de düzenlendiği için, pişmanlıkla verilen beyannameye sadece bu madde uygulanır, zira bu madde özel bir madde niteliği taşır.

 

BEYAN ESASI

Genel Olarak

Gelir vergisi, yıllık olarak, bir gerçek kişinin elde ettiği toplam safi kazanç ve iratlar üzerinden salınır. Tarhiyat beyana göre yapılır.

Mükellefler beyanları ile bağlıdır.Bu nedenle vergi dairesine verilen beyanlar değiştirilemez. Ancak vergi hataları zaman aşımı süresi içinde düzeltilebilir. (VUK md.378)

Mükellefin beyanı defter kayıtları ve mali tablolarla uyumlu olmasa bile beyana itibar edilir. Örneğin;

Mali tablolara göre zarar çıktığı halde kar beyan edilebilir. Vergi dairesi beyan edilen kar üzerinden vergi salar. Ancak izleyen yıllarda, bu zarar indirim konusu yapılmaz, vergisi ödemiş karla kapatılır.

AŞAĞIDAKİ HALLERDE YILLIK           BEYANNAME VERİLMEZ

1-           Gerçek Usulde Vergilendirilmeyen Zirai Kazançlar

Zirai kazançlar ilke olarak tevkif suretiyle vergilendirilir. Yasada yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan zirai faaliyetlerin kazancı, gerçek usule göre tesbit edilir. (GVK md. 54)

Bu ölçülerin altındaki zirai faaliyete ilişkin kazançlar, tevkif suretiyle vergilendirilir ve tevkif suretiyle vergilendirilen zirai kazançlar için yıllık beyanname verilmez ya da başka gelir dolayısıyla beyanname verilse bile bu gelir beyana dahil edilmez.(GVK md. 86/1)

Gerçek usulde vergilendirilmeyen zirai kazançlar üzerinden kesilen vergi, sahibinin nihai vergisi kabul edilir ve iadesi hiçbir şekilde yapılmaz.

Gerçek usulde vergilendirilen zirai kazançlar üzerinden de tevkifat yapılır. Bu kazançların beyan edilmesi mecburidir ve daha önce kesilen vergiler, beyannameye göre hesaplanan vergiden mahsup edilir.

Vergi mahsubuna ilişkin açıklamalar GVK Gn. Teb. no:252’de yapılmıştır.

2-   Menkul Sermaye İratları (GVK md. 86/1.a)

GVK md. 75/15’de yazılı  tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından;

a) On yıldan az süreyle prim veya aidat ödeyerek ayrılanlara ödenen irat tutarları,

b) On yıl süreyle prim veya aidat ödeyerek ayrılanlar ile vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara ödenen irat tutararı,

GVK md. 75/16’daa yazılı hüküm

16. Bireysel emeklilik sisteminden,

a)On yıldan az süreyle katkı payı ödeyerek ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme yapanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu Kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarları bu kapsama dahildir.

b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan  ödemelerin içerdiği irat tutarı. Bu tutara Devlet katkılarının ödemeye konu olan kasımlarına isabet eden irat tutarı dahil edilir.

c) Emeklilikhakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin içerdiği  irat tutarı. Bu tutara  yapılan Devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isamet eden irat tutarı dahildir.

15’inci Bentdeki İrat Tutarnın Hesabı

Bu tutar, varsa fesih ve iştirak kesintisi indirilmeden önceki birikim tutarından, yatırıma yönlendirilen tutar indirilerek bulunur.

16’ncı Bentdeki İrat Tutarının Hesabı

Bu tutar hak kazanılan Devlet katkı ve getirileri dahil ödemeye konu toplam birikim tutarından ödenen katkı payları ve Devlet katkısının hak edilen kısmı indirilerek bulunur.

Varsa ertelenmiş giriş aidatı indirime konu edilmez.

GVK md. 75/15 ve 16’ncı bentlerinde tanımlanan tutar menkul sermaye iradı sayılır ve vergilendirilir.

Menkul sermaye iradı sayılır ve bunlar için yıllık beyanname verilmez, ya da verilen yıllık beyannameye dahil edilmez.

Bu iratlar üzerinden yapılan %15, %10 ve %5’lik tevkifat, sahiplerinin nihai vergisi sayılır. (GVK md. 94/15).

3- Serbest Meslek Kazançları İstisnası (md.18)

Serbest meslek kazanç istisnasına ilişkin açıklama, yeterince ilgili bölümde yapılmıştır. Bu kazançlar üzerinden %17 vergi tevkif edilir ve tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde beyana dahil edilmez.

4-   Mesken Kira Geliri İstisnası

Mesken kira geliri istisnasına ilişkin açıklama gayrimenkul sermaye iratlarına ait kısımda yeterince yapılmıştır. (Sh.92)

5-   PTT Acentelerinin Kazanç İstisnası (mük. md. 18)

Bunların elde ettiği kazançlar vergiden müstesnadır, ancak bu istisnanın tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur. Bu vergi onların nihai vergisidir.

6-   Eğitim ve Öğretim İşletmelerinde Kazanç İstisnası
(md. 20)

Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve ortaöğretimin özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden müstesnadır.

Bu istisna, ilgili bakanlıkların hazırladığı yönetmelik çerçevesinde uygulanır. Yönetmelikte istisna uygulanacak okul ve başvuru şekilleri ile diğer hususlar belli edilmiştir.

7-   Menkul Sermaye İradı İstisnası (md.22)

Bu istisnalar şunlardır:

1- Tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin tamamı gelir vergisinden müstesnadır.

2- Tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75’inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarının yarısı gelir vergisinden müstesnadır.

İstisna edilen tutar üzerinden 94’üncü madde uyarınca tevkifat yapılır ve bu tevkifat, gelirin beyan edilmesi söz konusu olursa, salınan vergiden mahsup edilir.

8-   Ücretlerde İstisna (md.23)

Bu maddede yer alan istisnalar, aslında istisna değil, bir muafiyet niteliğindedir. Zira maddede örneğin köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5000’i aşmayan yerlerde faaliyet gösteren ve münhasıran el ile dokunan halı ve kilim imal eden işletmelerde çalışan işçilerin ücretleri gelir vergisinden müstesnadır hükmüne yer verilmiştir.

Bu şekilde yapılan bir düzenleme istisnayı değil muafiyeti ifade eder.Aslında her iki halde de vergileme yapılmaz.

9-   Gider Karşılıklarında İstisna (md. 24)

Bu madde kamu görevlileri için uygulanmaktadır. Ticari faaliyette böyle bir istisna söz konusu olmaz. Ancak görevlilerin seyahatlerde yaptıkları harcamalar ücret olarak değerlendirilmez. Belge ile ispatı gerekir.

10- Tazminat ve Yardımlarda İstisna (md. 25)

Bu madde oldukça uzundur ve yeri geldikçe söz edilecektir. Örneğin ölüm, sakatlık ve işsizlik, çocuk zammı, evlenme ve doğum yardımı, kıdem tazminatı, nafakalar gibi ödemeler gelir vergisinden müstesnadır.

11- Teçhizat ve Tayin Bedelleri (md. 27)

Maddede, demirbaş olarak verilen giyim eşyası bedelleri gelir vergisinden müstesnadır.

Bu halde verilen giyim eşyasının, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve işin görülmesi sırasında giyilip, iş bitince çıkarılarak iş yerinde bırakılması gerekir.

12- Teşvik, İkramiye ve Mükafatlar (md. 29)

İlim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini teşvik maksadıyla verilen ikramiye ve mükafatlar gelir vergisinden müstesnadır.

Örneğin tarım ve hayvan yetiştirilmesini teşvik amacı ile Bakanlıkça verilen ikramiyeler vergiden müstesnadır.

Amatör sporculara karşılaşmalara göre verilen ödüller.

Spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler vergiden müstesnadır.

13- Tek İşverenden Alınan Ücret

Tutarı ne olursa olsun tek işverenden alınan ücret için yıllık beyanname verilmez. Başka gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde bile bu ücret beyana dahil edilmez, stopaj yoluyla kesilen vergi, ücretin nihai vergisi olur.

14- Diğer Ücretler

Diğer ücretler hakkında ilgili bölümde yeterli açıklama yapılmıştır.

GVK md. 64 hükmüne göre diğer ücretler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bunlar beyana dahil edilmez.

15- Toplamı 1.290 TL’yi Aşmayan Gelir

Bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 2012 yılı için 1.290 lirayı aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına tabi olmayan menkul ve gayrimekul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmez. (GVK md. 86/1.d)

Bu bent hükmüne göre elde edilen yıllık gelir sadece 1.290 lirayı aşmayan ve üzerinden tevkifat yapılmayan ve istisna uygulanmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmeyecektir.

Konuya ilişkin şu örnekler verilebilir.

√ Kıyı bankacılığından sağlanan faizlerle hisse senedi ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satış gelirleri.

√ İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığı alınan para ve ayınlar.

√ Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri ile her nevi alacak faizleri ve yurt dışından elde edilen diğer menkul sermaye iratları.

√ Basit usule tabi olanlara kiralanan iş yeri kira gelirleri.

Söz konusu 1.290 lira bir istisna değildir ve bu had aşıldığında toplam tutara göre beyanname verilmesi gerekir. Bu gelir unsurları için 1.290 lira ayrı ayrı değil, hepsinin toplamına göre değerlendirilecek, toplam 1.290 lira aşıldığında beyan edilecektir.

