Archive for admin

İbranamenin Geçerliliği Sorunu

İbra “aklama” ya da “temize çıkarma” anlamına gelmektedir. İş Hukuku boyutuyla ibraname ise; işçinin işten ayrılırken yasal tüm alacaklarını aldığına ve işverenden herhangi bir alacağı kalmadığına ilişkin olarak işverene verdiği imzalı belgeye denmektedir.

İbraname her şeyden önce bir sözleşme türüdür. İbra sözleşmesi çalışma ilişkilerinde “ibraname” adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. Buna rağmen ibraname, 4857 sayılı İş Kanunu’nda ya da 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemekteydi. Ancak, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda ibranameye ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir.

6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu’nun 132 nci maddesine göre; borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belirli bir şekle tabi tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilmektedir. Her ne kadar, bahse konu 132 nci maddeyle ibranameye ilişkin şekil serbestisi öngörülmüşse de, bu serbesti işçi ve işveren tarafları için aynı Kanunun 420 nci maddesiyle sınırlandırılmıştır. 6098 sayılı Kanunun 420 nci maddesine göre; işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibariyle sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibranameler ise hükümsüz kabul edilmektedir.

İş sözleşmesinin feshini izleyen bir aylık süre içinde ibraname düzenlenememesi ve ödemelerin banka aracılığıyla yapılması zorunluluğu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu ile düzenlenmiş olduğu için, bu tarihten sonra düzenlenecek olan ibranameler için geçerlidir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin feshine itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla birlikte, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle, bir aylık süre işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir.

Diğer taraftan, bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de, bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanıyla ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir deyişle, işçinin fesihle birlikte muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.

Ödemelerin banka aracılığıyla yapılma zorunluluğu ise, ödemeye dair ispat sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenlemedir. Bu zorunluluk sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için geçerlidir. İşverenin cezai şart, eğitim gideri veya zarar tazminine yönelik olarak talep ettiği, yani işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler. Alacağın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibranameler veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz niteliğindedir. Bu halde dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılma zorunluluğu bulunmaktadır.(2)

İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibranameler hükümsüzdür. İşçi bu dönemde işverene bağımlı durumdadır. Bu nedenle, iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkündür.(3)

İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması halinde ibraname geçerli kabul edilmemektedir.(4)

İbraname varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine yöneliktir. Varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olabilmesi mümkün değildir. Ayrıca, işverenin savunması ya da kayıtları ile çelişen ibranamelerin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.(5) Ancak, ibranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunmayla çelişkinin varlığı halinde ibraname bütünüyle geçersiz sayılmaz. İşverenin savunmayla çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesi dikkate alınır.(6)

İbra sözleşmelerinde, alacağın tamamının ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Kısmi ödeme yapılmışsa, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir.(7) İşçinin ibranamede yasal hakkını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ise ibra iradesinin bulunmadığı şeklinde değerlendirilmelidir.(8)

_____________________________________

(1) Bu makalede yer alan görüş ve düşüncelerin tamamı yazara ait olup, çalıştığı kurumun görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.

(2) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2011/40319, K:2011/35307, Tarih: 06.10.2011.

(3) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/41165, K:2010/29240, Tarih:15.10.2010.

(4) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/37441, K:2010/31943, Tarih: 05.11.2010.

(5) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/37372, K:2010/31566, Tarih: 04.11.2010.

(6) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/33597, K:2010/20380, Tarih: 24.06.2010.

(7) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi. E:2008/40992, K:2010/39123, Tarih:21.10.2010.

(8) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/40032, K:2010/31666, Tarih:04.11.2010.

kaynak

Cem BALOĞLU

Çal. ve Sos. Güv. Bak.

