Archive for Genel

Defter ve Belgelerin Yanması Durumunda KDV İndirimi

T.C.

DANIŞTAY

Vergi Dava Daireleri

Genel Kurulu

İLGİLİ MADDE: 3, 134

Esas No: 1998/317

Karar No: 1999/279

Özü: Defter ve belgelerin yanması nedeniyle ibraz edilememesinin resen takdir nedeni olduğu ancak bu durumun yükümlüleri katma değer vergisi indirimlerini alış belgeleriyle kanıtlama yükünden kurtarmayacağı, davacının alış belgeleri istenerek, incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken tarhiyatın kaldırılması yolunda verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı hk.

İstemin özeti: Çıkan yangında 1991 ve 1992 yıllarına ilişkin defter ve belgelerinin yandığından bahisle incelemeye ibraz edemeyen davacı adına, bu yıllara ait katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi nedeniyle Temmuz-Aralık 1991 dönemleri için katma değer vergisi salınmıştır.

Davayı inceleyen Vergi Mahkemesi tarhiyatı kaldırmıştır.

Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi, kararıyla; yangın nedeniyle alınmış bir zayi belgesinin varlığının, yakümlüleri indirim konusu yapılan vergilerin alış belgelerinde ayrıca gösterilmiş olmasını kanıtlama yükümlülüğünden kurtarmayacağı, davacının da, alış belgelerini temin edebileceği, bu nedenle, davacı tarafından sağlanarak inceleme elemanına sunulabilen belgelerde yazılı katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği, davacıdan belirtilen belgeler istenip incelenmeden verilen tarhiyatın kaldırılması yolundaki kararda yasaya uygunluk görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Vergi Mahkemesi, kararıyla; defter ve belgelerinin yandığı sabit olan davacının katma değer vergisi indirimlerinin gerçek olup olmadığının açıklığa kacuşturulmasının mümkün olmadığı, 213 sayılı Yasanın 3 ve 134 üncü maddeleri uyarınca, inceleme elemanınca yükümlü şirketin ödediği ve indirim konusu yaptığı katma değer vergilerinin miktar ve mahiyetleri yönünden araştırma yapılması ve yükümlünün mal aldığı firmalar nezdinde de araştırma yapılarak ödenen ve ödenmesi gereken katma değer vergisinin doğruluğunun saptanması gerekirken tahsil edilen katma değer vergileri kabul edilirken, indirim konusu yapılan verginin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.

Direnme kararı vergi dairesi müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş, defterlerin yanmış olması nedeniyle incelemeye ibraz edilememesi karşısında resen takdire gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, yükümlüden alış faturalarının temini ve birazı istenerek belgeler incelenmeden tarhiyatın kaldırılması yolundaki kararın hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, gereği görüşüldü:

Yükümlünün 1991 ve 1992 yıllarına ilişkin defter ve belgeleri katma değer vergisi yönünden incelenmek üzere vergi inceleme elemanı tarafından istenmiş, söz konusu defterlerin yandığından bahisle ibraz edilmemesi üzerine katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek, adına Temmuz-Aralık 1991 dönemi için salınan katma değer vergisini kaldıran vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Katma Değer Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin 1/a bendinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanunun 34 üncü maddesinin 1 inci bendinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği belirtilmiştir. Öngörülen bu koşullarla, vergilendirmede belge düzeninin yerleştirilmesi amaçlanmıştır.

Yargı kararıyla yandığı belgelenmiş olan defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilememesi yükümlüyü, katma değer vergisi indirimine ilişkişkin koşullardan ikincisi olan “indirim konusu yapılan vergilerin alış belgelerinde ayrıca gösterilmiş olması”nı kanıtlama sorumluluğundan kurtarmaz.

Ticari icaplara göre kendisine mal ve hizmet sunan kişi ve kuruluşları bilmek durumundaki bir alıcının, gerekli girişimlerde bulunarak emtia alımına ilişkin belgelerin varlığını ispat olanağına sahip olduğunun kabulü gerekmektedir.

Yangında yanması nedeniyle defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi halinde somut bir belgeye dayandırılmadan katma değer vergisi indiriminin kabul edilmesi, yazılı belge sisteminin amacına uygun düşmeyeceğinden, mahkeme tarafından yükümlüden gerekli girişimleri yaparak ihtilaflı döneme ait belgeleri sunması sağlanarak, belgelenemeyen vergilere ait indirimlerin kabul edilmemesi gerekirken, dava konusu tarhiyatın kaldırılmasında yasaya uygunluk bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne Vergi Mahkemesinin ısrar kararının bozulmasına oyçokluğu ile karar verildi.

Sahte Faturayla İlgili Danıştay Kararı

T.C.

DANIŞTAY

Onbirinci Daire

İLGİLİ MADDE: 3, 30, 134

Esas No : 1999/1191

Karar No : 2000/1973

ÖZÜ: Sahte fatura kullanıldığı ve gerçekte mal alış ve satışı olmadığı iddiasının, hem alış ve hem de satışlar yönünden karşıt inceleme yapılarak tespiti gerektir, aksi halde iddia ispat edilmiş olmaz.

İstemin Özeti: Akaryakıt ve hurda alım satımı ile nakliyecilik faaliyetinde bulunan yükümlü şirketin 1997 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucunda, gerçekte hiçbir akaryakıt alış ve satışı olmadığı halde söz konusu alım satımlarını sahte faturalarla belgeleyip yasal defterlerine kaydettiğinin tespiti üzerine sahte fatura ticareti yaptığı kabul edilmek suretiyle adına 1997/Aralık dönemine ilişkin olarak kaçakçılık cezalı katma değer vergisi tarh edilmiştir. Vergi mahkemesi 213 sayılı Vergi usul Kanununun 3. maddesinin (B) fıkrasında vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olacağının vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceğinin, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağının öngörüldüğü, aynı yasanın 30. maddesinde de resen vergi tarhının tanımlandığı, 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğunun hükme bağlandığı, dava konusu olayda ise gerçekte akaryakıt alım-satım faaliyetinde bulunmayarak sahte belge ticareti yaptığı ileri sürelen yükümlü şirket hakkında, mal satışlarına ilişkin karşıt incelemeler yapılmadan sahte fatura ticareti yaptığı ve komisyon aldığına dair saptamalar olmaksızın yalnız mal alış faturalarına ilişkin olarak yapılan karşıt incelemelere dayanılarak mal satış tutarları üzerinden komisyon geliri elde ettiği kabul edilmek suretiyle hesaplanan matrah farkları üzerinden yapılan cezalı katma değer vergisi tarhiyatında yasaya uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kaçakçılık cezalı katma değer vergisini kaldırmıştır. Vergi dairesi müdürlüğü tarafından, vergi inceleme raporuna dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatın yasaya uygun olduğu ileri sürülerek mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci dairesince işin gereği görüşüldü:

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

Bu nedenle temyiz isteminin reddine, Vergi Mahkemesi kararının onanmasına 9.5.2000 gününde oybirliği karar verildi.

Mükellefin Kayıt ve Belgeleri Esastır (Danıştay Kararı)

T.C.

DANIŞTAY

Dördüncü Daire

İLGİLİ MADDE: 3, 134

Esas No: 1999/574

Karar No: 1999/4298

Özü: Mükellefin defter ve belgelerine göre inceleme yapılmadan; kaydi envanter çıkarılarak emtia giriş ve çıkışları kontrol edilmeden, mal sattığı bir müşterisinin “El Defterinde” yazılı ödemeyi, başka bir delille doğrulamadan, kayıt dışı ve açıktan satış sayarak matrah farkı çıkarmak vergi yasalarına uyarlık göstermemektedir.

İstemin Özeti : 1994 yılına ilişkin işlemleri incelenen davacı şirketin bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı ileri sürülerek düzenlenen rapor uyarınca re’sen kurumlar vergisi ile geçici vergi salınmış, fon payı hesaplanıp, kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezaları, kesilmiştir. Vergi Mahkemesi kararıyla Vergi Usul Kanunu’nun 134 üncü maddesinde, vergi incelenmesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğunun belirtildiği, aynı Yasa’nın 3 üncü maddesinde de vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu hükmüne yer verildiği, olayda davacı şirketin uyuşmazlık döneminde mal sattığı Ltd. Şti.’nin işyerinde yapılan aramada ele geçirilen ve bu Şirketin 1994 yılında yaptığı ödemeleri gösteren el defterinde davacı şirkete üç ayrı tarihte toplam 232.124.000 lira ödeme yapıldığının yazılı olmasına karşın davacı şirketin 1994 yılında anılan şirkete sadece 51.750.000 liralık tek bir fatura düzenlediğinin inceleme raporuyla saptandığı, ayrıca söz konusu firma yetkilisi tarafından el defterinde yer alan bilgilerin doğru olduğunun ifade edildiği, bu durumda el defterinde yer alan tutarla faturada yazılı tutar arasındaki farkın beyan dışı bırakılan hasılat olduğu belirtilerek bulunan matrah farkı üzerinden kaçakçılık cezalı salınan kurumlar vergisi ile alıcı ve satıcısı belli olan emtia satışı için fatura düzenlenmemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasında kanuna aykırılık görülmediği gerekçesiyle kaçakçılık cezalı kurumlar vergisi ile özel usulsüzlük cezasına yönelik davanın reddine, ikmalen ve re’sen geçici vergi salınması ve fon payı hesaplanması mümkün olmadığından geçici vergi ve fon payı ile bunlara ilişkin kesilen kaçakçılık cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir. Vergi Dairesi Müdürlüğü, geçici vergi ile fon payının ve bunlara ilişkin cezanın yasal olduğunu, davacı şirket ise, incelemenin esas itibarıyla işyerinde yapılması gerektiğini, defter ve belgelerinin incelenmediğini, faturasız emtia alış ve satışlarının olmadığını, tarhiyatın eksik incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedirler.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

1994 yılına ilişkin işlemlerin incelenmesi sonucu bir kısım hasılatın fatura düzenlememek suretiyle kayıt ve beyan dışı bırakıldığı belirtilerek salınan kurumlar vergisi ile kesilen kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezalarına karşı açılan davayı reddedip, geçici vergi ve fon payı ile bunlara ilişkin cezaları kaldıran mahkeme kararının taraflarca bozulması istenilmektedir.

Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ileri sürdüğü iddialar bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun 134 üncü maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu belirtilmiş, aynı Kanun’un 3 üncü maddesinde de vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Olayda, davacı şirketin ticari ilişkide bulunduğu Ltd.Şti.’de yapılan aramada ele geçirilen ve bu şirketin 1994 yılında yaptığı ödemeleri gösteren el defterinde davacı şirkete üç ayrı tarihte yapıldığı ileri sürülen ödeme tutarları ile davacı şirket tarafından sözkonusu şirket adına düzenlenmiş olan fatura tutarı arasındaki farkın kayıt dışı bırakılan hasılat olduğu ve firma yetkilisinin de el defterindeki bilgileri doğruladığı belirtilerek matrah farkı tespit edilmiş ise de, davacı şirketin defter ve belgeleri incelenerek kayıt dışı hasılatın bulunduğu yolunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan sadece el defterinde yer alan bilgilere ve firma yetkilisinin beyanına dayanılarak matrah farkı bulunmuş olması nedeniyle anılan Kanun’un 134 üncü maddesine uygun bir vergi incelemesi yapıldığından söz etmeye olanak yoktur. Faturasız satışlar nedeniyle hasılatın kayıt dışı bırakıldığını iddia edebilmek için şirketin yasal defter ve belgeleri üzerinde mal mevcutları, emtia giriş ve çıkışları dikkate alınmak suretiyle bir vergi incelemesi yapılarak matrah farkının gerçek veya gerçeğe en yakın şekilde somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu olayda gerçek satış miktarının, Lt.Şt’nin kayıtlarında yer alan, davacı şirket tarafından da hasılat olarak kaydedilen faturada yazılı tutarın üzerinde olduğu yolunda el defterindeki kayıttan başka herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.

Bu durumda eksik incelemeye dayalı olarak yapılan tarhiyatta ve bu tarhiyata karşı açılan davada kaçakçılık cezalı kurumlar vergisi ile özel usulsüzlük cezasını onayan mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Bu nedenle yükümlü temyiz isteminin kabulüyle Vergi Mahkemesi kararının bozulmasına, 30.11.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Ticaret sicilinden silinen şirket adına vergi salınamaz

Danıştay 7. Daire

E: 2005/1018, K: 2005/1227

İLGİLİ MADDE: 2              

ÖZÜ:   Ticaret sicilinden silinen şirket adına vergi salınamaz.

İstemin Özeti: Tasfiye halinde …. İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; aynı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan ve mahkemelerinde derdest olan dava sebebiyle, açılan iş bu davanın mükerrer olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin reddeden Vergi Mahkemesi kararının; önceki davanın şirket adına, bu davanın ise şahıs adına açıldığı dolayısıyla, mükerrer davadan söz edilemeyeceği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Danıştay Yedinci Dairesince gereği görüşüldü:

İdari yargılama usulü kanununun 2’nci maddesinin 1’inci fıkrasının 4577 sayılı Kanunun 5’inci maddesiyle değişik (a) bendinde; iptal davasının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; aynı Kanunun 15’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendinde ise, ehliyetsiz kişi tarafından açılan davaların reddine karar verileceği; 14’üncü maddesinin 6’ncı fıkrasında da, davanın her safhasında 15 inci madde hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen hükme göre; iptal davacı açılabilmesi, açanın davaya taraf olma ehliyetine sahip bulunmasına bağlı bulunmaktadır.

Yargılama Hukuku kurallarına göre; dava ehliyetinin varlığı, öncelikle dava açanın taraf olma; yani, hak ehliyetinin bulunmasına bağlıdır.Şirketler için söz konusu ehliyet, tüzel kişilğin kazandığı tarihten kaybedildiği tarihe kadar mevcut olan bir niteliktir. Başka anlatımla; bir şirketin hak sahibi olması veya borçlu kılınabilmesi, ancak tüzel kişilik kazandığı tarihle bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı bulunmaktadır. Türk ticaret Kanunu hükümlerine göre de, şirketlerin tüzel kişiliği, fesihleri sonucu ticaret sicilinden silinmesiyle sona erer.

Olayda, adına ödeme emri düzenlenen şirketin 17.12.1998 tarihinde fesh edilip ticaret sicilinden kaydı silinerek tüzel kişiliğinin sona ermiş olması sebebiyle, hukuken var olmayan şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili olanaklı değildir. bunun sonucu olarak, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, olmayan şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemez; tesis edilen işlemler de, herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. hukuki sonuç doğurmayan; başka deyişle, hukuk düzeninde varlık kazanmayan işlemlerin ise, herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesi söz konusu olamaz.

Bu hukuki durum karşısında; feshedilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin temsili de söz konusu olamayacağından, tasfiye memuru tarafından olmayan şirketi temsilen açılan ve ehliyetsizlik nedeniyle reddi gereken davanın, mükerrerlik bulunduğu gerekçesiyle incelenmeksizin reddi yolundaki mahkeme kararında hukuka uyarlık mevcut değilse de; temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, sonucu itibariyle doğru olan anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine, 14.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Tasdik Ettirilmeyen Defterlerde KDV İndirim Konusu

T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelirler Genel Müdürlüğü

SAYI : GEL.O.53/5334-151/040199 TARİH : 12.07.2001

İLGİLİ MADDE: 30

Özü: Tutulması mecburi olan defterlerde tasdik işleminin hiç yaptırılmamış olması ya da bir önceki yılda tasdik ettirilerek kullanılan defterlerin ara tasdiki yaptırılmaksızın bir sonraki dönemde de aynı defterlere kayıt yapılması re’sen tarhiyat nedeni olmakla birlikte, bu defterlere kaydedilen gider belgelerinden dolayı yüklenilen katma değer vergisi, mükelleflerce indirim konusu yapılabilecektir.

İndirim, katma değer vergisi mükelleflerinin doğal hakkı olup, katma değer vergisi uygulamasının da temel unsurlarından biridir. Mükelleflerin indirim hakkını kullanabilmeleri için, indirilecek katma değer vergisinin varlığını fatura veya benzeri belgelerle ispat etmeleri ve bu belgeleri yasal defterlere kaydetmeleri gerekmektedir.

Tutulması mecburi olan defterlerde;

– Tasdik işleminin hiç yaptırılmamış olması ya da,

– Bir önceki takvim yılında veya hesap döneminde tasdik ettirilerek kullanılanlardan, ara tasdike gidilmeksizin bir sonraki hesap döneminde de aynı defterlere kayıt yapılması,

Vergi Usul Kanununun 30/3. maddesine göre re’sen tarhiyat nedeni olmakla birlikte, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun uygulanmasında, bu defterlere kaydedilen gider belgelerinden dolayı yüklenilen katma değer vergisi, mükelleflerce indirim konusu yapılabilecektir. Ancak bunun için, inceleme elemanınca, alış belgelerinin gerçekliğine kanaat getirilmesi ve bu verginin satıcı tarafından beyan edildiğinin tespiti zorunludur.