 

GVK GEÇ.67 MAD.’YE GÖRE TEVKİFATA           TABİ GELİRLERİN BEYANI

1- Geçici md. 67/1’inci Bent Hükmü

Bu bent hükmünde yer alan işlemlerin ana başlıkları şöyledir:

a) Bankalar ve aracı kurumların aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark üzerinden;

b) Bankalar ile aracı kurumların alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedelleri arasındaki fark üzerinden;

c) Bankalar ve aracı kurumların menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel gelirleri üzerinden;

d) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler.

Üzerinden tam mükellef gerçek kişi  ve kurumlar tarafından hisse senetlerine ilişkin olarak elde edilen kazançlar için %0, bu kişi ve kurumlar tarafından elde edilen diğer kazançlar için %10 vergi kesilir.

Bu kesinti menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetlerinden yapılmaz.

2- Geçici md. 67/2’nci Bent Hükmü

GVK md. 75’in (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratlarından %10 vergi kesilir, Hazinece yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilen iratlardan kesinti yapılmaz.

Geçici madde 75/5 hükmü şöyledir

“Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan faizler” ibaresine yer verilmiştir.

Kesinti bu menkul kıymetlerin iratları üzerinden ödemeyi yapanlarca yapılır. Bu vergi nihai vergi sayılır.

3- Geçici md.67/3’üncü Bent Hükmü.

Bankalar ile aracı kurumlar, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını, tevkifata tabi tutulmadan almaları halinde, kendilerine satış yapanlar adına satış bedeli ile alış bedeli arasındaki fark üzerinden %10 oranında tevkifat yaparlar.

Ancak hisse senetleri ile (1) numaralı fıkranın altıncı paragrafında belirtilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarına ait fark üzerinden kesinti yapılmaz.

4- Geçici md.67/4’üncü Bent Hükmü

GVK 75’inci maddesinin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı sermaye iratlarından %15 oranında vergi kesilir.

Sözü edilen 75/7’nci bent hükmü mevduat faizlerini, 12’nci bent hükmü faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kar payları ile kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kar payları ve özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarını, 14’üncü madde hükmü ise kısaca repo gelirlerini ifade etmektedir.

Yukarıda GVK geçici maddenin dört bendine ilişkin özet bir açıklama, daha doğrusu madde hükmüne yer verilmiş ve bu ödemelerin vergi kesintisine tabi olduğu belirtilmiştir.

Bu kesintiler, bu iratların nihai vergisi kabul edilmiştir. Ancak sözü edilen iratlar ticari bir işletmeye dahil olduğunda ticari kazanç gibi değerlendirilecek, kesilen vergiler, salınan vergiden mahsup edilecektir.

GVK Geçici Madde 67/7 Hükmü

Madde hükmü şöyledir.

“(1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tabi tutulan kazançlar için gerçek kişilerce yıllık veya münferit beyanname verilmez. Diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye bu gelirler dahil edilmez. Ticari faaliyet kapsamında elde edilen gelirler ticari kazanç hükümleri çerçevesinde kazancın tesbitinde dikkate alınır ve tevkif suretiyle ödenmiş olan vergiler; beyannamede gösterildiği yılda salınan vergiden mahsup edilir. Ancak (2) ve (9) numaralı fıkralar kapsamında tevkif suretiyle ödenen verginin, işlemden doğan kazancın tabi olduğu tevkifat oranı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı aşan kısmı yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilmez.”

Madde hükmü yoruma yer vermeyecek kadar açıktır, başka ilave yapılmasına gerek görülmemiştir.

YURT DIŞINDA OTURAN TÜRK VATANDAŞLARININ BEYANI

Yurt dışındaki Türk vatandaşlarının vergilendirilmesine ilişkin yeterli açıklama GVK Gn. Teb. no: 210’da yapılmıştır. Bu tebliğin özeti aşağıdaki gibidir.

Yurt dışında oturma veya çalışma izni bulunan Türk vatandaşları, gelir vergisi uygulaması açısından, ikametgahları bulundukları ülkede olduğu kabul edilir.

Yabancı ülkede yaşayan Türk vatandaşlarının kişisel ve ekonomik ilişkilerinin yoğunlaştığı yer, bulundukları yabancı ülkeler olduğundan, bu ülkeler çifte vergileme anlaşmasının uygulanması bakımından mukim ülke olarak vergileme hakkına sahip olmakta, Türkiye ise ancak kaynak ülke olarak vergileme hakkını sürdürebilmektedir.

Buna göre çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından “Dar Mükellefiyet” esasında vergilendirilmeleri gerekmektedir.

Türkiye’ye dönüş yapanlar ile altı aydan daha fazla bir süreyle Türkiye’de oturanlar ise, tam mükellefiyet esasında vergilendirilecektir.

Buna göre Gelir Vergisi Kanununun 86/2 madde hükmü uyarınca, dar mükellefiyet esasında vergilendirilecek söz konusu vatandaşların Türkiye’de elde ettiği gelirin sadece;

√ Tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile kurumlardan elde edilen kar paylarından;

√ Değer artış kazançları veya arızi kazançlardan;

İbaret olması halinde gelir toplanmayacak ve yıllık beyanname verilmeyecektir.

Ancak ticari kazanç ile gerçek usulde zirai kazanç elde edilmesi halinde yıllık beyanname verilecek ve gelir bu beyannamede toplanacaktır.

 

DAR MÜKELLEFİYETTE BEYAN

Dar mükellefiyette beyana ilişkin yasa hükmü aynen şöyledir,

“Dar mükellefiyette, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar”

için yıllık beyanname verilmez.

“Bu gelirler üzerinden kesilen vergiler, bunların nihai vergisi kabul edilir.” (GVK md. 86/2)

Dar mükelleflerin bu kazanç ve iratları üzerinden vergi kesintisini, bunlara ödeme yapan kimseler yaparlar.

Ödemelerin, ilgili gelir unsurlarına ait belgelere göre yapılması zorunludur. Belgeler genelde fatura veya fatura yerine geçen belgelerdir ve bir ödeme yapıldığını gösterir.

Dar mükellefler, yukarda yazılı gelir unsurları dışında kalan ticari kazanç ve gerçek usulde tesbit edilen zirai kazançları için yıllık beyanname vermek durumunda oldukları tabiidir.

Dar mükelleflerin vergi kesintisine tabi ve yıllık beyanname vermek durumunda olmadıkları gelirlerine ait bir had öngörülmemiştir. Zira GVK md. 86/2’de böyle bir haddin olduğuna dair bir hükme yer verilmemiştir.

 

VERGİNİN TARHI

Verginin Tarhı

“Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nisbetler üzerinden, vergi dairesi tarafından hesaplanarak, bu alacağı miktar itibarıyle tesbit eden idari bir muameledir.” (VUK.md.20)

Tarh işlemi eğer mükellefin beyanına göre yapılır ise, bu halde tarhla birlikte tahakkuk da gerçekleşmiş olur. (VUK md. 20)

Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir. (VUK md. 22)

Beyana dayanan vergilerin tebliği mükellefe ayrıca yapılmaz, mükellefler tarh ettirdikleri vergileri süresinde ödemek durumundadır.

Ancak ikmalen veya re’sen salınan vergilerin tarhı mükelleflere tebliğ edilir, usulüne göre tebliğ edilmeyen vergiler, mükellef açısından hiç bir hukuki sonuç doğurmaz.

İkmalen veya re’sen tarh edilen vergilerin tahakkuku iki şekilde gerçekleşir, eğer adına bir vergi salınan kimse 30 günlük süre içinde dava açmaz ve dava süresini geçirir ise salınan vergi kesinleşir.

Bu halde ancak vergi hataları nedeniyle düzeltme talep edilebilir, aksi halde kesinleşen vergi tahsil edilir.

Dava konusu yapılan tarhiyat ise yargı kararlarının kesinleşmesi ile tahsil edilir hale gelir.

BEYAN ESASI

Aksine hüküm olmadıkça gelir vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. (VUK.md.83)

Gelir vergisi beyanı,

1- Yıllık,

2- Muhtasar,

3- Münferit,

Beyannamelerle yapılır.

1- Yıllık beyanname, çeşitli kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde edilen kazanç ve iratların bir araya getirilip toplanmasına ve bu suretle hesaplanan gelirin vergi dairesine bildirilmesine mahsustur.

Gelirin takvim yılının belli bir dönemine taalluk etmesi, beyannamenin yıllık vasfını değiştirmez,

2- Muhtasar beyanname işverenler veya vergi tevkifatı yapan kimseler tarafından kesilen vergilerin matrahları ile birlikte, toplu olarak vergi dairesine bildirilmesine mahsustur.

Vergi kesintisi yok ise muhtasar beyanname verilmez. Ancak bu halde vergi dairesine bir dilekçe ile bilgi verilmesi yerinde olur.

3-Münferit beyanname, dar mükellefiyete tabi olanların yıllık beyanname ile bildirmeye mecbur olmadıkları kazanç ve iratlardan vergisi tevkif suretiyle alınmamış olanların bildirilmesine mahsustur.

Münferit beyanname genelde değer artış kazançları için verilir.

 

TEVKİFAT YAPILMADIĞI İÇİN YILLIK BEYANNAME                                 İLE BEYAN EDİLECEK ÜCRETLER.

Tek işverenden bile alınsa, vergisi tevkif edilmeyen ücretler, yıllık beyannameye göre vergilendirilir.

Bu şekilde vergilendirilen ücretler şunlardır.

1- Ücretin yabancı bir memleketteki işverenden alınması.

