Archive for Genel

Faturanın Elektronik Belge Olarak Düzenlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Tebliği

Maliye Bakanlığından:

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

(SIra No: 397)

(05.03.2010 tarih ve 27512 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

          1. Giriş

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojileri, sağladıkları verimlilik ve maliyet avantajı gibi nedenlerle mükelleflere ait iş süreçlerinde gittikçe daha yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum, özellikle yüksek sayıda yasal belge ve kayıt ile ilgili süreçleri kağıt ortamında yürütmek zorunda olan mükelleflere yönelik, gelişen teknolojiye uygun yeni usul ve esasların belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun1 5766 Sayılı Kanunun2 17 nci maddesi ile değişen Mükerrer 242 nci maddesinin 2 numaralı fıkrası ile Maliye Bakanlığı; elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya Maliye Bakanlığının gözetim ve denetimine tabi olup, kuruluşu, faaliyetleri, çalışma ve denetim esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkili kılınmıştır.

Ayrıca söz konusu fıkrada, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerli olduğu; Maliye Bakanlığının, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu çerçevede, Vergi Usul Kanununun Maliye Bakanlığına tanıdığı yetkilere istinaden, yaygın olarak kullanılan belgelerden biri olan faturanın elektronik belge olarak düzenlenmesi, elektronik ortamda iletilmesi, muhafaza ve ibraz edilmesine ilişkin usul ve esaslar bu Tebliğde açıklanmaktadır. Read more

Zaman aşımına uğrayan kamu alacağı için ödeme emri düzenlenmez

  • İzmir 3. Vergi Mahkemesi
  • Esas No: 2012/685 Karar No : 2012/1090
  • ÖZÜ: Zaman aşımına uğrayan kamu alacağı için ödeme emri düzenlenmez.
  • İstemin Özeti: Davacı vekili tarafından, müvekkilinin 2001 yılında elde ettiğ ileri sürülen menkul sermaye iradını (devlet tahvili hazine bonosu) beyan etmediğinden bahisle tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile fon payına ilişkin ödeme emri ile tahsili istenen borcun zaman aşımına uğradığı, müvekkilinin beyan etmediği ileri sürülen geliri için verginin zaten kaynakta kesildiği, üstelik istenen verginin miktarının fahiş olduğu iddiaları ile iptali istenmektedir.
  • TÜRK MİLLETİ ADINA
  • Vergi mahkemesi hakimliğince, gereği düşünüldü:
  • Amme borçluları kendilerine tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı belli nedenlerle dava açabilirler. Bu husustaki esaslar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58’inci maddesinde düzenlenerek, “kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait vergi davalarına bakan vergi mahkemesinde dava açabileceği” şeklinde hükme bağlanmıştır.
  • Vergi Usul Kanununun 114’üncü maddesi “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zaman aşımına uğrar.
  • Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zaman aşımını durdurur. Duran zaman aşımı mezkür komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamaz” düzenlemesini içermektedir.
  • Dosyanın incelenmesinden davacı adına elde ettiği menkul sermaye iradını beyan etmediğinden bahisle cezalı gelir vergisi ve fon payı tarhiyatı yapıldığı, dava konusu ödeme emrinin adresinde tebliğ edilebildiği ancak dayanak vergi/ceza ihbarnamesinin aynı mahallede bir başka adreste, tebliğ edilmediğine dair adres tespit  tutanağı düzenlendiği ve bu tutanakta mahalle muhtarının da imzasının bulunduğu, davacının güncel adresinin nasıl tespit edilebildiğine dair bir açıklamaya savunmada yer verilmediği, özetle ödeme emrinin tebliğinden evvelki aşamada dayanak vergi/ceza  ihbarnamesinin usulü dairesinde posta marifeti ile tebliğ edilmeye çalışıldığının açıkça ortaya konamadığı görülmektedir.
  • Buna karşın ödeme emrinin iptalini gerektiren asıl hukuka aykırılık zaman aşımı noktasında belirmektedir. Yukarıda zikredilen Vergi Usul Kanununun 114’üncü maddesinin yeni hali, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının ilanihaye zazaman aşımını durdurmayacağını hükme bağlamıştır. Bu durumda, her ne kadar incelenen olayda taktir komisyonuna başvurulması (10.08.2006), taktir komisyonu kararı (23.10.2008) vergi/ceza ihbarnamesinin düzenlenmesi (28.10.2008) ve ilanen tabliği (27.10.2009), yeni yasal düzenlemenin yürürlüğünden önceki bir tarihe isabet etse de yeni yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı muvacehesinde yapılması yani kanunun eski şeklinin Anayasaya aykırılığının saptanması karşısında “Ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” hükmünün derdest uyuşmazlıklar bakımından da cari olduğunun kabulü gerekmektedir.
  • Bu durumda her halükarda en geç 31.12.2007 tarihinde tebliğ edilmesi gereken vergi alacağının, 2009 yılında ilanen tebliğ edilmiş olması dolayısıyla tahakkuk zaman aşımına uğradığı açıktır. Buna göre dava konusu ödeme emrine konu borcun zaman aşımına uğramış olması hasebiyle iptali gerekmektedir.
  • Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi.

Şirketin kamu borcu için doğrudan ortağına gidilmez (Vergi Mahkemesi Kararı)

  • İzmir 1. Vergi Mahkemesi
  • Esas No: 2012/391 Karar No : 2012/1003
  • ÖZÜ: Şirketin kamu borcu için doğrudan ortağına gidilmez.
  • İstemin Özeti: Davacı tarafından …. Giyim Sanayi Limited Şirketinin ortağı sıfatıyla davacının banka hesabına, haciz kararı uyarınca haciz bildirisine dayanılarak uygulanan ihtiyati haczi; şirket ve yöneticisi adına mal varlığı araştırılması yapılmadan vergi borcu ve cezasının şirketten tahsili yoluna gidilmeksizin ve şirket ve müdürü adına aciz belgesi düzenlenmeksizin anılan vergi ve borcun kendi hesaplarına ihtiyati haciz konularak aranmasında hukuka uyarlık bulunmadığı iddiasıyla kaldırılması istenilmektedir.
  • TÜRK MİLLETİ ADINA
  • Vergi Mahkemesince işin gereği görüşüldü:
  • Dava, davacı tarafından …. Giyim Sanayi Limited Şirketinin ortağı sıfatıyla banka hesabına, ihtiyati haciz kararı uyarınca haciz bildirisine dayanılarak uygulanan ihiyati haczin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
  • Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Teminat İsteme” başlıklı 9’uncu maddesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344’üncü maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359’uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği belirtilmiştir. Aynı kanunun 13’üncü maddesinde, ihtiyati haciz sebepleri yedi bent halinde sıralanarak, bu hallerden herhangi birisinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı kurala bağlanmış, Vergi Usul Kanununun 344’üncü maddesinde sayılan nedenlerle bir kamu alacağının salınması yolunda gereken işlemlere başlanması yeterli görülmüştür.
  • Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35’inci maddesi uyarınca limited şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu kanun hükümleri gereğince takip edilecekleri kurala bağlanan limited şirket ortakları, amme alacaklısı idareye karşı, aynı yasanın 3’üncü maddesi uyarınca amme borçlusu sıfatını kazandıklarından; hisselerin tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte devredilmiş ve bu hususun tescil ve ilan edilmiş olması hali dışında, bu kanun hükümlerine göre takip edilebilecekleri, başka bir ifadeyle haklarında yetkili mercilerce verilmiş ihtiyati haciz kararına dayanılarak şirke ortaklarının mal varlıklarına da ihtiyati haciz uygulanabilecektir.
  • 6183 sayılı Yasanın yukarıda bahsedilen hükümlerinde sözü edilen teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağının tehlikeye girmemesi için korunmaya yönelik işlemlerdir.
  • Bakılan davada ası borçlu …. Giyim Sanayi Limited Şirketi hakkında yapılan cebri tahsil ve takip işlemleri neticesinde söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkanının kalmadığının anlaşılması üzerine ortak sıfatıyla bu sefer davacının takibe alındığı ihtiyati haciz kararı ile birlikte ödeme emri düzenlenerek tebliğe çıkarıldığı görülmektedir.
  • Yukarıya alınan yasa hükümlerine göre, ancak vergi incelemesinin devam ettiği durumlarda yapılan ilk hesaplamalara göre teminat istenebilecek, ihtiyati haciz veya ihtiyati tahakkuk kararı  alınabilecektir. İnceleme sonuçlanıp, tarhiyat yapıldıktan sonra ihtiyati haciz kararı alınması mümkün değildir. Diğer bir deyimle, ilgililer hakkında ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için incelemenin henüz tamamlanmamış olması gerekmektedir.
  • Nitekim Danıştay 3. dairesinin 15.02.2011 tarih ve E: 2009/740, K:2011/485 saylıı kararı da bu yöndedir.
  • Bu durumda, davacının ortağı olduğu asıl borçlu şirket hakkında yapılan vergi incelemesi sonuçlanıp, tarhiyat yapıldıktan sonra ihtiyati haciz yapılamayacağından davacı hakkında uygulanan dava konusu ihtiyati hacizde hukuka uyarlık görülmemiştir.
  • Öte yandan mahkememizce yapılan ara karara istinaden davalı idarece davacının asıl borçlu şirketteki hisse oranının %10 olmasına rağmen sehven amme alacağının %90 oranında takibe alındığı da bildirilmiştir.
  • Açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜNE, dava konusu ihtiyati haczin kaldırılmasına.

Ticari Defterler Hakkında Bilinmesi Gerekenler

 TİCARİ DEFTERLER HAKKINDA

BİLİNMESİ GEREKENLER

1.GİRİŞ

1956 yılından beri yürürlükte bulunan 6762(1) sayılı Türk Ticaret Kanunu dünya ticaretinde yaşanan gelişmeler neticesinde, mevcut ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmıştır. Serbest pazar ve rekabet ekonomisinin yaygınlık kazanması ile işletme ve şirketler uluslararası pazarlarda daha rahat hareket etmeye başlamış ve bu durum daha pratik ve yeni dünya düzeni ile uyumlu bir Ticaret Kanununu gerektirmiştir. Söz konusu gelişmelere paralel olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği uyum süreci nedeniyle başta temel kanunlarını değiştirmesi, finans ve sermaye piyasaları ile ilgili düzenlemelerden başlamak üzere ulusal ve uluslararası anlamda ticari hayatı kolaylaştırıcı hükümler getirmesi zorunluluk arz etmiştir.

Ayrıca Türk Medeni Kanununda, Borçlar Kanununda ve Hukuk Muhakemeleri Kanununda yapılan köklü değişiklikler, Türk Ticaret Kanununun yenilenmesini zorunlu kılan diğer önemli oluşumlardır.

Bu anlayışla 6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu(2) hazırlanarak yasalaşmıştır. Yasa 2011 yılı başlarında yasalaşmasına rağmen kimi hükümleri 01.07.2012 tarihinde, kimi hükümleri sonraki aylarda, kimi hükümleri ise sonraki yıllarda yürürlüğe girecektir.

Defter tutma faaliyeti ticaret hayatının vazgeçilmez öğesidir. Bu işlemle ticari işlemler kayıt altına alınmakta ve muhafaza edilmektedir. Yeni Türk Ticaret Kanunuyla var olan defter tutma işlemlerine bazı yenilikler getirilmek istenmiştir. Kanunun kabulüyle defter tutma ile ilgili konular sürekli gündemde olmuştur.

Defter tutma ile ilgili konuları incelerken sadece Türk Ticaret Kanununa bakmamak gerekir. Türk Vergi Kanunlarına da bakılmalı hatta Sosyal Güvenlik Kanunları ve İş kanunları da göz önünde bulundurulmalıdır.

2. DEFTER TUTMA SORUMLULUĞU

Yeni Türk Ticaret Kanunu 1550’ye yakın maddeden oluşmuştur. Bunun çok az kısmı defter tutmayla ilgili esasları belirlemiştir. Ancak uygulamaya geçirilmek istenen muhasebe ve finansal tablolar, standartlar, denetçilik gibi konular kamuoyunda çok etki yaratmıştır.

Vergi Kanunlarında da defter tutmayla ilgili bahislere yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun(3) ikinci kısmı defter tutma ile ilgili, üçüncü kısmı vesikalarla ilgili, altıncı kısmı muhafaza mecburiyeti ile ilgilidir. Kanunun bir bölümünde muhasebe ile ilgili işlemler yapılırken değerleme işlemlerinin nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Bütün bu işlemlerin Kanunda anlatıldığı şekilde yapılmaması halinde cezaların tatbik edileceği de belirtilmiştir.

Defter tutma ile ilgili konuların Vergi Usul Kanununda yüzlerce maddeden oluştuğu görülmektedir. Bu durum defter tutmanın Devletçe ne kadar önemsendiğinin bir göstergesidir.

Defter ve belgelere bakılarak;

• İşletmenin cirosu öğrenilir,

• İşletmenin kâr ya da zarar durumu bilinir,

• Satılan malın maliyeti tespit edilip satış fiyatı belirlenir,

• İşletmenin tarafları olan kişi ve kuruluşlara olan borç ve alacakları bilinir,

• Devlete ve Sosyal Güvenlik Kurumuna olan yükümlülükler bilinir,

• Önceki dönem bilgileriyle cari dönem bilgilerini karşılaştırarak, işletmenin karlılığını, verimini artırma eğiliminde olunur,

• İhtilaf halinde defter ve belgede yazılı bilgiler delil olur, ispat edici işlev görür.

2.1. Defter Tutmanın Amaçları

Devlet bütçesinde en büyük gelir kalemi vergilerdir. Mükelleflerden alınan vergiler, onların elde ettiği kazançlar ve hasılatları üzerinden hesaplanır. Vergilerin doğru olarak hesaplanıp beyan edilip edilmediği defter ve belgelere bakılarak anlaşılabilir. Bu nedenle Mali İdare, işletmelerce tutulan ticari defter ve belgelere çok önem vermiş, onların düzgün, doğru ve sağlıklı bir şekilde tutulabilmesi ve muhafazası için her türlü tedbiri almaya çalışmıştır.

Defter tutma, işletmede meydana gelen her türlü işlemlerin belli bir düzen içinde kaydedilmesi anlamını taşır. Muhasebede bütün kayıtların belgeye dayanması esastır, belge; muhasebe organizasyonunun temel unsurudur. Defter ve belgeleri tetkik eden bir kişi o işletme hakkında kanaat sahibi olur. Firma mal satın alır; buna ait kayıt yapılır, nakliye ödenir; kayıt yapılır, akaryakıt alınır; kayıt yapılır, bir başka şehre gidilir; bununla ilgili kayıtlar yapılır, otelde kalınır, yemek yenir, çalışanlara ücret verilir, kredi kullanılır vb. birçok işlemle ilgili kayıtlar yapılır. Bu kayıtlara bakılarak işletmenin ne yaptığı hangi boyutlarda işlem yaptığı kolayca anlaşılır. Mali Müşavir tutmuş olduğu işletmenin defterinde, o işletmenin bir nevi fotoğrafını çeker ya da tutulan deftere bir nevi işletmenin resmi çizilir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 171. Maddesinde defter tutmanın maksatları şöyle sıralanmıştır: Read more

Defterlerin Tastik Zamanı

  •  DEFTERLERİN TASDİK ZAMANI
  • I-           GİRİŞ
  • Mükellefler tarafından tutulan defter ve belgeler ile mükellefin vergilendirme ile ilgili serveti, sermayesi, hesap durumu, faaliyet dönemlerinin hesapları ve neticeleri tespit edilmekle birlikte vergi ile ilgili tüm muameleleri ve mükellefin vergi karşısındaki durumu da kontrol edilebilir. Ayrıca mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımı ile üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumları da incelenerek kontrol edilebilir. Bu defter ve belgelerdeki kayıtlar sayesinde mükellef ticari işlemlerinin oto kontrolünü sağlama imkanına sahip olurken vergi idaresi de hem mükellefi hem de mükellefle ticari yönden bağlantılı olan üçüncü şahısların hesap ve işlemlerini kontrol etme imkanına sahip olur.
  • II-          VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE DEFTER
    TUTMAK ZORUNDA OLANLAR
  • VUK’nun 172. madde hükmü ile;
  • 1. Ticaret ve sanat erbabı;
  • 2. Ticaret şirketleri;
  • 3. İktisadi kamu müesseseleri;
  • 4. Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler;
  • 5. Serbest meslek erbabı;
  • 6. Çiftçiler,
  • Aynı kanun esaslarına göre defter tutmak zorundadırlar. İktisadi kamu müesseseleriyle dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutma bakımından tüccarların tabi oldukları hükümlere tabidirler.
  • III-        VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE TUTULACAK                                            DEFTERLER
  • 1- Bilanço Esasında Tutulacak Defterler (I.Sınıf Tüccarlar):
  • a) Yevmiye Defteri
  • b) Defterikebir
  • c) Envanter Defteri (Mevcudat ve Muvazene Defteri)
  • 2- İşletme Hesabı Esasında Tutulacak Defterler
    (II.Sınıf Tüccarlar):
  • a) İşletme Hesabı Defteri (İşletme Hesabını İhtiva Eden).(Çiftçi işletme defteri)
  • 3- Sınai Müesseselerinin Tutacakları Özel Kayıtlar:
  • a) İmalat Defteri
  • b) Kombine imalatta imalat defteri
  • c) Bitim işleri defteri
  • 4- Diğer Müesseselerin Tutacakları Özel Kayıtlar:
  • a) Bankaların gider vergisine ait kayıtları (BSMV Defteri)
  • b) Bankerlerin gider vergisine ait kayıtları (BSMV Defteri)
  • c) Sigorta Şirketlerinin gider vergisine ait kayıtları (BSMV Defteri)
  • 5- Diğer Defterler:
  • a) Damga resmi kayıtları (Damga Vergisi Defteri)
  • b) Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri
  • c) Ambar Defteri
  • d) Serbest Meslek Kazanç Defteri
  • e) Özel Defterler (Noterlerin ve noterlik görevini ifa ile mükellef olanların ve Borsa Acentelerinin resmi defteri “Kazanç Defteri” yerine geçer.)
  • IV-         TASDİKE TABİ DEFTERLER:
  • VUK’nun 220. maddesinde, aşağıda yazılı defterlerin bu bölümdeki esaslara göre tasdik ettirilmesi mecburidir:
  • 1- Yevmiye ve envanter defterleri;
  • 2- İşletme defteri;
  • 3- Çiftçi işletme defteri;
  • 4- İmalat ve İstihsal Vergisi defterleri; (Basit İstihsal Vergisi defteri dahil)
  • 5- Nakliyat Vergisi defteri;
  • 6- Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri;
  • 7- Serbest meslek kazanç defteri;
  • Yukarıda yazılı olanların yerine kullanılacak olan defterler de tasdike tabi tutulur. (Örn: Hekimler tarafından tutulan protokol defteri veya borsa acentelerinin tuttukları resmi defterler gibi)
  • 20 seri no’lu DVK Genel Tebliği ile kimlerin damga vergisi defteri tutması gerektiği belirtilmiş olup, ilgili tebliğde belirtilen şekilde damga vergisi defteri tutmak zorunda olanlarda damga vergisi defterini tasdik ettirmek zorundadırlar.
  • V-          TASDİK ZAMANI
  • a- Öteden Beri İşe Devam Etmekte Olanlar; Öteden beri işe devam etmekte olan mükellefler, defterlerini kullanacakları yıldan önce gelen son ayda tasdik ettirmek zorundadırlar.
  • Yani mükellefin hesap dönemi takvim yılı ise defterler bir önceki yılın Aralık ayında tasdik edilir. Kendisine özel hesap dönemi tanınmış olan mükellefler ise defterlerini özel hesap döneminin başladığı aydan önce gelen son ay içinde tasdik ettirmek zorundadırlar.
  • Örn: Mükellefin hesap döneminin takvim yılı olması halinde 2013 takvim yılında kullanacağı defterlerini 2012/ Aralık ayı içinde tasdik ettirmek zorundadır.
  • Özel hesap dönemi; 1.Haziran 2012 / 31.Mayıs 2013 olan mükellef defter tasdikini, 2012/ Mayıs ayı içinde yaptırmak zorundadır.
  • Mükellef öteden beri işe devam etmekle birlikte, bu işlerinin yanı sıra yeni bir işe başlaması halinde yeni işe ait işlemler eski işe ait defterlerde takip edilir. Bunun yanı sıra yeni işe başlamadan önce bu işle ilgili defter tasdik ettirilerek yapılan işlemler bu yeni işle ilgili tasdik edilen defterlere kayıt edilir.
  • b-Yeniden İşe Başlayanlar: Yeni işe başlayan mükellefler kullanacakları kanuni defterlerini işe başlamadan önce tasdik ettirmek zorundadırlar.
  • c-Yeni Bir Mükellefiyete Girenler: Yeni bir mükellefiyete girenler, kullanacakları kanuni defterlerini, yeni bir mükellefiyete girme tarihinden önce tasdik ettirmek zorundadırlar.
  • d- Sınıf Değiştirenler; Sınıf değiştirme tarihinden önce tutmak zorunda oldukları defterlerin tasdik işlemini yapmak zorundadırlar.
  • Örn: Öteden beri ikinci sınıf tüccar olarak defter tutan mükellef, iş hacminin VUK’nun 177. maddesinde belirtilen hadleri aşması nedeniyle 2013 takvim yılının başından itibaren birinci sınıfa geçecek olması nedeniyle, 2012/ Aralık ayı içinde defter tasdik işlemlerini yapmak zorundadır.
  • e-Vergi Muafiyeti Kalkanlar; Vergi muafiyeti kalkanlar ise muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak 10 gün içinde defterlerin tasdik işlemini yaptırmak zorundadırlar.
  • f- Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar: Mükelleflerin kullanmakta bulundukları kanuni defterlerinin yıl içinde dolması veya başka nedenlerle yıl içinde yeni defter kullanmak zorunda olanlar bu defterlerini kullanmaya başlamadan önce tasdik ettirmek zorundadırlar. Kullanmaya başlamadan önce ifadesi düzenlenen belgelerin deftere kayıt tarihidir. Düzenlenen belgenin deftere kayıt edilmesi gereken tarih kullanma tarihidir.
  • Örn: Bilanço esasına göre defter tutan mükellef, 2012 takvim yılına ait yevmiye defteri 15.10.2012 tarihinde dolmuştur. Mükellef 16-17.10. 2012 tarihlerinde deftere kayıt edilmesi gereken herhangi bir işlemi olmamıştır. Mükellefin düzenlediği 18.10.2012 tarihli belgenin 10 gün içinde (28.10.2012) deftere kayıt yapılması zorunlu olduğundan defter tasdikinin de bu süre içinde yapılması gerekir.
  • VI-DEFTER TASDİKİNİN YENİLENMESİ:
  • Tasdik yenileme işlemini ancak öteden beri mükellef olanlar yaptırabilmektedirler. Bu mükellefler bir hesap dönemine ait olarak tasdik ettirdikleri defterlerini herhangi bir sebeple tamamen kullanmadıkları takdirde istemeleri halinde bu defterlerini bir sonraki hesap döneminde de kullanabilirler.
  • Defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyen ve normal hesap dönemine tabi olan mükellefler Ocak ayı içinde, Maliye Bakanlığınca kendilerine Özel Hesap Dönemi tanınmış olan mükellefler ise defterlerini kullanacağı hesap döneminin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar.
  • VII-TASDİK MAKAMLARI:
  • – Defterler; işyerinin, işyeri olmayanlar için ikametgahının bulunduğu yerdeki noter veya noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar tarafından,
  • – Menkul kıymet ve Kambiyo Borsasındaki acenteler için Borsa Komiserliği tarafından,
  • -Anonim ve Limited Şirketlerin sadece kuruluş aşamasında, şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicili memuru tarafından,(mükellefin kendi isteğine bırakılmış olup, istemeleri halinde işyerinin bulunduğu yerdeki noter veya noterlik görevini ifa ile mükellef olanlara da yaptırabilirler.)
  • – Noterlerin defterleri Sulh Hukuk Hakimliği tarafından, tasdik edilir.
  • VIII- DEFTERLERİN SÜRESİNDE TASDİK                    EDİLMEMESİ HALİNDE UYGULANACAK  YAPTIRIMLAR
  • 1-Defter tasdikinin hiç yapılmamış olması: Mükellef defterlerini hiç tasdik yaptırmamışsa haklarında önce VUK’ nun 352- I/8’ maddesine göre 2 kat usulsüzlük cezası kesilir. Ayrıca aynı kanunun 30/3. maddesi uyarınca re’sen vergi tarhı işlemine tabi tutulur.
  • 2- Defter tasdikinin kanuni süresinin sonundan başlayarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olması: Bu durumda da defterler hiç tasdik ettirilmemiş kabul edilerek mükellef adına yine VUK’ nun 352-I/8’maddesine göre 2 kat usulsüzlük cezası kesilir. Ayrıca aynı kanunun 30/3. maddesi uyarınca re’sen vergi tarhı işlemine tabi tutulur.
  • 3- Defter tasdikinin tasdik süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde yaptırılmış olması: Defterlerin, tasdik süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde tasdikinin yapılması halinde ise mükellef adına VUK’nun 352/II-6’ ya göre usulsüzlük cezası kesilir.
  • IX -SONUÇ:
  • Özellikle Aralık ve Ocak ayı mükelleflerin ve meslek mensuplarının yoğun çalışma içinde oldukları ayların başında gelir. Bu nedenle mükelleflerin hangi defterleri tutmak zorunda oldukları ve defter tasdik sürelerini hatırlatmak yerinde olacaktır.
  • KAYNAKÇA:
  • T.C.Yasalar (04.01.1961) 213 sayılı VUK
  • Ayşe GINALI
  • Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı
  • Vergi Dairesi Müdür Yardımcısı