İş Müfettişi

Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

ULUSAL İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONSEYİ YÖNETMELİĞİ

(05.02.2013 tarih ve 28550 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyinin kuruluş amacını, oluşumunu, görevlerini ve çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 21 inci maddesine ve 16/3/2004 tarihli ve 25404 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2/3/2004 tarihli ve 2004/6958 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin 155 Sayılı Sözleşmeye dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,

b) Başkan: Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Başkanını,

c) Konsey: Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyini,

ç) Müsteşar: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarını,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Konseyin Kuruluş Amacı, Oluşumu ve Görevleri

Konseyin kuruluş amacı

MADDE 4 – (1) Konsey, ülke genelinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili politika ve stratejilerin belirlenmesi için tavsiyelerde bulunmak üzere kurulmuştur. Konsey, çalışmalarında ulusal ve uluslararası gelişmeleri ve ülke koşullarını göz önünde bulundurur. Çalışma hayatının iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevcut şartlarının iyileştirilmesi ve güvenlik kültürünün ülke genelinde yaygınlaştırılması amacıyla üyelerin işbirliği içinde çalışmasını esas alır. İş sağlığı ve güvenliği alanında ülke politikalarını oluşturmada tarafların görüş ve düşüncelerinin alınmasını sağlar.

Konseyin oluşumu

MADDE 5 – (1) Konsey, Müsteşarın başkanlığında aşağıda belirtilen üyelerden oluşur:

a) Bakanlık İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü, Çalışma Genel Müdürü, İş Teftiş Kurulu Başkanı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından bir genel müdür,

b) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığından ilgili birer genel müdür,

c) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından bir yürütme kurulu üyesi, Devlet Personel Başkanlığından bir başkan yardımcısı,

ç) İşveren, işçi ve kamu görevlileri sendikaları üst kuruluşlarının en fazla üyeye sahip ilk üçünden, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonundan, Türk Tabipleri Birliğinden, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden ve Türkiye Ziraat Odaları Birliğinden konuyla ilgili veya görevli birer yönetim kurulu üyesi,

d) İhtiyaç duyulması hâlinde İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün teklifi ve Konseyin kararı ile belirlenen, iş sağlığı ve güvenliği konusunda faaliyet gösteren kurum veya kuruluşlardan en fazla iki temsilci.

(2) Birinci fıkranın (d) bendi kapsamında belirlenen Konsey üyeleri, iki yıl için seçilir ve üst üste iki olağan toplantıya katılmaz ise ilgili kurum veya kuruluşun üyeliği sona erer.

Konseyin görevleri

MADDE 6 – (1) Konseyin görevleri şunlardır:

a) Ulusal iş sağlığı ve güvenliği politika ve stratejileri için öneriler geliştirmek ve alınan kararların kurumlarda uygulanmasını tavsiye etmek,

b) İş sağlığı ve güvenliği konusundaki ihtiyaç ve öncelikleri dikkate alarak Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi, hedefler ve eylem planının belirlenmesi için öneriler geliştirmek,

c) Çalışanların ve işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda eğitimleri, bilgilendirilmeleri, bilinçlendirilmeleri ile iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması konusunda görüş bildirmek,

ç) İş sağlığı ve güvenliği konularında araştırma ve geliştirmeye yönelik projeler önermek,

d) Ülke çapında yapılacak iş sağlığı ve güvenliği alanındaki seminer, konferans gibi faaliyetleri yıllık olarak planlamak ve değerlendirmek,

e) Gerekli görülmesi durumunda çalışma grupları kurmak ve üyelerini belirlemek,

f) İş sağlığı ve güvenliği konusunda toplum ve çalışan yararını gözeterek, Bakanlık ve diğer kurumlar arası koordinasyon, bilgi paylaşımı ve işbirliğine katkı sağlamak,

g) İş sağlığı ve güvenliğinin izleme ve inceleme çalışmalarında bulunmak,

ğ) Konsey üyelerinin temsil ettikleri kurum ve kuruluşlarda, Konsey toplantılarında alınan her türlü karar ve düzenlemenin ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanmasını izlemek, görüş ve önerilerde bulunmak,

h) Her yıl Mart ayı sonuna kadar, politika belgesi ve eylem planı kapsamında bir önceki yıla ait kurum faaliyet raporunu Konsey sekretaryasına iletmek.