2- Ücretin yabancı elçilik ve konsolosluklardan alınması,

3- Maliye Bakanlığınca yıllık beyanname ile bildirilmesi istenen ücretler.(GVK.md.95)

Bu şekilde ücret alan kimseler, başka şart aranmadan, ücretlerini yıllık beyanname ile beyan etmek durumundadır.

BİRDEN FAZLA İŞVERENDEN ALINAN           ÜCRETLERİN BEYANI

Birden fazla işverenden ücret alan ve başkaca geliri olmayan ücret erbabının yıllık tevkifata tabi tutulmuş ücret toplamı 2012 yılında 25.000 lirayı aşmadığı sürece beyanname verilmez.

Toplamada birinci işverenden alınan ücret nazara alınmaz, ikinci ve diğer işverenlerden alınan ücretler toplanır.

Beyanname verilmesi için ikinci veya üçüncü işverenlerden alınan ücretlerin toplamı 25.000 lirayı aşması gerekir. Bu halde ücretlerin tamamı için yıllık beyanname verilir.

 

YILLIK GELİR SADECE ÜCRETLER, MENKUL VE
GAYRİMENKUL SERMAYE İRADINDAN İBARET İSE                                 BEYANNAME VERİLMESİ

Menkul ve gayrimenkul sermaye iradının toplamına birinci işverenden alınan ücret dahil edilmeyecek, birden fazla işverenden alınan ücret toplanacaktır.

Bu üç gelir unsurunun yıllık toplamı 2012 yılında 25.000 liranın altında ve vergi tevikfatına tabi tutulmuşsa, bu gelirler için yıllık beyanname verilmez.

Örnek:

İş yeri kirası                                   :              6.000

Mesken kirası                                :              5.000

Ücretler                                         :             7.000

Menkul sermaye iradı                    :          + 6.000

Yıllık Gelir                       :            24.000

Yıllık gelir 25.000 liralık haddin altında olduğu için sadece mesken kira gelirinin istisna haddini aşan kısmı yıllık beyanname ile bildirilecek, üzerinden vergi kesilen diğerleri beyana dahil edilmeyecektir.

 

GVK SİRKÜLERİ NO: 16’DAKİ ÖRNEK

Örnek 2:

Birinci işverenden alınan ücret        :            50.000

İkinci işverenden alınan ücret          :            10.000

İş yeri kira geliri (brüt)                   :        + 23.000

Yıllık Gelir Toplamı          :            83.000

Bu halde birinci işverenden alınan 50.000 liralık ücret nazara alınmayacak, ikinci işverenden alınan ücret ise 2003 yılı beyan sınırı olan 12.000 liranın altında olduğu için, ücret gelirleri beyana dahil edilmeyecektir.

Yani ikinci ücret de tek başına beyan sınırı ile karşılaştırılmış, haddin altında kaldığı için toplamaya dahil edilmemişitr.

Not:       Bu sirküler 11.02.2004’de yayınlanmış olup beyan sınırı da 12.000 liradır.

 

GVK Sir. No:16 Örnek 3:

Serbest meslek kazancı                  :            10.000

Birinci işverenden alınan ücret        :            28.000

İkinci işverenden alınan ücret          :            11.000

İş yeri kira geliri (brüt)                   :        + 10.000

Yıllık Gelir Toplamı          :            59.000

Sirkülerde yapılan açıklamaya göre ikinci ücret 12.000 liralık haddin altında kaldığı için toplamaya dahil edilmeyecektir.

Serbest meslek kazancı ile iş yeri kira gelirinin toplamı 12.000 liralık haddi aştığı için, beyannamede serbest meslek kazancı ile iş yeri kira geliri gösterilecek, 39.000 liralık iki ücret geliri beyana dahil edilmeyecektir.

Yukarya alınan 2 ve 3 no.lu örnekler, toplama yapılmayan durumlarla beyanname verilmesi gereken hususları belirtmek için verilmiştir. 2012 yılı haddini 25.000 olarak dikkate alın.

 

DAR MÜKELLEFİYETTE BEYANA TABİ           OLMAYAN GELİRLER

Tam mükellefiyette olduğu gibi tevkifata tabi tutulmuş bazı gelir unsurları için beyanname verilmesi veya verilen beyannameye bu gelirlerin dahil edilmemesi, dar mükellefler için de geçerli kılınmıştır.

Madde hükmüne göre, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan ücretler, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar için dar mükellefler yıllık beyanname vermezler, diğer gelirleri için yıllık beyanname verseler bile bu gelirlerini beyannamelerine dahil etmezler. (GVK md.86/2)

Dar mükelleflerin bu gelir unsurlarının dışında Türkiye’de ticari, zirai ve serbest meslek kazancı elde etmeleri halinde beyanname vermeleri gerekir.

 

İNDİRİM ORANI UYGULANDIKTAN SONRA BEYAN                                  EDİLECEK MENKUL SERMAYE İRATLARI

1- Yürürlükten kaldırılan hüküm

Gelir Vergisi Kanununun 76’ncı maddesinde, “75’inci maddenin ikinci fıkrasının 5, 6, 7, 12 ve 14 numaralı bentlerinde yer alan menkul sermaye iratlarına indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısmı bu iratların beyanı sırasında indirim olarak dikkate alınır, yani gider olarak indirilir.

İndirim oranı uygulanmasına ilişkin 76’ncı maddeye göre menkul kıymetlerin beyanında uygulanacak indirim oranı %84.4 olarak tesbit ve ilan edilmiştir. (GVK Gn.Teb. no: 284/5)

Bu kapsamda 2012 yılında elde edilen menkul sermaye iratlarından 01.01.2006’dan önce ihraç edilmiş GVK md. 75/5 bendinde sayılan her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İaderelerince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler indirim oranı uygulanarak beyan edilecektir.

“Döviz cinsinden açılan hesaplara ödenen faiz ve kar payları, dövize, altına veya başka değere endeksli menkul kıymetler ile döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilen gelirlere indirim oranı uygulanmaz.”

GVK’nın 76’ncı maddesinin bu hükmü 5281 sk. ile 31.12.2005 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.Buna göre bu tarihten sonra elde edilen menkul sermaye iratları için indirim oranı uygulaması yapılmayacaktır.

Ancak 01.01.2006’dan önceki işlemlere ilişkin olarak GVK geçici madde 67/9’da bir düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemeye ait özet açıklama şöyledir.

2- Yürürlükte Olan Hüküm

Yasa maddesi şöyledir.

“GVK geçici maddesinin yürürlük tarihi olan 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile,

√ Toplu Konut İdaresi,

√ Özelleştirme İdaresince,

Çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde, bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde 31.12.2005 tarihi itibariyle geçerli olan hükümler uygulanır” (GVK geç.md.67/9)

Bu hükme göre, maddede sözü edilen gelirlerin vergilendirilmesinde indirim oranı uygulanacak ve kalan kısım için ya beyanname verilecek ya da verilen beyannameye dahil edilecektir.

Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetler ile döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilen sermaye iratlarının vergilendirilmesinde indirim oranı uygulanmayacaktır.

 

VERGİLEME NASIL YAPILACAKTIR?

Yukarıda sözü edilen menkul sermaye iratlarına indirim oranı uygulanacak ve 01.01.2006 tarihinden önceki vergi oranlarına göre vergileme yapılacaktır.

Ancak 2012 yılında diğer gelir unsurları da mevcut ise, yıllık gelir toplama yapılarak beyan edilecektir.

Bu halde hem 2006’dan önceki vergi oranı ve hem de cari yıldaki vergi oranı birlikte uygulanmış olacaktır.

Benzer durum 2005 yılı kazançlarından indirilemeyen ve izleyen yıllarda indirim konusu yapılan yatırım indirimine tabi tutulan matrahlar için de söz konusu olmuştur.

Sirkülerde şu açıklama yapılmıştır.

“Beyannamede yer alan gelir için, yatırım indiriminden yararlanılan ticari kazanç yanında diğer gelir unsurlarını da içermesi halinde, vergiye tabi toplam matraha 31.12.2005’de geçerli olan gelir vergisi tarifesi uygulanarak hesaplanacak vergiden, ticari kazançların toplam gelir içindeki oranı dikkate alınarak yatırım indiriminden yararlanılan kazanca isabet eden kısım bulunacaktır.

Öte yandan vergiye tabi toplam gelir bu kez 2006 yılı tarifesi uygulanarak hesaplanacak vergiden, diğer gelirlerin toplamı gelir içindeki oranı dikkate alınarak, diğer gelirlere isabet eden kısım hesaplanacak, bulunan tutar ile yatırım indiriminden yararlanılan kazanca ilişkin olarak hesaplanan vergi tutarı toplanacak ve bu tutar ilgili yılın gelir vergisi olacaktır.” (60 no.lu sirkülerin 3’üncü bölümü)

Bu hesaplama yatırım indirimine ilişkin olarak yapılmıştır, ancak hesaplama şekli olarak GVK geç. md. 67/9’bendinde yazılı kazanç ve iratların vergilendirilmesi için de geçerlidir ve bire bir benzeşmektedir. Bu nedenle aynı örnek esas alınarak sözü edilen gelirlerin vergilendirilmesi de buna göre yapılmalıdır.

Şöyle bir örnek verilebilir:

31.12.2005 vergi tarifesine göre, yıllık gelir 2010’da 30.000 lira kabul edildiğinde vergisi 7.920 lira olacaktır. Her iki gelir 15.000 + 15.000 lira olduğu kabul edilir ise vergilerin oranı eşit olur ve yıllara 3.960 lira pay düşer.

