Archive for 18 Şubat 2013

Ticaret sicilinden silinen şirket adına vergi salınamaz

Danıştay 7. Daire

E: 2005/1018, K: 2005/1227

İLGİLİ MADDE: 2              

ÖZÜ:   Ticaret sicilinden silinen şirket adına vergi salınamaz.

İstemin Özeti: Tasfiye halinde …. İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; aynı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan ve mahkemelerinde derdest olan dava sebebiyle, açılan iş bu davanın mükerrer olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin reddeden Vergi Mahkemesi kararının; önceki davanın şirket adına, bu davanın ise şahıs adına açıldığı dolayısıyla, mükerrer davadan söz edilemeyeceği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Danıştay Yedinci Dairesince gereği görüşüldü:

İdari yargılama usulü kanununun 2’nci maddesinin 1’inci fıkrasının 4577 sayılı Kanunun 5’inci maddesiyle değişik (a) bendinde; iptal davasının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; aynı Kanunun 15’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendinde ise, ehliyetsiz kişi tarafından açılan davaların reddine karar verileceği; 14’üncü maddesinin 6’ncı fıkrasında da, davanın her safhasında 15 inci madde hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen hükme göre; iptal davacı açılabilmesi, açanın davaya taraf olma ehliyetine sahip bulunmasına bağlı bulunmaktadır.

Yargılama Hukuku kurallarına göre; dava ehliyetinin varlığı, öncelikle dava açanın taraf olma; yani, hak ehliyetinin bulunmasına bağlıdır.Şirketler için söz konusu ehliyet, tüzel kişilğin kazandığı tarihten kaybedildiği tarihe kadar mevcut olan bir niteliktir. Başka anlatımla; bir şirketin hak sahibi olması veya borçlu kılınabilmesi, ancak tüzel kişilik kazandığı tarihle bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı bulunmaktadır. Türk ticaret Kanunu hükümlerine göre de, şirketlerin tüzel kişiliği, fesihleri sonucu ticaret sicilinden silinmesiyle sona erer.

Olayda, adına ödeme emri düzenlenen şirketin 17.12.1998 tarihinde fesh edilip ticaret sicilinden kaydı silinerek tüzel kişiliğinin sona ermiş olması sebebiyle, hukuken var olmayan şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili olanaklı değildir. bunun sonucu olarak, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, olmayan şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemez; tesis edilen işlemler de, herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. hukuki sonuç doğurmayan; başka deyişle, hukuk düzeninde varlık kazanmayan işlemlerin ise, herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesi söz konusu olamaz.

Bu hukuki durum karşısında; feshedilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin temsili de söz konusu olamayacağından, tasfiye memuru tarafından olmayan şirketi temsilen açılan ve ehliyetsizlik nedeniyle reddi gereken davanın, mükerrerlik bulunduğu gerekçesiyle incelenmeksizin reddi yolundaki mahkeme kararında hukuka uyarlık mevcut değilse de; temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, sonucu itibariyle doğru olan anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine, 14.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Tasdik Ettirilmeyen Defterlerde KDV İndirim Konusu

T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelirler Genel Müdürlüğü

SAYI : GEL.O.53/5334-151/040199 TARİH : 12.07.2001

İLGİLİ MADDE: 30

Özü: Tutulması mecburi olan defterlerde tasdik işleminin hiç yaptırılmamış olması ya da bir önceki yılda tasdik ettirilerek kullanılan defterlerin ara tasdiki yaptırılmaksızın bir sonraki dönemde de aynı defterlere kayıt yapılması re’sen tarhiyat nedeni olmakla birlikte, bu defterlere kaydedilen gider belgelerinden dolayı yüklenilen katma değer vergisi, mükelleflerce indirim konusu yapılabilecektir.

İndirim, katma değer vergisi mükelleflerinin doğal hakkı olup, katma değer vergisi uygulamasının da temel unsurlarından biridir. Mükelleflerin indirim hakkını kullanabilmeleri için, indirilecek katma değer vergisinin varlığını fatura veya benzeri belgelerle ispat etmeleri ve bu belgeleri yasal defterlere kaydetmeleri gerekmektedir.

Tutulması mecburi olan defterlerde;

– Tasdik işleminin hiç yaptırılmamış olması ya da,

– Bir önceki takvim yılında veya hesap döneminde tasdik ettirilerek kullanılanlardan, ara tasdike gidilmeksizin bir sonraki hesap döneminde de aynı defterlere kayıt yapılması,

Vergi Usul Kanununun 30/3. maddesine göre re’sen tarhiyat nedeni olmakla birlikte, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun uygulanmasında, bu defterlere kaydedilen gider belgelerinden dolayı yüklenilen katma değer vergisi, mükelleflerce indirim konusu yapılabilecektir. Ancak bunun için, inceleme elemanınca, alış belgelerinin gerçekliğine kanaat getirilmesi ve bu verginin satıcı tarafından beyan edildiğinin tespiti zorunludur.