Başkanın görev ve yetkileri

MADDE 7 – (1) Başkanının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Konsey toplantılarına başkanlık yapmak,

b) Konseyin toplanma tarihi ve yerine karar vermek,

c) Üyeler tarafından gönderilen gündem önerilerini dikkate alarak Konsey gündemini onaylamak,

ç) Konseyin görüşleri doğrultusunda, çalışma gruplarında yer alacak üyeleri ve başkanlarını belirlemek,

d) Konseyin ve çalışma gruplarının faaliyetlerinin verimli ve düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak,

e) Konseyde alınan kararları Bakana sunmak,

f) Konseyin faaliyetleri ile ilgili toplantı ve görüşmelerde Konseyi temsil etmek ve kamuoyunu bilgilendirmek.

Konsey sekretaryası

MADDE 8 – (1) Konseyin sekretaryası, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce yürütülür.

(2) Sekretaryanın görevleri şunlardır:

a) Toplantı tarihini, yerini ve gündemini içeren davet yazılarını hazırlamak ve Konsey üyelerine bildirmek,

b) Konsey çalışmalarının tutanak, dosyalama, evrak işlemleri ile arşiv faaliyetlerini yürütmek,

c) Konsey ve çalışma gruplarının toplantıları için gerekli organizasyon ve koordinasyonu sağlamak,

ç) İlgili kurum ve kuruluşlarla iletişim ve bilgi akışını sağlamak,

d) Oluşturulan görüş, öneri ve faaliyet raporlarını Başkana sunmak,

e) Çalışma grupları üyeleri arasındaki koordinasyonu sağlamak, çalışmalarının ilerlemesini ve faaliyetlerini izlemek.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Konseyin Çalışma Usul ve Esasları

Çalışma usul ve esasları

MADDE 9 – (1) Konsey, yılda iki defa olağan toplanır. Bu toplantılar her yılın Haziran ve Aralık aylarında yapılır. Başkanın veya üyelerin üçte birinin teklifi ile olağanüstü olarak da toplanabilir.

(2) Konsey üyesi olarak Bakanlığa bildirilmiş olan üyenin toplantılara katılımı esastır.

(3) Konsey üyeleri ihtiyaç duymaları halinde toplantılara ilgili uzman personel ile katılabilirler. Çalışma grubu üyeleri de toplantıya davet edilebilir.

(4) Konsey üyelerine, olağan ve olağanüstü toplantıya davet yazısı toplantı gününden en az bir ay önce gündem taslağı ile birlikte gönderilir.

(5) Yıllık olağan ve olağanüstü toplantılar öncesinde Konsey üyeleri, gündem maddesi önerilerini ve toplantıya katılıp katılamayacaklarını en geç yedi gün önce Konsey sekretaryasına yazılı olarak bildirirler.

(6) Konsey üyeleri ve Konsey üyeleri dışındaki gerçek ya da tüzel kişiler, iş sağlığı ve güvenliği alanında ele alınması ve üzerinde çalışılmasını gerekli gördüğü konuları yazılı olarak Konsey sekretaryasına bildirebilir.

(7) Toplantı yetersayısı temsilcilerin salt çoğunluğudur.

Gündem

MADDE 10 – (1) Konseyin toplantı gündemi; Konsey üyelerinden, çalışma gruplarından veya Konsey üyeleri dışındaki gerçek ya da tüzel kişilerden gelen öneriler doğrultusunda İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün teklifi ve Konsey Başkanının onayı ile belirlenir.

Karar alma

MADDE 11 – (1) Konsey, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Konsey üyeleri dışındaki temsilcilerin oy hakkı yoktur. Oyların eşitliği hâlinde başkanın oyu yönünde karar alınır. Çekimser oy kullanılamaz.