Not:       2012 yılı için de hesaplama bu usule göre yapılacaktır.

Bu kez aynı matrah üzerinden 2010 yılı vergi oranına göre vergi hesaplanır. Bu halde vergi 4.965 lira olur.

Oran yine eşit kabul edildiği için 2010 yılı payı 2.483 lira tutar.

Buna göre 30.000 liranın 2012 yılı vergisi 6.443 lira tutar (3.960 + 2.483 =) 6.443

 

DEVLET TAHVİLİ VE HAZİNE BONOSU           GELİRİ İSTİSNASI

Gelir Vergisi Kanununun geçici 59’uncu maddesiyle 31.12.2007 tarihine kadar 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ve bunların elden çıkarılmasından sağlanan değer artış kazançları toplamının 2001 yılında 50 milyar lirası, 2002 ve izleyen yıllarda bu tutarın veya artırılmış tutarın her yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılması ile bulunacak tutar, gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu hüküm uyarınca 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan Devlet tahvili ve Hazine bonolarından elde edilen gelirlere ilişkin istisna uygulaması 31.12.2007 tarihinde son bulduğundan 01.01.2008 tarihinden itibaren bu kıymetlerin faiz gelirleri ile bu kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan diğer kazançlarla ilgili olarak istisna uygulaması söz konusu değildir. (GVK Gn. Teb.no: 270)

 

VERGİ MATRAHI

Yıllık beyannamede gösterilen gelir üzerinden her zaman vergi salınmayabilir, zira beyanname üzerinde indirilebilir giderler ve zarar ayrıca kanunen kabul edilmeyen giderler de mevcut olabilir.

Vergi matrahı bu kalemlerin beyan edilen gelirden indirilmesi veya eklenmesinden sonra tespit edilir. Aşağıda bu konular üzerinde durulmuştur.

ZARAR MAHSUBU

Her yıla ait zarar ayrı ayrı gösterilmek suretiyle geçmiş beş yıla ait zararlar, beyanname üzerinde gösterilen yıllık gelirden indirilir. (GVK md.88)

Zarar mahsubu yıllar itibariyle yapılacağı için gelir beyan edilince mahsubun da yapılması gerekir. Eğer mahsup yapılmaz beyan edilen gelir üzerinden vergi tarhı yaptırılırsa, önceki yıllara ait zararın indirilmesi kabul edilmez.

Öte yandan zarar çıkmışken mükellef kar beyan etmiş veya vergi dairesince zarar göstermeyip kar beyan etmiş ise, bu halde mali tablolarda yer alan bu zarar izleyen yıl gelirlerinden mahsup edilemez. Mahsubu mümkün olmayan bu zarar, vergisi ödenmiş karla kapatılır.

 

DİĞER KAZANÇ VE İRATLARA AİT           ZARAR MAHSUP EDİLİR Mİ?

Diğer kazanç ve iratlar, elde edilirse beyana tabi tutulur, elde edilmez ise beyan da edilmez, zira bu tür bir mükellefiyet, gelirin elde edilmesine bağlıdır.

Bu nedenle diğer kazanç ve iratlar için beyan edilmez, edilse bile indirimi kabul edilmez. (GVK md.88)

 

GEÇMİŞ YIL ZARARLARIYLA GİDERLERİN YILLIK                                   BEYANNAMEDE İNDİRİM SIRASI

Geçmiş yıl zararlarının, yıllık gelirden indirilmesi hem kendi içinde ve hem de beyannamede gösterilen masraflar arasında belli bir sıra vardır. Şöyle,

Geçmiş yıl zararları yıllara göre en öncesinden başlayarak indirim konusu yapılır. Örneğin 2010 ve 2011 yılları zararla, 2012 yılı karla kapanmış ise önce 2010 yılı zararı mahsup edilir, artan bir kısım olur ise 2011 zararı indirilir.

Eğer 2010 yılı zararı mahsup edilmeden 2011 yılı geliri vergilendirilir ise, 2010 yılı zararı artık izleyen yıllarda mahsup edilemez.

Öte yandan yıllık beyannamede zararla birlikte gelirden indirilecek giderler de varsa, geçmiş yıl zararları indirildikten sonra kalan gelir üzerinden giderler indirilir. Giderlerin indirilemeyen kısmı izleyen yıla devredilemez.

Beyan üzerinden GVK md. 89’a göre yapılacak indirimler ise zarar mahsubundan arta kalan kısım üzerinden yapılır.

YURT DIŞI ZARARININ MAHSUBU

“Tam mükellefiyette yurt dışı zararları, ilgili ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahının her yıl o ülkenin denetim elemanlarınca rapora bağlanması ve raporun tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye’de vergi dairesine ibrazı halinde mahsup edilir.”

Mali tabloların o ülke yetkililerince onayı gerekir. İlgili ülkede denetim yetkilisi yoksa, vergi beyannamesi ve ekleri Türk temsilciliklerince onaylanır.

İlgili ülkede zarar mahsubu yapılmış ise, Türkiye’de beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazanç, mahsuptan önceki tutar olacaktır.

Türkiye’de gelir vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili zarar, yurt içindeki gelirden mahsup edilmez.(GVK.md.88)

 

KAR PAYLARININ BEYANI İLE İLGİLİ           ÖZELLİKLİ HUSUSLAR

Kar payları, nakit olarak tahsil edilmesi, ya da hesaben ödenmesi suretiyle elde edilir.

Kar payının dağıtılması, genel kurul kararına bağlıdır, ancak genel kurul karar verse bile dağıtım yapılmadıkça elde etme gerçekleşemez.

Karın dağıtımı halinde %15 vergi kesilir ve kesilen verginin tamamı, beyanname verilmesi halinde tarh edilen vergiden indirilir artan kısım olursa GVK.Gn.Tb.no:252’de yazılı usule göre mükellefe iade edilir.

Karın sermayeye eklenmesi, kar dağıtımı sayılmaz ve vergi kesilmez. Ancak tasfiye halinde dağıtım yapılınca bu dağıtımda %15 vergi kesilir.

 

ŞAHIS ŞİRKETLERİNDEN ELDE EDİLEN KAR PAYI

Kollektif şirketlerde ortakların, adi veya eshamlı komandit şirketlerde komandite ortakların, ortaklık karından aldıkları paylar, onların şahsi ticari kazancı sayılır (GVK.md.37)

Bu nedenle bu kar payları için vergi kesintisi yapılması ve istisna uygulanması söz konusu olmaz.

Komanditer ortakların kar payları menkul sermaye iradı sayılır, ancak adi komandit şirketlerde vergi kesintisi yapılmaz, eshamlı komandit şirketler kurumlar vergisi mükellefi oldukları için, komanditer ortağın kar payından vergi kesilir.

Şahıs şirketlerinin tasfiyesi sonunda tasfiye zararı doğmuşsa bu zarar indirim konusu yapılmaz zira bu zarar sermayede meydana gelen eksilme sayılır. (GVK md.88)

 

DERNEK VE VAKIFLARIN İKTİSADİ İŞLETMELERİ

Dernek ve vakıfların vergi mükellefiyeti yoktur, ancak bunların iktisadi işletmeleri kurumlar vergisi mükellefidir. Bunların kar dağıtımında %15 vergi kesilir. (GVK md.94/6)

Uygulamada Gelir İdaresi Başkanlığının da görüşü, vakıf ve derneklerin iktisadi işletmeleri tarafından bağlı oldukları vakıf ve derneklere aktardıkları kar payı üzerinden vergi kesilmesi gerektiği yönündedir.

 

BEYANNAME ÜZERİNDE YAPILACAK İNDİRİMLER (GVK md.89)

1- Ödenen Kıdem Tazminatına İlişkin İndirim

Yıl sonlarında, çalışan her personel için, işten çıkmasalar bile kıdem tazminatı hesaplanır ve karşılık ayrılarak ilgili hesaba gider yazılır. Örneğin şu kayıt yapılır.

                            770 Hesap (KKEG)                      —

472 Hesap                                                     —

Kıdem tazminatı karşılığı

Kıdem tazminatına hak kazanan bir personele, izleyen yıllarda ödeme yapılınca ise şu kayıt yapılır.

                            472 Hesap                                    —

100 Kasa Hesabı                                           —

Kıdem tazminatı ödemesi

Bu şekilde kıdem tazminatı karşılığından, ödeme tutarı kadar mahsup işlemi yapılmış olur.

Her yıl ayrılan kıdem tazminatı karşılıkları, kanunen kabul edilmeyen gider olarak yazılır ve yıllık beyana eklenerek vergilendirilir.

2- Sigorta Primi İndirimi

Beyan edilen gelirin %15’ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si ile ölüm, kaza, hastalık, sağlık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri gelirden indirilir.

Ödenen prim tutarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması şarttır. Ayrıca ödenen primin GVK md. 63/3’de yazılı şekilde ücretin safi tutarının tesbitinde dikkate alınmamış olması gerekir. (GVK md. 89/1)

3- Eğitim ve Sağlık İndirimi

Mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları yıllık gelirden indirilir, ancak, indirimin beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması, harcamanın Türkiye’de yapılması gerekir.

Harcamanın gerçek gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınan belgelerle ispat edilmesi şarttır. Harcamaya ilişkin faturanın indirim uygulanacak veli adına kesilmesi gerekir.

Yıllık gelirden fazlası ertesi yıla devredilmez.

Vergiden muaf kurumlara ödenen eğitim primleri, faturalı olsa bile yıllık gelirden indirilmez.

