Archive for 2 Temmuz 2014

Şirket adına kesilen vergi ve ceza için ortak olan kimseden teminat istenemez

mahkeme-karari

İzmir 3. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2011/291 Karar No : 2011/1316

ÖZÜ: Şirket adına kesilen vergi ve ceza için ortak olan kimseden teminat istenemez.

İstemin Özeti: … San. ve Tic. Ltd.Şti. ortağı olan davacı hakkında tesis edilen teminat istenilmesine ilişkin işlemin; şirket adına vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğ edildiği ve … Vergi Mahkemesinde davanın derdest olduğu, teminat istemine ilişkin işlemin usule uygun olmadığı, güvence ile ilgili hükümlerin uygulanmasını gerektirecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığı iddialarıyla iptali istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren …. 3. Vergi Mahkemesince, esas hakkında işin gereği görüşüldü:

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Teminat İstemi başlıklı 9’uncu maddesinde, Vergi Usul Kanununun 344’üncü maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektirir haller ile 359’uncu madesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağınınsalınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairesince teminat istenebileceği hükmüne yer verilmiş olup, aynı kanunun 13’üncü maddesinde; 9’uncu madde gereğince teminat istenmesini mucip hallerin varlığı halinde veya borçlunun belli ikametgahının olmadığı durumda, alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla ihtiyati haciz tatbik edilebileceği hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinde, … San. ve Tic. Ltd.Şti.nin hesaplarının incelenmesi sonucunda düzenlenen raporlara istinaden tespit edilen matrah farkı üzerinden anılan yıl ile ilgili olarak katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası ve  gecikme faizi olmak üzere şirket ortağı olan davacıdan Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 9’uncu maddesi mucibince aynı kanunun 10’uncu maddesinde belirtilen türde teminat istenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu işlemin tebliği üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

6183 sayılı Yasanın yukarıda bahsedilen hükümlerinde sözü edilen teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk, kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağının tehlikeye girmemesi için korunmaya yönelik işlemlerdir. Bu işlemler korumaya yönelik olduğundan, bunların asıl muhatabı olan amme borçlusu verginin mükellefi veya sorumlusu durumunda olan gerçek veya tüzel kişilerdir. Şirketin kanuni temsilcileri ve ortakları hakkında bu işlemlerin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, asıl amme borçlusu olmayan ortak adına teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk gibi amme alacağının korunmasına ilişkin işlemlerin uygulanabileceğine dair bir açıklık bulunmadığından, davaya konu teminat isteme işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜNE, dava konusu teminat istenmesine ilişkin işlemin iptaline, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Suça iştirak için bir çıkar sağlanması şarttır, çıkar yok ise iştirak olduğu söylenemez

mahkeme-karari

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2007/37 Karar No : 2007/219

ÖZÜ: Suça iştirak için bir çıkar sağlanması şarttır, çıkar yok ise iştirak olduğu söylenemez.

İstemin Özeti: Yeminli mali müşavir olan davacının, mali müşavirliğini yaptığı şirket hakkında düzenlediği tasdik raporuyla haksız katma değer vergisi iadesi alınmasına sebebiyet verdiği gerekçeyle adına iştirak suçuna bağlı olarak kaçakçılık cezası kesilmiştir.

… Mahkemesi kararıyla; yeminli mali müşavir olan davacının işlemlerini yürüttüğü … Şirketi hakkında düzenledği tasdik raporlarıyla ödemeler ve nakliye konularında araştırma yapmayarak haksız yere kasten katma değer vergisi iadesi alınmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle adna iştirak suçuna bağlı olarak kaçakçılık cezası kesildiği, her ne kadar … Şirketi hakkında yapılan kaçakçılık cezalı katma değer vergisi tarhiyatı kesinleşmiş ise de, davacının yeminli mali müşavirlik ilişkisi dışında ayrı bir maddi menfaat gözeterek adı geçen şirket yetkilileriyle birlikte kaçakçılık yaptığı veya kaçakçılığa teşebbüs sayılan fiilleri irtikap ettiği veya doğrudan beraber işlediği hakkında somut ve hukuken geçerli bir tespit bulunmadığı, cezayı gerktiren bir fiilin tüm unsurlarıyla oluşmuş bulunduğu saptanmadıkça faile ceza uygulanamayacağı yolundaki genel ceza hukuku ilkesi idari cezalar için de geçerli olduğundan ve davacının kaçakçılık suçunu bilinçli bir biçimde ve maddi menfaat temin etmek karşılığında iştirak ettiği tespit ve ispat edilemediğinden, uygulanan cezada yasal isabet görülmediği, ayrıca ilgili dönemde alt firmaların yeminli mali müşavirlerinden teyit yazısı alarak tasdik raporu düzenleyen davacının 20 no.lu Genel Tebliğ gereğince de sorumlu olmadığı, banka hesabına gönerilen paranın müşavirlik hizmetinin karşılığı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davayı kabul ederek cezayı kaldırmıştır.

Vergi dairesi başkanlığının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi kararıyla Vergi Usul Kanununun 338’inci maddesi ile aynı kanununun “Yardım” başlıklı 347’nci maddesinin 1’inci fıkrası hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 338’inci maddeye göre ceza kesilebilmesi için suça iştirak edenlerin ayrı ayrı menfaat elde etmesi gerektiği, ancak, 347’nci maddesinin 1’inci fıkrasında menfaat elde edilmeden kaçakçılık suçunun işlenmesinin kolaylaştırılması halinde cezanın 1/4 oranında uygulanmasının öngörüldüğü, dosyanın incelenmesinden; davacının hakkında tasdik raporu düzenlediği …. Limited Şirketinin herhangi bir mal hareketi olmadığı halde haksız vergi iadesi aldığının inceleme raporu ile tespit edildiği, davacının bu fiili ile haksız vergi iadesi alınmasına yardımcı olduğu sonucuna varılmakla birlikte ayrı bir menfaat elde ettiği hususunda bir tespit olmadığının anlaşıldığı, bu durumda olay tarihinde yürürlükte olan 213 sayılı Kanunun 347/1’inci maddesi kapsamında söz konusu filin, vergi kaçırmaya “yardım” olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden mahkemece, cezanın 1/4’ünün onanması gerekirken davanın kabul edilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan …. Vergi Mahkemesi kararıyla davanın kabulü yolundaki kararında ısrar etmiştir.

Israr kararı vergi dairesi müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş, davacı aına kesilen cezada yasal düzenlemeye aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, gereği görüşüldü:

…. Vergi Mahkemesinin ısrar kararı, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe ile kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.

Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, oybirliği ile karar verildi.