(2) Alınan kararlar toplantı tutanağı ile kayıt altına alınır ve tutanak toplantıya katılan üyeler tarafından imzalanır. Karara katılmayan üye, gerekçelerini tutanakta belirtir.

Çalışma grupları ve görevleri

MADDE 12 – (1) Çalışma grupları, Konsey üyesi kurum ve kuruluşlar ile Konsey dışındaki gerçek ya da tüzel kişilerin önerdikleri konu başlıkları ile ilgili olarak Konseyce uygun bulunması halinde kurulur. Çalışma grubunun üyeleri ve başkanı Konsey Başkanı tarafından belirlenir.

(2) Çalışma grubu üyesi olarak; Konsey üyeleri, uzmanlık alanlarına göre üniversite, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, kamu kurumları ve yerel yönetim temsilcileri belirlenebilir. Ayrıca Konsey üyesi, çalışma grubu çalışmalarında yer almak üzere, kendi kurumundan konuyla ilgili başka bir temsilciyi görevlendirebilir.

(3) Çalışma grupları, Konsey tarafından karar verilen çalışma konusu ve süresi ile ilgili çalışma planını hazırlayarak sekretaryaya gönderir.

(4) Çalışma grubu, yürüttüğü çalışmalar hakkındaki bilgileri, yıllık olağan toplantı tarihinden onbeş gün önce sekretaryaya iletir.

(5) Çalışma grupları çalışmalarını tamamladıktan sonra, çalışma grubu Başkanı sekretaryaya yazılı olarak sonuç raporunu gönderir ve ilk Konsey toplantısında raporunu sunar.

Konsey faaliyetlerinin desteklenmesi

MADDE 13 – (1) Konsey faaliyet ve çalışmaları, Genel Müdürlükçe, 5/3/2004 tarihli ve 25393 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun Teşekkülü ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelikte belirtilen Kurula teklif edilecek projelerin kabul edilen kısmıyla desteklenir.

Yürürlük

MADDE 14 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 15 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

İşletme Belgesi Hakkında Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik

10 Şubat 2013 PAZAR

Resmî Gazete

Sayı : 28555

YÖNETMELİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

İŞLETME BELGESİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİN YÜRÜRLÜKTEN

KALDIRILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 4/12/2009 tarihli ve 27422 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşletme Belgesi Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

Kooperatiflerin Defter Kapanış Tasdik Zamanı

Bilindiği üzere Kooperatiflerin Defter kapanış tasdiklerene ilişkin net bir bilgi olmaması meslektaşlarımızı arayışa itmişti. Bu yazıya rağmen kooperatiflerin ana sözleşmelerinde defterlerin kapanış onayına ilişkin maddeler ne derece bağlayıcıdır takdirlerinize bırakıyorum.

TURMOB UN YAZISI:

Ankara, 30/01/2013

Sayı : 2013/00547

Konu : Kooperatiflerin Karar Defteri ve Yevmiye Defterinin Kapanış Tasdikleri YMM VE SMMM ODASI BAŞKANLIKLARIMA

Birliğimize intikal eden başvurulardan kooperatiflerce tutulan defterlerin kapanış tasdiklerinin ne zaman yapılacağı konusunda tereddüt yaşandığı anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 89 maddesinde kooperatiflerin tutacağı defterler ve usulleri belirtilmiş olup, sözkonusu madde aşağıdadır.

Madde 89 – Kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin muhasebe usulleri ve mecbur olarak tutacakları defterler Ticaret Bakanlığınca belirtilebilir.

Vergi Usui Kanununun bu hususlarla ilgili hükümleri saklıdır.

Kooperatiflerin de tutacağı defterler ve tasdik zamanlan diğer Ticari Şirketler gibi Türk Ticaret Kanunu’nun 64 maddesi hükümlerine tabi olup kooperatiflerin Karar defteri ve yevmiye defterinin kapanış tasdikleri 31.03.2013 tarihine kadar yapılacaktır.