4- Sakatlık İndirimi

Sakatlık indirimi ücretlilerin gelirine uygulanır ve ücretin safi tutarı da indirimden sonra bulunur. İndirimin 2012 yılı tutarı sıra ile 770, 350 ve 170 liradır. (GVK md.31)

Öte yandan yıllık beyanname veren özürlü serbest meslek erbabı ile basit usul mükellefleri de sakatlık indiriminden yararlanır.

Ayrıca bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ile hizmet erbabı da sakatlık indiriminden yararlanır. (GVK md.89/3).

5- Bağış ve Yardım İndirimi

Beyan edilen gelirin %5’ini aşmamak üzere yapılan bağış ve yardımlar yıllık gelirden indirilir. Bağışın, genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere, köylere, kamu yararına çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yapılması gerekir. Diğer hallerde indirim uygulanmaz.

Öte yandan Rehabilitasyon merkezi ile milli idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Dİ Başkanlığının denetimine tabi din eğitimi verilen tesislerin inşaatı dolayısıyla yapılan harcamlar veya bu tesislerin inşaası için bu kurumlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı.

6- Sağlık ve Eğitim Kurumlarına Yardım

İnşaa edilip bağışlanan okul, sağlık tesisi, yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar ile bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü nakdi bağış ve yardımlar, mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağışların tamamı,

Yıllık gelirden indirilebilir.

Bu bağışların, genel ve özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere yapılmış olması şarttır.

Bağış tutarının fazla olması halinde fazlalık, ertesi yıla devredilmez, bağışın yapıldığı yıldaki gelirle sınırlı kalacaktır.

İnşa halindeki okul, sağlık tesisi ve öğrenci yurtlarına ilişkin harcamalar, inşaat bitmeden indirim konusu yapılmaz, bu inşaatlar bittikten ve bağışa ilişkin resmi işlem tamamlandıktan sonra indirim konusu yapılır.

7- Gıda Bankacılığına Yapılan Bağışın İndirimi

“Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin,” Ticari kazancın tesbitinde gider olarak indirilmesi öngörülmüştür. (GVK md.40/10)

GVK’nın 40’ncı maddesine göre indirim konusu yapılacak bağışlar, mutlaka fatura ile belgelenecek, sevk irsaliyesi kesilecektir, faturada KDV gösterilmeyecektir.

Not:       Bağışa ilişkin işlemlerin nasıl yürütüleceği GVK Gn. Teb. 251’de açıklanmıştır.

8- Bilimsel ve Kültürel Harcama İndirimi

Kültür ve sanat faaliyetine ilişkin ticari olmayan uluslararası organizasyonlar için, ülkemizin kültürü, sanatı, tarihi, edebiyatı ile ülke tanıtımı için kitap, katalog, broşür, kaset, CD, DVD gibi manyetik ve elektronik materyaller için yapılan harcamalar, eserlerin korunmasına, bakım, onarım ve yaşatılmasına, kazı çalışmalarına, kültür envanterinin oluşturulmasına ve benzeri işlerin yapılmasına yönelik harcamalar indirim konusu yapılabilir.

Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluş tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen harcamalar niteliğinde olması gerekir. (GVK md. 89/7)

9- Sponsorluk Harcaması İndirimi

Sponsorluk harcamalarının,

√ Amatör spor dalları için tamamı,

√ Profesyonel spor dalları için %50’si,

Yıllık beyanname üzerinden indirim konusu yapılabilir. Bu harcamalar,resmi spor organisazyonu için yapılan saha, salon kirası, sporculara iaşe, seyahat ve ikamet giderleri, spor malzeme bedelleri, ayni ve nakdi yadımlar, transfer için bonservis bedelleri, prim mahiyetinde ayni ve nakdi yardım,

Gibi harcamalardır.

Sponsorluk harcamaları ilgili yönetmelikte düzenlenmiştir.Bu yönetmelik çerçevesinde tarafların hak ve yükümlülükleri yazılı bir sözleşme ile belirtilir.

10- AR-GE Harcaması İndirimi

Mükelleflerin işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamalarının %100’ü “AR-GE” indirimi olarak yıllık gelirden indirilebilir.

AR-GE harcamaları, “AR-GE faaliyetleri ile ilgili olarak yapılan ve aktifleştirilerek amortisman yoluyla itfa edilen veya doğrudan gider kaydedilen harcamalar, AR-GE harcamalarıdır. (KVK Gn. Teb. no: 1/10-2)

Buna göre AR-GE harcamaları doğrudan gider yazılabileceği gibi aktifleştirilerek amortisman yoluyla da yok edilebilir.

Gayri maddi hakka yönelik AR-GE harcamalarının aktifleştirilmesi, kurumlar için zorunludur. Bunun dışındaki harcamalar doğrudan giderleştirilebilir.

“İster aktifleştirilsin, ister doğrudan gider yazılsın ilgili dönemde yapılan AR-GE harcamalarının tamamı üzerinden %100 oranında AR-GE indirimi ‘ayrıca hesaplanacak ve indirim konusu yapılacaktır.” (KVK Gn.Teb. no: 1/10-2.6)

11- Bağ-Kur Primi İndirimi

Sigortalılarca ödenen Bağ-Kur giriş keseneği ile sigorta primleri, yıllık beyanname ile beyan edilen gelirden indirilir. (GVK Gn. Teb. no: 110)

12- Diğer Bağış ve Yardım İndirimi

Bakanlar Kurulunca yardım kararı alınan doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığıyla makbuz karşılığı yapılan ayni veya nakdi bağış ve yardımların tamamı indirim konusu yapılır.

Bağış ve yardımın nakden yapılmaması halinde, bağışlanan veya yardımın konusunu teşkil eden mal veya hakkın varsa kayıtlı değeri, yoksa Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre takdir komisyonunca tesbit edilecek değeri indirimde esas alınır.

Ticari emtianın ayni yardım olarak yapılması halinde KDV’li tutarı esas alınır, girdi KDV ise indirim konusu yapılmaz.

Amortismana tabi ve işletmenin aktifinde bir kıymetin bağışlanması halinde bağışın tutarı, birikmiş amortismanların mahsubundan sonra kalan tutar olarak esas alınır.

 

BEYANNAMENİN DÜZELTİLMESİ VE PİŞMANLIKLA                                BEYANNAME VERİLMESİ

Genel Bilgi

Beyannameler, kanunlarında yazılı süreler içinde verilir. Kanuni süresi içinde verilen beyannamenin eksik veya hatalı olduğu hallerde bu eksik veya hataları düzeltici mahiyette yeni bir beyanname verilebilir.

Ayrıca beyannamenin süresi içinde verilmeyerek bu süre geçtikten sonra verilmesi mümkündür. (VUK Gn.Teb. no: 368)

Düzeltme ve Pişmanlık Beyannamesi

Kanuni süresi içinde verilen beyannamede hata vea eksiklikler, eski beyannamenin düzeltilmesi şeklinde değil, yeni bir beyanname verilmesi şeklinde yapılacaktır. Buna göre yeni beyanname eski beyannamedeki bilgileri de kapsayacak şekilde verilecek, hata ve eksiklikler yeni beyanname ile düzeltilecektir.

Bu beyannamelerin daha önce verilmiş beyannamedeki matrah ve/veya vergiyi azaltıcı, devreden vergiyi artırıcı, mahsup, tecil ya da iade tutarını artırıcı nitelikte olması halinde durumu izah eden bir dilekçe ekinde verilmesi gerekmektedir. (VUK Gn.Teb. no: 368)

Ancak elektronik ortamda gönderilen beyannamelerin düzeltilmesi de elektronik ortamda yapılacak ve bu safhada durumu açıklayan yazılı izahat, elektronik ortamda, “Düzeltme Beyannamesi Gerekçesi” başlığı altında yapılacaktır.

Pişmanlıkla verilen beyannamelerin geçerli olması için VUK md.371’de yazılı şartların mevcut olması şarttır.

 

GEÇİCİ VERGİNİN MAHSUBU

“Bir önceki takvim yılında, üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek “tahsil” edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir.Mahsup edilemeyen tutar, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı, o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edilir.” (GVK mük. md.120)

Bu maddede dikkatinizi çekmek istediğim iki önemli husus var, onlardan ilki şu, geçici vergiyi ödeyen mükellefler mahsup yapar, ödemeyen mükellefler tahakkuk yaptırsalar bile mahsup yapamazlar.

Ödenmeyen geçici vergi için gecikme faizi uygulanır.

İkinci husus da şu, mahsuplardan sonra hala bir kısım geçici vergi kalmış ise diğer vergi borçlarına mahsubu istenir, buna rağmen artan kısım olur ise “o yılın sonuna kadar” yazılı olarak talep edilmesi halinde bu kısım mükellefe red ve iade edilir.

“O yılın sonu” ibaresi, geçici verginin mahsup edildiği yıldır. Geçici vergi, bir önceki yılın vergisi olsa bile mahsup işlemi bir sonraki yılda verilen beyanname üzerinden yapılmaktadır. Buna göre bu mahsup işleminin yapıldığı yıl o yıldır.

Yasaya göre red ve iade işlemi için o yılın sonuna kadar yazılı olarak başvurmak gerekmektedir. Peki acaba böyle bir başvuru yapılmaz ise geçici verginin “o yıldan” sonraki yıllarda mahsup imkanı var mıdır?

Bu konu yasada yer almamıştır. Ayrıca yazılı başvuru olmadığı hallerde red ve iade hakkıyla mahsup hakkının kalkacağı yönünde de yasal bir düzenleme yoktur. Ancak yazılı talep olmadığı hallerde indirim ve iade hakkı düşmektedir.

 

VERGİ KESİNTİSİ VE MAHSUBU

Vergi kesintisi Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesi ile düzenlenmiştir. Kesinti yıllık beyanname verilmesi halinde salınan vergiden mahsup edilir. Beyanname verilmez ise, nihai vergi sayılır.

Vergi kesintisi sorumlusu tarafından yapılır, kesinti yapılmazsa bu mükellefi etkilemez, ancak ödenmeyen kesintinin mahsubu vergi dairelerince kabul edilmez. Bu halde mükellef tarafından vergi dairesine bildirimde bulunulması gerekir.

Vergi kesintisinin mahsup ve iadesine ilişkin olarak GVK Gn.Teb. no:252’de yeterli açıklama yapılmıştır.

 

VERGİ KESİNTİSİNİN ESASLARI

Vergi kesintisi nakden veya hesaben yapılan ödemlere uygulanır. Hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.

Vergi kesintisi, ücretler dışında kalan ödemelerde gayri safi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır. (GVK md. 96)

Örneğin kiralar ödenmese bile aylık olarak tahakkuk ettirilip gider yazılır.Tahakkuk işlemi hesaben ödeme sayılır ve vergi kesilip beyan edilir.

 

YABANCI MEMLEKETTE ÖDENEN           VERGİNİN MAHSUBU

“Tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzer vergiler, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilir.”

İndirilecek miktar gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından fazla olduğu takdirde, aradaki fark nazara alınmaz.Bu indirimin yapılabilmesi için,

√ Yabancı memlekette ödenen verginin gelir üzerinden alınan şahsi bir vergi olması,

√ Yabancı memlekette vergi ödendiğinin yetkili makamlardan alınan ve mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan, memleketin ayni mahiyetteki temsilcileri tarafından tasdik olunan vesikalarla tevsik edilmesi,

şarttır.

Belgeler taksit zamanına kadar gelmemiş olur ise, yabancı memlekette elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden vergi kısmı bir yıl süre ile ertelenir.

Belgeler bu süre içinde vergi dairesine ibraz edildiğinde vergi düşülür, süre geçtikten sonra erteleme hükmü kalkar ve belgeler ibraz edilse bile nazara alınmaz. Mücbir sebep hali var ise nazara alınır.

 

ÇEŞİTLİ KONULAR

İKMALEN VERGİ TARHI

Vergi her zaman mükellefin beyanına göre salınmaz, idarenin tesbitine göre de vergi salınır.

Bir verginin eksik salındığı defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tesbit edildiğinde vergi ikmalen salınır. (VUK md.29)

Örneğin; emsal kira bedeline göre yapılan tesbit kanuni ölçüye göre yapılan tesbittir, zira emsal bedeli kanuni ölçü sayılır.

İkmalen salınan vergi için yargıya gidilmemeli, ya ön uzlaşma ya da tarhiyat sonrası uzlaşma ile çözüme ulaşılmalıdır, zira yargı maddi delillere göre salınan ve bir hata taşımayan tarhiyatları onaylamaktadır.

 

RE’SEN VERGİ TARHI

Re’sen vergi tarhı defter ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tayin edilemeyen vergi matrahı üzerinden yapılır. (VUK md.30)

Bu halde vergi matrahı takdir komisyonuna takdir ettirilir. Vergi dairesi takdir komisyonuna done verebileceği gibi, takdir komisyonu da takdiri inandırıcı delillere dayandırması gerekir.

Örneğin “2011 yılı gelir vergisi matrahı 5.000 TL olarak takdir edilmiştir.” şeklinde bir takdir geçerli değildir. Takdir komisyonu mükellefin geçmişteki beyanları, yıllık alış-satış tutarları ve karlılık oranı, sektörün genel durumu gibi hususları dikkate alması gerekir. Eğer bu hususlar dikkate alınmadan bir matrah takdir ettirilmiş ise, salınan vergi vergi mahkemesince terkin edilmektedir.

Örneğin araç satış bedeli kasko değerine göre düşük bulunur ve sadece kasko bedeli esas alınarak re’sen vergi salınırsa vergi mahkemesi tarhiyatı terkin eder zira aracın emsal bedeli şoförler odasından veya başkaca bir yerden de sorularak belirlenmesi gerekir.

Matrah farkı incelemeye dayalı olarak tespit edildiğinde re’sen takdir olunmuş sayılır. (VUK md.30)

Re’sen vergi tarhı çoğu kez tartışma götürür unsurları taşır ve bu nedenle yargıya götürülür. Ancak bizim önerimiz ön veya tarhiyat sonrası uzlaşma yapılması yönündedir, zira yargı yolu çoğu zaman daha pahalı olabilir.

 

BEYANNAMENİN SÜRE GEÇTİKTEN           SONRA VERİLMESİ

“Vergi beyannamesini kanuni süresi geçtikten sonra vermiş olanlara, beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re’sen gerekli tarhiyat yapılır ve bu beyannameler re’sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmez.” (VUK md.30)

Ancak vergi incelemesine başlanmamış veya takdir komisyonuna sevk edilmemiş olunması şarttır.

Kanuni süre geçtikten sonra verilen beyanname kendiliğinden verilen beyanname kabul edilir ve vergi ziyaı cezası yüzde elli oranında uygluanır. (VUK md.344)

Aslında süresi geçtikten sonra pişmanlıkla beyanname verilir. (VUK md.371)

Pişmanlıkla verilen beyannameye göre salınan vergiye ise vergi ziyaı cezası değil pişmanlık zammı uygulanır. Ancak pişmanlıkla beyaname verilirken, beyannamenin pişmanlıkla verildiğinin bir dilekçe ile  belli edilmesi gerekir. Pişmanlık belli edilmezse, vergi daireleri kendiliğinden verilen beyanname kabul ederek vergi ziyalı ceza salmakta ve pişmanlık hükümlerini uygulamamaktadır.

Ancak vergi mahkemeleri kanuni süresi geçtikten sonra verilen beyannameleri pişmanlıkla verilmiş beyanname kabul etmekte ve farklı işlemi iptal etmektedir.

İHTİRAZİ KAYITLA BEYANNAME VERİLMESİ

Mükellefler beyanlarına göre salınan vergiye karşı dava açamazlar, ancak vergi ve maddi hataların bulunması halinde dava yolu açıktır.

Diğer taraftan “ihtirazi kayıtla” verilen beyannameler aleyhine dava açılması mümkündür.

İhtirazi kayıtla beyanname verilmesi, idarenin yazılı görüşüne karşı çıkılması halinde gerçekleşir. Bunun için beyanname üzerine “İhtirazi kayıtla verilmiştir.” ibaresinin yazılması veya beyannamenin ihtirazi kayıtla verildiği bir dilekçeyle bildirilmesi gerekir.

İhtirazi kayıtla verilen beyannameye göre salınan vergilerin süresinde ödenmesi şarttır. Dava kazanıldığında mahkeme kararına göre ödenen vergi geri alınır.

İhtirazi kayıtla verilecek beyannamenin de süresinde  verilmesi gerekir, zira süresiden sonra ihtirazi kayıtla beyanname verilemez.

 

VERGİ UYUŞMAZLIĞININ ÇÖZÜMÜ

1- Düzeltme Yolu

Salınan bir vergi, vergi hataları taşıyorsa 30 günlük dava açma süresi içinde yazılı düzeltme talebine göre vergi dairesince düzeltilebilir.

Ancak vergi daireleri düzeltme talebini çoğu kez kabul etmemektedir. Önerim açık ve ispat edici belgeler sunulmadıkça düzeltme yoluna başvurulmaması, süresinde dava açılması yönündedir, zira dava açma süresini geçirmiş olmak mümkündür.

2- Uzlaşma Yolu

Salınan vergi ve vergi  ziyaı cezası uzlaşma konusu yapılarak çözülebilir. VUK md.359’a göre salınan vergi uzlaşma konusu yapılamaz.

Ayrıca usulsüzlük cezaları da uzlaşma dışında tutulmuştur. Ancak her türlü usulsüzlük cezaları ön uzlaşma konusu yapılabilir.

Pişmanlık beyannamesi verilmesi halindeVUK md.359  hükmü uygulanmaz.

Uzlaşma dilekçesi, dava dilekçesi gibi yazılır ve uzlaşma temin edilemezse, dilekçe dava dilekçesine çevrilir.

Uzlaşma Dilekçesi Örneği:

Uzlaşma Komisyonu Başkanlığına – ORDU

Uzlaşma İsteyen                                :    Ali Ay

Adres                                                :    Dere sk. no:13- Ordu

Vergi Kimlik No                                :    …………………..

Vergi Dairesi                                     :    Ordu Vergi Dairesi

Uzlaşma Konusu Türü                       :    Gelir Vergisi

Vergi Dönemi                                    :    2010 T. Yılı

Verginin Tutarı                                   :    33.000 TL

Cezanın Tutarı                                   :    33.000 TL

Vergi/Ceza İhbarnamesinin nosu        :    133

Tarihi                                                :    07.06.2011

Tebellüğ Tarihi                                   :    16.08.2011

OLAY: Adıma, yukarıda yazılı olduğu gibi vergi salınmış ve ceza kesilmiştir.

TALEBİM: Adıma salınan vergi ve cezanın tutarı konusunda uzlaşmak istiyorum. İsteğimin kabulü ile tarafıma gün verilmesni arz ederim. 29.08.2011

Ali AY

                                                                        İmza

Uzlaşma talebi için bir gerekçe gösterilmesi gerekmez sadece “uzlaşma istiyorum” yeterlidir. Uzlaşma sağlanamazsa yargı yolu açıktır, zira yargıya gitmek için en az 15 günlük süre tanımıştır.

Uzlaşılan vergi ve ceza miktarı tahsil edilebilir kamu alacağı niteliği taşır ve 6183 sk. kapsamında tahsil edilir. Düzenlenen ödeme emrine karşı dava açılamaz.

 

3- YARGI YOLU

Başvuru Süresi

Vergi ve ceza uyuşmazlığı idari yollarla çözülemezse yargıya gidilir. Yargıya gitme süresi ikmalen ve re’sen salınan vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür. Dikkatinizi çekerim dava açma süresi bir ay değil, vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihini izleyen günden başlamak üzere 30 gündür.

Sürenin son günü resmi tatile rastlarsa başvuru süresi izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

Yargılama Usulü

Vergi davaları yazılı yargılama usulüne tabidir. Yazılı yargılama mahkemece, oluşturulan dava dosyasındaki belge ve iddialara bakılarak yürütülür, duruşma yapılmaz.

Eğer duruşma talebi varsa mahkeme duruşmaya gerek olup olmadığına re’sen karar verir,  talebe bağlı kalmaz.

Yazılı yargılama usulünde davacı, davayı açarken dava dilekçesinde tüm iddia ve delillerini göstermek zorundadır, dava yürütülürken bu dilekçede yazılı iddia ve görüşlerine bağlı kalır, yeni bir iddia ve delil ileri  süremez, zira bu davayı genişletmek demektir ve kabul edilmez.

Ancak dava açarken vakıf olmadığı ve bilahare ele geçen belgeler dava yürütülürken dava dosyasına konulabilir.

Dava Açmanın Hukuki Sonucu

İkmalen veya re’sen salınan vergi ve vergi cezasına karşı vergi mahkemesinde dava açıldığında tahsil işlemi kendiliğinden durur, davacının dava dilekçesinde bir talebi olmasına gerek yoktur.

Kararın Hukuki Sonucu

Vergi mahkemesi salınan vergi ve cezayı  tasdik ederse vergi dairesi mükellefe bir ödeme emri gönderir ve eğer isterse, 30 günlük süre dolduktan sonra tahsil işlemlerini başlatabilir.

Ancak çoğu kez mükellefler temyiz yoluna  başvurmakta ve temyiz dilekçesine de “Yürütmenin durdurulması taleblidir.” notu düşmektedir.

Yürütmenin durdurulması talepli dilekçe mahkemece öncelikle ele alınır ve bu konuda bir karar verilir. Talep reddedilirse vergi daireleri tahsil işlemlerine başvurur.

 

İTİRAZ

BÖLGE İDARE MAHKEMESİNE

Tek hakimle verilen kararların itiraz yeri  bölge idare mahkemesidir. Uyuşmazlıkların tek hakim tarafından karara bağlanması, 2011 yılı için tutarının 8.400 lira olması gerekir. Bu tutar 2010 yılı haddinin yeniden değerleme oranına göre artırılması suretiyle hesaplanmıştır.

Bölge idare mahkemesinin verdiği karar kesindir, temyiz yoluyla Danıştaya götürülemez. Ancak kararın düzeltilmesi talebinde bulunmak mümkündür.

 

TEMYİZ

Vergi mahkemesinin nihai kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştaya temyiz yoluyla başvurulabilir.

Başvuru adına vergi ve ceza salınan mükellef tarafından yapılır ve gerekiyorsa yütürmenin durdurulması ve duruşma talep edilebilir.

Temyiz başvurusunda yeni bir iddia ileri sürülemez, vergi mahkemesine yapılan başvuru niteliğinde dilekçe yazılır.

Duruşma yapılması ve yürütmenin durdurulması ilgili Danıştay dairesinin takdirindedir. Dairenin verdiği karara karşı düzeltme talebi yapılabilir. Bu konudaki karar kesindir.

 

MAHSUP VE İADEDE İLKE

Vergi kesintisinin mahsup ve iade edilmesi için, üzerinden vergi kesilen gelirin yıllık beyannamede yer alması gerekir, yıllık beyannameye dahil edilmeyen gelirin vergi kesintisi mahsup ve iade konusu yapılamaz. (GVK md.121, KVK md.34)

Mahsup ve iade işlemi, yıllık beyannameye göre salınan vergi üzerinden yapılır ve artan kısım süresinde ödenir. Kesintinin fazla olması halinde şu işlem yapılır.

 

VERGİ DAİRESİNCE

Yukarıda sözü edilen GVK md. 121’e göre kesinti yoluyla ödenen vergi beyannameye göre salınan vergiden fazla olunca, bu fazlalık vergi dairesince mükellefe bildirilir. Bildirimin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde mükellefin yazılı başvurusu üzerine kendisine red ve iade olunur. (GVK sir. no: 79/2)

GVK md.121’de mahsup ve iadenin nasıl yapılacağı konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir. Bu yetkiye istinaden yapılan düzenleme şöyledir:

MAHSUBEN İADE

Mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla kabul edilecektir. Aranan belgeler gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi ile birlikte sunulacaktır.

Belgeler tamamlanmadıkça mahsuben iade kabul edilmeyecek, tarhiyata göre tahsilata devam edilecektir.

İkmalen veya resen tarhiyatlarda, mahsup talebine ilişkin dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih itibariyle mahsup işlemi yapılacaktır.

 

GVK Gn.Teb. no: 252 AÇIKLAMASI

Tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsup ve iadesine ilişkin açıklamalar bu tebliğde yapılmıştır. Kurumlar vergisinde ise I seri no.lu tebliğde yer almıştır. Bu tebliğlerdeki açıklamalar şöyledir. (GVK Sir. no: 79)

 

NAKDEN İADE TALEBİ

Nakden iade talepleri vergi dairesine hitaben bir dilekçe ile yapılacaktır. “İade talebi 10 milyar (10 bin) lirayı geçmiyorsa.

√  Tevkifatlara ilişkin ek: 1 no.lu tablo doldurulacak ve bununla birlikte,

√  Ücretlerde kesintiye ilişkin yazı işverenden alınacak, kiralar için kira sözleşmesi temin edilecek,

√  Menkul sermaye iradından kesinti yapan banka ve finans kuruluşlarından vergi kesintisinin yapıldığını gösteren belge alınacak,

√  Serbest meslek kazançlarında kesintinin sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren ilgili saymanlık yazısı,

√   Ticari ve zirai kazançlarda tevkif yoluyla kesilen vergilerin sorumlusu tarafından vergi dairesine ödenmiş olduğuna ilişkin belgenin,

İlgili kurumca onaylanan bir örneğinin dilekçeye eklenmesi koşuluyla inceleme raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.” (GVK Gn.Teb. no: 252/1.3.2)

Bu genel tebliğe göre kesintinin yapıldığı ve sorumlusu adına tahakkuk ettirildiği veya ödendiği ilgililerden alınan belgelerle ispatlandığında 10 milyarın (10 bin) altındaki nakten ödemeler derhal yerine getirilecektir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus her bir gelir unsuruna ait istenen belgelerin temin edilmesi hususudur. Bu halde ya tahakkuk ya da ödemenin yapılmış olması aranacaktır. Verginin kesilmiş olması yeterli değildir.

Tevkifatı yapılan kişinin kimlik bilgilerinin aranacağı, tevkifat matrahı ile tevkifat tutarının ne olduğunun belirtilmesi gerektiği şüphesizdir.

Ödenmiş vergilerin nakten iadesinde istenilen bilgilerin E. VDO merkezi sorgulaması ekranında tespit edilebilirse, ayrıca kağıt ortamında arınılmayacak, dilekçe ile yapılan tevkifatlara ait tablo yeterli sayılacaktır, aksi halde, yukarıdaki belgeler kağıt ortamında istenecektir.

 

2012 YILI VERGİ TARİFESİ

10.000 TL’ye kadar                                                              %  15   

25.000 TL’nin 10.000  TL’si için 1.500 TL, fazlası                 %  20

58.000 TL’nin 25.000 TL’si için 4.500 TL, (ücret           gelirlerinde 88.000 TL’nin  25.000 TL’si için 4.500 TL),           fazlası                                                                                    %  27

58.000 TL’den fazlasının 58.000 TL’si için 13.410 TL,           ( ücret gelirlerinde 88.000 TL’den fazlasının 88.000           TL’si için 21.510 TL) fazlası                                                  %  35

Oranında vergilendirilir.

 

BEYANNAME ÖRNEKLERİ

Örnek: Ticari kazanç                        :                  16.000  TL

Koll.şti. tasfiye zararı           :                    9.000 

Vergi matrahı        :                    7.000  “

Vergisi                  :                    1.050  “

Önemli Not:

Kollektif şirketin tasfiye zararı sermayede meydana gelen eksilme olduğu için yıllık gelirden indirilemez. (GVK md.88)

Bu nedenle vergi dairesi zarar indirimini reddederek 1.600 liralık matrah üzerinden ikmalen vergi tarh edecektir.

Mükellefin yaptığı beyan şöyledir.

Ticari kazanç                       :                  25.000  TL

İş yeri kirası (net)                :                  24.000 

Yıllık gelir             :                  49.000  “

Sağlık gideri          :                    4.600  “

Vergi matrahı        :                  44.000  “

 

Önemli Not:

Sağlık gideri, özel bir hastanedeki tedavi harcamasıdır ve fatura ile belgelendirilmiştir. Vergi dairesi, iş yeri veya müştemilatı dışında yapılan sağlık harcamasının gelirden indirilemeyeceğini ileri sürerek 49.000 lira matrah üzerinden vergi hesaplamış ve mükellefe ikmalen ve cezalı olarak vergi salmıştır.

Vergi dairesinin işlemi yerindedir.

 

Örnek: Serbest meslek kazancı        :                  28.000  TL

Sakatlık indirimi                   :                    8.400 

Vergi matrahı        :                  19.600  “

 

• Özürlü serbest meslek erbabı, yıllık gelirinden GVK md. 31’de yazılı esaslara göre hesaplanan yıllık tutarı gelirinden indirebilir. (GVK md. 89/3)

 

Örnek: Ticari kazanç                        :                  87.000  TL

Kira geliri (net)                    :                  30.000 

Yıllık                                   :                117.000  “

Okul bağışı                          :                120.000  “

Zarar                    :                 – 3.000  “

• İnşaa edilen okul milli eğitim müdürlüğüne teslim edilmiş ve teslim edildiğine dair bir yazı alınmıştır.

Yıllık kazanç okula yapılan harcamayı karşılamamış 3.000 lira eksik çıkmıştır. 3.000 lira zarar olarak ertesi yıla devredilmez ve mükellefin üstünde kalır. (GVK md.89/5)

Örnek: Ticari kazanç                        :                  35.000  TL

Fakirlere yardım                  :                  15.000 

Vergi matrahı        :                  20.000  “

• Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan derneğe gıda ve giyecek yardımı yapılmış ve maliyet bedeli olan 15.000 liranın tamamı yıllık gelirden indirilmiştir. (GVK md.89/6)

Bu yardımın muhasebe kaydına ilişkin açıklama GVK Gn. Teb. no: 251’de yapılmıştır. Gerektiğinde inceleyiniz.

 

Örnek: Serbest meslek kazancı        :                  45.000  TL

Mesken kira geliri (net)        :                  12.000 

Toplam                 :                  57.000  “

Önemli Not:

Mesken kira gelirinden 3.000 lira istisna uygulandıktan sonra kalan 54.000 lira üzerinden vergi tarhiyatı yapılmıştır.

Bu istisnadan yararlanma koşulu GVK md. 21’de yazılıdır.

 

Örnek: Menkul sermaye iradı           :                  20.000  TL

İş yeri kirası (net)                :                    6.000 

Mesken kirası (net)             :                    6.000  “

Toplam                 :                  32.000  “

Sermaye iradı istisnası          :                  10.000  “

Vergi matrahı        :                  22.000  “

Önemli Not:

Mükellef 22.000 lira üzerinden vergi tarhı yaptırmış ve menkul sermaye iradı üzerinden kesilen verginin tamamı ile iş yeri kirasından kesilen vergiyi mahsup ederek kalan kısmın iadesini istemiştir.

Mükellefin yıllık geliri, 25.000 liranın altında kaldığından, üzerinden vergi kesilen menkul ve iş yeri kirası beyana dahil edilmez ve beyannamede sadece mesken kira geliri gösterilir. Bu nedenle vergi dairesi mesken kira geliri üzerinden vergi salmış, iadeyi reddetmiştir.

Örnek: Ticari kazanç                            :             25.000  TL

GMS iradında gider fazlası       :               3.000 

Vergi matrahı             :             22.000  “

• Mükellef kira gelirini gerçek usule göre tesbit etmiş ve 3.000 lira gider fazlalığı çıktığı için yıllık gelirden indirmiştir.

İratlarda, sermayede meydana gelen eksilme zarar olarak indirilmez ancak gider fazlalığı indirim konusu yapılır. (GVK md. 88)

 

Örnek: 1. Ücret                                    :             30.000  TL

2. Ücret                                   :             22.000 

Kar payı                                  :             18.000  “

İş yeri kirası                             :             12.000  “

Yıllık gelir                  :             82.000  “

• İkinci işverenden alınan ücret 25.000 liranın altında olduğu için ücretler gelirin toplanmasında dikkate alınmayacaktır.

Limited şirketten elde edilen kar payından %15 vergi kesilmiştir. Kar payının yarısı istisna kapsamındadır. (GVK md.22/2)

Gelirin toplanmasında istisna haddi içinde kalan tutarlar dikkate alınmaz ve kalan kısımların toplamına göre yıllık beyanname verilir. (GVK md.86/1)

Buna göre iş yeri kirası ile kar payının istisnadan arta  kalan kısmın (12.000 + 9.000 = 21.000) toplamı 25.000 liralık haddin altında kaldığı için  beyanname verilmez ve vergi iadesi istenmez.

 

Örnek: Ticari kazanç                            :             85.000  TL

Mesken kira geliri (net)            :             50.000 

Yıllık gelir                  :           135.000  “

Okul bağışı                              :           150.000  “

Zarar                         :             15.000  “

• Mükellef  2012 yılında bir ilköğretim okulu yaptırmış ve KDV’li maliyeti 150.000 lira tutmuştur. Okulu milli eğitim müdürlüğüne 2012 yılında bağışlamış ve bağışa ilişkin bir yazıyı beyannamesine eklemiştir. 2012 yılı  geliri 135.000 lira olduğu için 15.000 lira zarar beyan etmiştir.

Okul bağışına ilişkin harcmanın tamamı yıllık gelirden indirilir, ancak yıllık gelir yetmezse, fark zarar olarak ertesi yıl gelirinden indirilemez. (GVK md.89/5)

Örnek: Mükellef 2012 yılında bilanço defteri tutması gerekirken işletme defteri tutmuştur.

Bilanço defteri yerine işletme defteri tutulması, defter tutulmadığı ve kayıt yapılmadığı anlamını taşır. Bu nedenle vergi dairesi indirilen KDV’yi kabul etmez ve geri ister. Ayrıca 2012 yılında  Ba-Bs formları verilmediği için VUK mük.  md.355’e göre özel usulsüzlük cezası keser.

Danıştay, işletme defteri tutulduğu için defter tutulmamış kabul etmeyerek KDV’nin ödendiği belgelendirildiğinde kanıtlanırsa istenen KDV’yi iptal eder ancak özel usulsüzlük cezasını onaylar.

 

Örnek: Mesken kirası                           :             12.000  TL

Gerçek gider                            :             10.000 

Bakiye                       :               2.000  “

İstisna                        :               3.000  “

Vergi matrahı             :               0.000  “

Önemli Not:

Mesken kirasından gerçek gider ve istisna indirilince  vergi matrahı doğmadığı için yıllık beyanname verilmemiştir.

Halbuki istisnadan fazla gelir elde edilince beyanname verilmesi zorunludur ve istisna beyanname üzerinde uygulanır. Beyanname verilmez ise istisnadan yararlanılamaz. (GVK md.21)

 

Örnek: Birinci ücret                              :             60.000  TL

İkinci ücret                               :             21.000 

İş yeri kirası (brüt)                    :             18.000  “

Hazine bonosu faizi                  :             40.000  “

Yıllık gelir                  :           139.000  “

Özellikli Durumlar

• İkinci işverenden alınan ücret 25.000 liralık haddin altında kaldığı için ücret gelirleri beyana dahil edilmez.

İş yeri kira üzerinden %20 vergi kesilmiş ve yıllık brüt tutarı 25.000 liralık haddin altında kalmıştır.

Hazine bonosu faizi GVK geç. md. 67’e göre tevkifata tabi tutulduğu için beyana tabi değildir.

Bu verilere göre 139.000 liralık gelir için beyanname verilmez ve tevkif suretiyle kesilen vergiler nihai vergi olur.

Örnek: Mükellefin nakliye aracı ölümlü bir kazaya sebep olmuş ve mahkeme sürücüyü kusurlu bularak 45.000 lira tazminat ödenmesine karar vermiştir.

İşveren, çalışanlarının kusurlu davranışlarından sorumludur. Bu nedenle tazminatı ödemiştir ve gider yazmıştır.

İşverenin kusurlu davranışı dolayısıyla ödediği tazminat gider yazılamaz. (GVK md.41)

Örnek: Mükellef 2007 yılında bir arazi almış ve bu araziyi 2011 yılında parselleyerek aynı yıl içinde üç parseli satarak 75.000 lira kar elde etmiştir.

Mükellef satın aldığı araziyi dört yıl içinde sattığı için elde ettiği kazancı değer kazancı olarak beyan etmiş ve 8.800 lira istisna uygulamıştır.

Mükellef Nerede Yanılmıştır?

Yanlışlık şöyle olmuştur, eğer 2007 yılında alınan arazi olduğu gibi satılmış olsaydı mükellefin beyanı doğru kabul edilecekti. Ancak arazi olduğu gibi satılmamış, parsellere ayrılarak her parsel ayrı ayrı satılmıştır. Diğer bir ifade ile satılan arazi değil parsellerdir.

Satın alınan arazisinin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde parsellenerek bu süre içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen kazançlar ticari kazanç sayılır. (GVK md.37/6)

Bir önceki yazımız olan Tüm Yönleriyle Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme başlıklı makalemizde Gelir Vergisi Beyanname Düzenlemesine Yöneliz Açıklamalar 2013 hakkında bilgiler verilmektedir.

One comment

  1. SMMM » Blog Archive » gvb diyor ki:

    […] 2013 Yılı Gelir Vergisi Beyanname Düzenlemeye İlişkin Açıklamalar […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir