Archive for Danıştay Kararları

Pişmanlık zammı bir yaptırımdır ve gider yazılamaz

Danıştay 3. Daire

Esas No: 2008/5243 Karar No : 2011/1545

ÖZÜ: Pişmanlık zammı bir yaptırımdır ve gider yazılamaz.

Davanın Özeti: Davacının pişmanlık talebiyle verdiği düzeltme beyannameleri üzerine hesaplanan ve ödenen pişmanlık zammının gider olarak yazılması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen geçici vergi beyannamesinde beyan edilen matrahın bu kısmına karşı açılan davayı; davacı şirketin ödediği pişmanlık zammının Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51’inci maddesinde belirlenen nispete göre hesaplandığı, Kurumlar Vergisi Kanununun 11’inci maddesinin d bendinde, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenen cezaların kanunen kabul edilmeyen gider olduğu belirtildiğinden ihtirazi kayıt kabul edilmeyerek pişmanlık zammının matraha ilavesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesinin kararının pişmanlık zammının gider yazılamayacağının belirtilmediği ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü.

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan vergi mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına.

Tam tasdik sözleşmesinin iki örnek olması zorunlu değildir

İzmir 2. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2010/602 Karar No : 2010/960

ÖZÜ: Tam tasdik sözleşmesinin iki örnek olması zorunlu değildir.

İstemin Özeti: Davacı vergi ceza ihbarnamesi ile adına salınan vergi ziyaı cezalı damga vergisinin; kurumlar vergisi ve buna ilişkin mali tabloların tasdiki için yapılan tam tasdik sözleşmesi nedeniyle damga vergisinin beyan edilerek ödendiği 11 sıra no.lu Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebilğinde yer alan sözleşme örneğinde sözleşmenin iki nüsha olarak düzenlendiği belirtildiğinden bahisle tarhiyat yapıldığı, tebliğ ekinde verilen örnekte 2 nüsha yazılmış diye bütün sözleşmelerin 2 nüsha düzenleneceği kuralını getirmek konusunda Maliye Bakanlığına verilmiş bir yetki bulunmadığı, kağıt kaç nüsha düzenlenmişse verginin buna göre yatırılacağı, sözleşmenin bir nüsha düzenlenerek imzalandığı, tarhiyatın yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren vergi mahkemesi hakimliğince gereği görüşüldü:

Davacının yeminli mali müşaviri ile yaptığı tam tasdik sözleşmesinin tebliğ eki örnekte belirtildiği şekilde, iki nüsha yerine tek nüsha düzenenerek bir nüshaya ilişkin damga vergisi beyan edilerek ödendiğinden bahisle yapılan cezalı tarhiyata ilişkindir.

Damga Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde; Bu kanuna ekli (I) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak surtiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeeği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların, Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacağı, 5’inci maddesinde; bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshasının ayrı ayrı aynı miktar veya nispette damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 12’nci maddesinde; yeminli mali müşavirlerin gerçek ve tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin mali tablolarının ve beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensiperi ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini tasdik edecekleri yeminli mali müşavirlerin tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esaslar gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet şekilleri, iş kolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırımın miktarları ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği merciler esas alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği hükme bağlanmıştır.