Bu hususun odanız ınternet sitesi kanalıyla üyelerinize duyurulması yararlı olacaktır

Ymm Nail SANLİ Genel Başkan

bilgi edinilmesi ve gereğini rica ederiz.

Saygılarımızla

Yeni TTK'ya göre Ticari Defterleri Saklama Zorunluluğu

YENİ TTK’YA GÖRE TİCARİ BELGELERİ SAKLAMA

ZORUNLULUĞU VE BUNA AYKIRILIĞIN

MÜEYYİDESİ(*)

1.  GİRİŞ

Bilindiği üzere, 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu (ETTK)’nda işletmeyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasının, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklanması zorunlu tutulmuş, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hali için sadece hukukî sorumluluk öngörmüş, cezaî sorumluluğa ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu(1)(YTTK)’nda da, ticari belgelerin saklanması yükümlülüğüne yer verilmiş, ancak bu konuda ETTK’dan farklı olarak anılan yükümlülüğe uyulmaması hali için cezaî sorumluluk öngörülmüştür. İşte bu çalışmamızda, yeni Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen ticarî belgelerin saklanmamasına ilişkin cezaî sorumluluk hükümleri üzerinde durulacaktır.

2.  TİCARÎ BELGELERİN SAKLANMAMASINA İLİŞKİN CEZALAR

6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nun 66. maddesinin 29.03.2011 tarih ve 6215(2) sayılı Kanunun 14. maddesi ile kaldırılan ikinci fıkrasında; “Tacirlerin işletmeleriyle ilgili işler dolayısıyla aldıkları mektup, yazı, telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kağıtlarla ödemelerini gösteren vesikaları ve yazdığı mektup, yazı ve telgrafnamelerin kopyalarını ve mukaveleleri, taahhüt ve kefalet ve sair teminat senetleri ve mahkeme ilamları gibi belgeleri muntazam bir tarzda dosya halinde saklamaları mecburidir.” hükmü yer almakta idi. 6215 sayılı Kanunun 14. maddesi ile ETTK’nın 66. maddesine eklenen üçüncü fıkrada ise “Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.” denilmiş, 68. maddesinin birinci fıkrasında da “Defter tutmak mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye devam eden halefleri defterleri son kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer hesap ve kağıtları tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklamaya mecburdurlar.” hükmüne yer verilerek saklama süresinin on yıl olduğu belirtilmiştir.

Yine, ETTK’nın 67. maddesinde “Ticari defterlerin kısmen veya tamamen  mevcut olmamasından yahut kanuna uygun surette tutulmamasından veyahut saklanması mecburi olan defter ve kağıtların gereği gibi saklanmamasından doğan mesuliyet doğrudan doğruya işletme sahibine ve hükmi şahıslarda idare organının azalarına veya idare işlerine salahiyetli olan kimselere ve hükmi şahsiyeti olmayan ticari işletme ve teşekküllerde onları idareye salahiyetli olan kimselere aittir.” hükmüne yer verilerek, bahsigeçenlerin “kusuru memur ve müstahdemlerine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamayacakları” hüküm altına alınmış ve defterlerin saklanmaması durumunda kimlerin hukukî sorumluluğuna gidileceği açıkça belirtilmişti. Ancak, ETTK, ticari defterlerin ve bu defterlere işlenen kayıtların dayanağını oluşturan her türlü belgenin, on yıl süre ile saklanmasını zorunlu tuttuğu halde, buna aykırı davranılması, yani defter ve belgelerin saklanmaması fiili için herhangi bir cezaî sorumluluk öngörmemişti.