Gerçek olmayan ve hazine’ye intikal etmeyen KDV iade edilmez

DANIŞTAY

Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu

E. 1994/338 – K. 1996/50

Özü: Gerçek olmayan ve hazine’ye intikal etmeyen KDV iade edilmez.

İLGİLİ MADDE: 3

İstemin Özeti: Sahte olduğu belirtilen faturalara isabet eden katma değer vergisinin geri alınması amacıyla KDV salınmıştır.

Vergi Mahkemesi kararıyla kurum hakkında yapılan tesbitleri yeterli görmeyerek davayı kabul etmiştir.

Temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesi kararıyla; dosyada mevcut inceleme raporu, ekli tutanaklar ve belgelerin incelenmesinden; yükümlü şirketin emtia alımında bulunduğu Ltd.Şti. 5 milyon lira sermaye ile kurulduğu, kurucularının çiftçi olduğu ve herhangi bir mal varlıklarının bulunmadığı, şirket yetkilisinin ticari faaliyetleri için kredi kullanmadıklarını, sadece ihracatçılara mal sağladıklarını beyan ettiği, şirket kurulur kurulmaz 10 milyar liradan fazla ciro yapılmasının iktisadi ve ticari gereklere uymadığı, tedarikçi firmanın emtia temin ettiği şahıs ve firmalar nezdinde yapılan incelemelerde de, bu şahıs ve firmaların içeriği itibarıyla sahte belge düzenlediklerinin saptandığı, dolayısıyla hazineye intikal eden bir katma değer vergisi bulunmadığının anlaşıldığı, bütün bu inceleme ve tespitler karşısında, indirme konu katma değer vergisi ile fatura ve benzeri belgelerin gerçeği yansıtmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiye mahkeme kararını bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Vergi Mahkemesi kararıyla; inceleme raporu ve ekindeki tespitlerin 213 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinde öngörülen türde delil niteliği taşımadığı, bir faturanın sahte olduğu sonucuna ulaşılabilmesi için tek yanlı beyan ve tespitlerin yeterli olmadığı, alım satıma ilişkin belgelerin de objektif biçimde değerlendirilmesi gerektiği, yükümlü kuruma mal satan şirketin temsilcisinin sahte fatura verildiği ve şirketin paravan olduğuna ilişkin bir beyanının bulunmadığı, ihracatçılara mal temin ettikleri ve mal alımına aracılık ettikleri yolundaki beyanın ise, temsilcisi olduğu şirket adına yapılacak cezalı tarhiyatı önlemek amacına yönelik olduğu, Ltd.Şti., davacı kuruma sattığı tarım ürünlerine ait faturaları defterlerine gelir olarak kaydettiği ve ilgili dönem katma değer vergisi beyannamesinde gösterdiği, ürün bedellerinin tümünün satıcı kurum adına düzenlenen çeklerle ödendiği, yükümlü kurumun katma değer vergisi iade isteminin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda, Ltd.Şti. alınan mallara ait faturaların sahte olmadığının tespit edildiği, müteselsil sorumluluk koşullarının yükümlü şirket yönünden gerçekleştiği hususunda yeterli ve inandırıcı bir tespit bulunmadığı gibi, uyuşmazlık döneminde yasanın tanıdığı yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca müteselsil sorumlulukla ilgili herhangi bir düzenleme getirilmediği, bu durumda, sahte olduğu ileri sürülen faturaların gerçeği yansıttığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davayı kabul ederek katma değer vergisi ile kaçakçılık cezasının kaldırılmasına karar vermiştir.

Karar, vergi dairesi tarafından temyiz edilmiş ve kararın bozulması istenmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşüldü:

Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinde vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek niteliğinin esas olduğu kurala bağlandığından, vergilendirme ile ilgili belgelerin biçimsel kurallara uygun düzenlenmiş olması, olayın gerçek niteliğinin araştırılmasına ve sonucuna göre karar verilmesine engel değildir.

Tarhiyat, ihracatçı olan yükümlü kurumun, gerçek bir mal alımına dayanmadığı kabul edilen faturalarda yazılı katma değer vergisini hukuka aykırı olarak geri aldığı yaklaşımıyla uygulanmıştır. Söz konusu faturaları düzenleyen limited şirket yetkilisinin inceleme raporuna ilişik anlatımında; şirket kurucularının çiftçi olduklarını, ticari faaliyetleri için kredi kullanılmadığını, sadece ihracatçılara ihraç ürünü sağladıklarını, beş milyon lira kuruluş sermayelerinden başka mal varlıkları bulunmadığını belirttiği görülmektedir. Sözü edilen faaliyetin gerçekte komisyonculuktan ibaret kaldığı anlaşılmaktadır. Limited şirketin alış belgelerini düzenleyenlerin de gerçek bir emtia alımına dayanmayan fatura düzenleyicisi oldukları incelemede kendi beyanlarıyla saptanmıştır.

Diğer taraftan yükümlüye ihraç ürünü satmış görünen limited şirket ve bu şirketin mal alımında bulunduğu satıcılar tarafından hazineye intikal ettirilmiş herhangi bir katma değer vergisi bulunmadığından ihracatçı yükümlü tarafından geri istenebilecek katma değer vergisinden de söz edilemez.

Bu durum karşısında, vergi dairesinin temyiz isteminin kabulüyle Vergi Mahkemesi direnme kararının bozulmasına,

Not: Alınan faturalarda gösterilen KDV; fatura kesenler tarafından beyan edilmez ise, mahsup veya iadesi vergi dairelerince kabul edilmemektedir.

Geçici Vergi Beyannamelerinin 18 Şubat 2013 Tarihine Uzatılmasına İlişkin Sirküler

Ekim – Kasım – Aralık 2012 Dönemine Ait Dördüncü Üç Aylık Vergi Beyannamesinin Verilme Süresinin Uzatılması
T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi Başkanlığı
Gelir Vergisi Sirküleri/86
Konusu : Ekim – Kasım – Aralık 2012 Dönemine Ait Dördüncü Üç Aylık Vergi Beyannamesinin Verilme Süresinin Uzatılması Tarihi : 13 /02/2013 Sayısı : GVK-86/2013-1/Geçici Vergi Beyannamesi-4 İlgili Olduğu Maddeler : Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 120 ve Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32 İlgili Olduğu Kazanç Türleri : Ticari Kazanç, Serbest Meslek Kazancı ve Kurum Kazancı
1. Giriş
Ekim-Aralık/2012 dönemine ilişkin dördüncü üç aylık geçici vergi beyannamesinin verilme süresinin uzatılması, bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.
2. Dördüncü Üç Aylık Geçici Vergi Beyannamesinin Verilme Süresinin Uzatılması
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120 nci ve Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesi hükümlerine göre, geçici vergi beyannameleri ilgili üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın ondördüncü günü akşamına kadar bağlı olunan vergi dairesine verilmekte ve tahakkuk eden vergiler aynı ayın onyedinci günü akşamına kadar ödenmektedir.
Buna göre, Ekim-Aralık/2012 dönemine ait geçici vergi beyannamesinin 14 Şubat 2013 tarihi sonuna kadar verilmesi ve tahakkuk eden verginin Şubat ayının onyedinci günü sonuna, ödeme süresinin son günü tatil gününe rastlaması nedeniyle Şubat ayının onsekizinci günü sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.
Ancak, yoğun iş yükü ile ilgili olarak Başkanlığımıza iletilen sorunlar nedeniyle, Vergi Usul Kanununun Mükerrer 28 inci maddesindeki yetkiye dayanılarak, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2012 yılı Ekim-Aralık dönemine ilişkin dördüncü üç aylık geçici vergi beyannamelerinin verilme süresi 18 Şubat 2013 Pazartesi günü sonuna kadar uzatılmıştır.
Öte yandan, mükelleflerin beyan ettikleri vergileri 18 Şubat 2013 Pazartesi günü sonuna kadar ödeyecekleri tabiidir.
Duyurulur. Mehmet KİLCİ Gelir İdaresi Başkanı

Elektrik ve doğalgaz abone bilgileri ile tüketim bilgilerinin alınma süresinin uzatılmasına dair açıklama

Tarih 08/02/2013
Sayı VUK .59 / 2013.04
Kapsam

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ / 59

Konusu : 420 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektrik ve doğalgaz abone bilgileri ile tüketim bilgilerinin alınma süresinin uzatılmasına dair açıklama

Tarihi : 08/02/2013

Sayısı : VUK .59 / 2013.04

İlgili Olduğu Madde : 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 148, 149, Mükerrer 28 ve Mükerrer 257’nci maddesi.

1. GİRİŞ

1.1. 7.12.2012 tarih ve 28490 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 420 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında; elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketlerinden ve organize sanayi bölgesi (OSB) tüzel kişiliklerinden; elektrik ve doğalgaz abone bilgileri ile tüketim bilgilerinin alınma sürelerinin uzatımı bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır. Read more