11 seri no.lu Tebliğde de; 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanan Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler,Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikin 10’uncu maddesinde; yeminli mali müşavirlere ilgililerce yaptırılacak tasdik hizmetinin tasdik sözleşmesine bağlanması ve sözleşme tarihinden itibaren 15 gün içinde bir örneğinin yeminli mali müşavirlerce Bakanlığımıza gönderilmesi zorunluluğu getirilerek tasdik sözleşmesinde hangi hususların yer alacağı belirtildiği, ancak, Bakanlığımıza gönderilen tasdik sözleşmelerinin inelenmesinden, sözleşmelerde bulunması gereken bilgilerin bir kısmına yer verilmediği veya eksik bilgiler içerdiği, şekil yönünden farklılıklar taşıdığı veya aranılan bilgilerin açık ve anlaşılır olmadığı tespit edildiği, bu itibarla, 1.1.1994 tarihinden itibaren yeminli mali müşavirlerce yapılacak tasdik hizmetlerine ilişkin yeminli mali müşavirlik tasdik sözleşmelerinin düzenlenmesi ve Bakanlığııza gönderilmesinde aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulacağı belirtilerek altı başlık altında sayılan hususlardan olmamasına karşın sözleşme örneğinde sözleşmenin iki nüsha düzenleneceği yazılmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının yeminli mali müaviri ile tek nüsha tasdik sözleşmesi imzalayarak söz konusu sözleşmeye ilişkin damga vergisini beyan ederek ödediği, tebliğ eki sözleşme örneğinde sözleşmenin iki nüsha olarak düzenlendiğinin belirtilmesine dayanılarak ikinci nüshaya ilişkin damga vergisinin vergi ziyaı cezalı olarak aranması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıda anılan yasal düzenlemelerde, yeminli mali müşavirlerin gerçek ve tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin mali tablolarının ve beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini tasdik edecekleri, yeminli mali müşavirlerin tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esaslar gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet şekilleri, iş kolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırımın miktarları ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği merciler esas alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği düzenlenmiş olup, söz konusu hususlar arasında sözleşmenin kaç nüsha düzenleneceği konusunda idareye bir takdir yetkisi tanınmamış iken, karşılıklı olarak bir veya iki ya da daha fazla nüsha olarak düzenlenilmesi mümkün olan sözleşmenin örnek olarak tebliğ ekinde verilen sözleşme örneğinde sözleşmenin iki nüsha düzenlendiğinin yazılı olmasından hareketle eksik nüsha olarak düzenlendiği ya da birden fazla nüsha düzenlendiği halde ikinci nüshaya ait damga vergisinin beyan dışı bırakıldığı varsayıma dayanmaktadır.

Kaldı ki, dayanak alınan tebliğ eki örnek sözleşmenin 2 numaralı notunda “İş bu sözleşme daktilo ile dolduurulacaktır” denilmesine karşın idarenin bu konuda kaynağını yasadan alan sınırlama ya da düzenleme yapma yetkisi bulunmadığından; daktilo ile doldurulmayıp bilgisayarlarda bulunan formlar üzerinde doldurulan sözleşmelerin sözleşme olma niteliğine zarar vermeyeceğinden varsayıma dayalı olarak yapılan tarhiyatta yasaya uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne.

Annesine Ait taşınmaza kira ödemeyen yükümlü için Emsal Kira Bedeli hakkında Danıştay Kararı

  • İLGİLİ MADDE: 94
  • T.C.
  • DANIŞTAY
  • ÜÇÜNCÜ DAİRE
  • Esas No :1995/5
  • Karar No :1995/3919
  • Özü: Annesine ait taşınmazı işyeri olarak kullanan yükümlü bunun için herhangi bir kira ödemesinde bulunmadığını iddia ettiğinden; aksine bir tespit yapılmadan emsal kira bedeli üzerinden kira stopaj vergisi tarhiyatı yapılamıyacağı hk.
  • İstemin Özeti : Davacının 1993 Haziran dönemi için, işyeri olarak kullandığı annesine ait dükkandan dolayı kira stopajı yapmaması ve muhtaşar beyanname vermemesi nedeniyle inceleme raporuna dayalı olarak re’sen salınan gelir (stopaj) vergisi ile kesilen kaçakçılık cezasına karşı açılan davayı; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun olay sırasında yürürlükte bulunan 94. maddesinin 6. fıkrasında 70. maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağının öngörüldüğü, aynı yasanın 73. maddesinin 2. bendinde de binaların mal sahiplerinin usul, füru veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi halinde emsal kira bedel uygulanmayacağının hükme bağlandığı, anılan yasa maddesi hükmünde işyerleri için emsal kira bedeli uygulanmayacağı yolunda açık bir hüküm bulunmadığından yasal sürede beyanname vermeyen davacı adına inceleme raporuna dayanılarak yapılan tarhiyatta isabetsizlik görülmediği, 213 sayılı Vergi usul Kanununun mükerrer 347. maddesinin 4. fıkrası uyarınca olaya ağır kusur cezası uygulanması gerektiği gerekçesiyle kısmen kabul ederek vergi aslını onayan, kaçakçılık cezasını ağır kusur cezasına çeviren ………… Vergi Mahkemesinin 1.9.1994 gün ve E: 1994/712, K: 1994/764 sayılı kararının; davacı tarafından, kendisinin kira ödemesinde bulunmadığı, ödemediği kira bedeli nedeniyle stopaj yapması ve muhtasar beyannmame vermesinin söz konusu olmadığı, malmüdürlüğü tarafından ise kaçakçılık cezasının ağır kusura çevrilmesinde yasal isabet bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istemleridir.
  • TÜRK MİLLETİ ADINA
  • Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:
  • Uyuşmazlık, davacının ticari faaliyette bulunduğu annesine ait iş yeri için kira stopajı yapıp muhtasar beyannamesini yasal sürede vermemesi nedeniyle takdir komisyonu kararına dayanılarak yapılan cezalı tarhiyata ilişkin bulunmaktadır.
  • Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinde, ticaret şirketleri ve maddede sayılan diğer gerçek ve tüzel kişilerin aynı kanunun 70. maddesinde yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmiş, “vergi tevkifatında uygulanacak esaslar” başlıklı 96. maddesinde; vergi tevkifatının 94. madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı ve bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade edeceğine değinilmiş, 97. maddenin 2574 sayılı kanunun 21. maddesiyle değişik 2. bendinde, 94. maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatının, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterileceği kurala bağlanmış ve 98. maddesinde de 94. madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde yaptıkları ödemeler ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 20. günü akşamına kadar vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları hükmüne yer verilmiştir.
  • Bu hükümlerin birlikte incelenmesinden anlaşılacağı üzere, 70. maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılarak ertesi ayın 20. günü akşamına kadar bir muhtasar beyanname ile vergi dairesine bildirilmesi için ilgili ay içinde işyeri sahibine “nakden” veya kendilerini istihkak sahibine karşı borçlu durumda gösteren bir kayıt veya işlemde bulunulmak suretiyle “hesaben” ödeme yapılmış olması gerekmektedir.
  • Olayda davacının işyeri olarak kullandığı gayrimenkulün annesine ait olduğu ve kira ödemesinde bulunmadığı, iddia edilmekte ve idarece de işyeri için davacı tarafından kira ödendiğine veya işyeri sahibi tarafından kira tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir tesbit yapılmadığı anlaşıldığından, bir başka anlatımla anılan işyeri için kira ödemesi gerçekleşmediği halde vergi mahkemesince emsal kira bedeline göre kira stopajı beyanın da bulunulması gerektiğinden bahisle tarhiyatın tadilen onanması yolunda karar verilmesinde yasaya uyarlık görülmemiştir.
  • Açıklanan nedenlerle davacı temyiz isteminin kabulü ile ………. Vergi Mahkemesinin 1.9.1994 gün ve E: 1994/712, K: 1994/764 sayılı kararının bozulmasına, Malmüdürlüğü temyiz isteminin ise reddine, 29.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kendi nam ve hesabına yapılan inşaatlar yıllara yaygın inşaatmıdır (Danıştay Kararı)

  • İLGİLİ MADDE: 42, 43
  • T.C.
  • DANIŞTAY
  • DÖRDÜNCÜ DAİRE
  • Esas No: 1994/4932
  • Karar No: 1995/800
  • ÖZU: Kendi nam ve hesabına yapılan özel inşaat işinin, yıllara yaygın inşaat ve onarma işi olarak nitelendirilemeyeceği hk.
  • İstemin Özeti : Özel İnşaat yapım ve satımıyla uğraşan davacı
  • 1991 yılı Gelir Vergisi Beyannamesini matrahsız vermesi üzerine adına hayat standardı esasına göre gelir vergisi salınmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. …… Vergi Mahkemesinin 24.12.1993 günlü ve E: 1993/665, K: 1993/1597 sayılı kararıyla; mahkemelerince davacının ilgili yıl defter ve belgelerinin incelenmesinden taşınmaz satışına ilişkin bir kayıt bulunmadığının anlaşıldığı, idarece taşınmaz satışı yapılıp gelir elde edildiği yönünde yapılmış bir tespit de bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezanın kaldırılmasına karar verilmiştir. Vergi Dairesi Müdürlüğü, davacı adına hayat standardı esasına göre yapılan cezalı tarhiyatın yerinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.
  • TÜRK MİLLETİ ADINA
  • Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:
  • Uyuşmazlık, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri” başlıklı 42 inci maddesinin kendi nam ve hesabına inşaat ve onarma işi yapanlara da uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkindir.
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde, kazancın tesbit esaslarını, özel şekilde düzenlemiş, diğer faaliyetlerin aksine kazancın yıllık olarak değil işin sonunda tespit edileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 43 üncü maddesinde, müşterek genel giderlerin ve amortismanların, çeşitli işler nedeniyle dağıtılması konusu düzenlenirken, tahsil olunan “istihkak bedellerinin” bir ölçü olarak kullanıldığı görülmektedir. Kanunun 94’üncü maddesinde de 42 inci madde kapsamına giren işler dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen “istihkak bedelleri’nden söz edilmektedir. Bu düzenlemeler 42 nci maddede öngörülen rejimin uygulanmasında inşaat ve onarım işinin başkası hesabına, bir taahhüt uyarınca yapılması gereğini ortaya koymaktadır. Zira istihkak bedeli ödemesi, bir taahhüde bağlı olarak yapılan inşaat ve onarım işlerinde söz konusu olabilir.
  • Bir kimsenin satmak üzere kendi nam ve hesabına yaptığı özel inşaattan dolayı alıcıdan tahsil ettiği bedel, istihkak bedeli değil, ancak satış bedeli olarak isimlendirilir ve 42 nci madde kapsamında düşünülemez. Satışın arsa payı üzerinden yapılıp inşaatın alıcı ile aktedilen inşaat sözleşmesine göre tasarlanması da bu sonucu değiştirmez. Özel inşaatlar hangi şartlarla yürütülürse yürütülsün, fiilen yapılan iş inşa edilen dairelerin satışından ibaretdir. Bu tür inşaatların herhangi bir kıymet imali ve satışından farkı bulunmadığından, kazanç tesbitinin yıllık olarak ve maliyetle satış bedeli karşılaştırılmak suretiyle yapılması gerekir. İnşaatın bağımsız bölümleri, muhtelif yıllarda satıldığında, satılan kısımla ilgili kazancın, satışın yapıldığı yılda tesbiti ve beyanı gerekecektir.
  • Bu durumda, kendi adına inşaat yapıp satan davacının, yıllara sirayet eden inşaat ve onarım işi yaptığı kabul edilemeyeceğinden, adına 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2772 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle eklenen mükerrer 116 ncı maddenin 6 ncı fıkrası hükmünün uygulanmasına olanak bulunmadığından hayat standardı esasına göre belirlenen matrah üzerinden yapılan tarhiyatı kaldıran mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
  • Bu nedenle, ……. Vergi Mahkemesinin 24.12.1993 günlü ve E: 1993/665, K: 1993/1597 sayılı kararının bozulmasına, 21.2.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kollektif Şirketten Ayrılan Ortağa ödenen kar payı hakkında Danıştay Kararı

  • İLGİLİ MADDE: 39, 40
  • T.C.
  • DANIŞTAY
  • ÜÇÜNCÜ DAİRE
  • Esas No: 1989/2807
  • Karar No:1991/2468
  • ÖZÜ: Ayrılan ortağa kollektif şirketin kazancından ödenen kar payının gider olarak yazılmaması gerekmekte ise de; bu kar payının vergisinin ayrılan ortak tarafından ödenmiş olması sebebiyle, dönem matrahından tenzili gerektiği hk.
  • İstemin Özeti : Davacının ortağı bulunduğu kollektif şirketin 1987 dönemi hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak salınan gelir vergisine karşı açılan davayı; kollektif şirketin tüzel kişiliği haiz bulunduğu, dönem içinde ortaklıkdan ayrılan ortağa ödenen kar payının şirket kayıtlarında gider unusuru olarak gösterilemiyeceği, olayda bir ortaklık hissesinin satışının söz konusu olduğu, bu bakımdan bu matrah kaleminin dönem matrahına eklenmesinde Kanunu’a aykırılık bulunmadığı; ………………………………………… ……………………………………………………………….. gerekçesiyle kısmen kabul ederek tarhiyatı 16.234.520.- lira matrah farkı üzerinden tadilen onayan ………. Vergi Mahkemesinin 19.1.1989 gün ve E: 1988/577, K: 1989/43 sayılı kararının, davacı tarafından, ortaklıktan ayrılan ortağa ödenen kar payının, diğer ortakların kazancına eklenmesinin mükerer vergilendirmeye sebep olacağı; …….. ileri sürülerek bozulması istemleridir.
  • TÜRK MİLLETİ ADINA
  • Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:
  • …………………………………………………………………………………………… Ortaklıktan ayrılan ortağa ödenen kar payının matrah farkı olarak dönem matrahına eklenmesi konusuna gelince;
  • Kollektif Şirketin % 33 paylı ortağı K.M.’nun şirketteki hissesini 1.4.1987 tarihinde diğer ortak İ.M’na satarak ortaklıktan ayırıldığı; şirketin 1.1.1987- 31.3.1987 dönemine ilişkin olarak çıkarılan kıst blanço ve kar-zarar cetveline göre bu dönemde oluşan 13.238.417 lira tutarındaki kardan ortaklıkdan ayrılan ortağın hissesine isabet eden 4.368.678 liranın kendisine ödendiği, ödenen bu kar payının ayrılan ortak tarafından 1987 yılı beyannamesine dahil edelerek beyan edeldiği; şirket tarafından ayrılan ortağa ödenen kar payının kayıtlarına gider olarak yansıtıldığı anlaşılmaktadır.
  • Her ne kadar kollektif şirketlerde ortak değişikliğinin, ortak sayısındaki azalma veya artışın hesap dönemine etkisi olmaması ve kar payı olarak ödenen miktarın gider olarak kayıtlara yansıtılması gerekmekte ise de; hissesini satan ortağın ortaklıkdan ayrıldığı tarihe kadar oluşan kardan dönem sona ermeden aldığı kar payı işletmeden çekilen değer hükmünde olmadığından; yıl içinde ödenen kar payı gider olarak dikkate alınmadan kollektif şirketin dönem sonunda hesaplanan toplam karının dağıtılması sırasında, ortaklıktan ayrılan ortağa ödenen karın tenzilinden sonra kalan karın diğer ortaklar arasında paylaştırılması söz konusu olduğundan; kaldı ki ayrılan ortağa ödenen kar payı bu ortak tarafından beyan edilerek vergisi ödendiğinden, matraha eklenmesi durumunda dönem sonundaki diğer ortaklar tarafından tekrar beyan edilmesi sonucunu doğuracağı cihetle matrah farkı olarak değerlendirilmesi yerinde değildir. Bu kalemden saptanan miktarın dönem matrahından tenzili gerekirken, vergi mahkemesince bu kısma ilişkin davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
  • ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….
  • Açıklanan nedenlerle vergi dairesi ve davacı temyiz istemlerinin kısmen kabulüne; ……….. Vergi Mahkemesinin 19.1.1989 gün ve E:1988/577, K: 1989/43 sayılı kararının, ortaklıktan ayrılan ortağa ödenen kar payının; …… dönem matraha eklenmesi yolundaki hüküm fıkrası ile ……….. fıkralarının bozulmasına, …………… 2.10.1991 gününde oyçokluğuyla karar verildi.