ETTK’nın 66. maddesinin üçüncü fıkrasında olduğu üzere, YTTK’nın 64. maddesinin ikinci fıkrasında da “Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. Bu yükümlülüğe uyulmaması durumunda verilecek ceza ise YTTK’nın 562. maddesinde belirtilmiştir. YTTK’nın ilk halinde, anılan yükümlülüğü yerine getirmeyenlere ikiyüz günden az olmamak üzere -4.000 TL’den 73.000 TL’ye kadar(3)– adlî para cezası verilmesi öngörülmüşken, bu ceza 26/06/2012 tarihli ve 6335(4) sayılı Kanun ile idarî para cezasına dönüştürülmüştür. Dolayısıyla, anılan yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yani, işletmeyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda sağlamayanlara(5) 4.000 TL idarî para cezası verilecektir (YTTK, m.562/f.1-b).

YTTK’nın 64. maddesi hükmü yanında, 82. maddesinde tacirler tarafından saklanması zorunlu olan belgeler sayılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre, her tacir;

a) Envanterlerini, açılış bilânçolarını, ara bilânçolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini;

b) Alınan ticarî mektupları;

c) Gönderilen ticarî mektupların suretlerini;

d) Ticarî defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgeleri,

sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür. Ticarî mektuplardan kasıt, bir ticarî işe ilişkin tüm yazışmalardır (YTTK, m.82/f.2). ETTK’da olduğu gibi, YTTK’ya göre de defter ve belgeleri saklama süresi on yıldır(YTTK, m.82/f.5).

3. ÖZET VE SONUÇ

6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nda ticari işletmeyle ilgili olan belgelerin saklanması zorunlu tutulmuş, bu belgelerin gereği gibi saklanmamasından doğan hukuki sorumluluk, gerçek kişilerde doğrudan doğruya işletme sahibine, tüzel kişilerde ise yönetim organının üyelerine yüklenmiştir. Ancak, ETTK, bu konuda sadece hukukî sorumluluk öngörmüş, belgelerin saklanmaması hali için herhangi bir cezaî sorumluluk getirmemiştir.

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda da, her tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlü tutulmuştur. Buna karşılık, YTTK’da, ETTK’dan farklı olarak, bu yükümlülüğe uymayanlara ceza verilmesi öngörülmüştür.  Dolayısıyla, işletmeyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasının, yazılı, görsel veya elektronik ortamda sağlanmaması durumunda, ilgililere 4.000 TL idarî para cezası verilecektir. Bu nedenle, gerçek ve tüzel kişi bütün tacirlerin ticarî belgelerin saklanması hususuna önem vermeleri ve bu konudaki kanunî yükümlülüklerini yerine getirmeleri menfaatlerine olacaktır.

________________________________________________________

(*) Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarına ait olup, çalıştığı Kurumunu bağlamaz.

(1) Çalışmamızda, karışıklığa sebebiyet vermemek için, 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Kanun için Eski Türk Ticaret Kanunu manasında ETTK, 13 Ocak 2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu için de Yeni Türk Ticaret Kanunu manasında YTTK kısaltmaları kullanılmıştır.

(2)       12.04.2011 tarih ve 27903 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(3) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesinin birinci fıkrasında adlî para cezasının “beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesi”nden ibaret olduğu belirtilmiştir. TCK’nın bahsigeçen 52. maddesinin ikinci fıkrasında ise bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarının en az yirmi, en fazla yüz Türk Lirası olması hükme bağlanmış ve miktarın -bu alt ve üst sınırlar arasında- kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edileceği ifade edilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde, YTTK’nın 64. maddesinin ikinci fıkrasının ilk hali uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlara, 4.000 (200×20=4.000) TL’den 73.000 (730×100=73.000) TL’ye kadar adlî para cezası verilecekti.

(4) 26/06/2012 tarihli ve 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 30 Haziran 2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(5) YTTK’nın 562. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “64 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar” denilmektedir. Kanunun 64. maddesinin ikinci fıkrası dikkate alındığında, anılan bentte yer alan “sağlamayanlar” ifadesinin “saklamayanlar” olması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu yönüyle, YTTK’nın 562. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki “sağlamayanlar” ifadesinin sehven yazıldığı düşünülmektedir.

Soner ALTAŞ Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi