Archive for Pratik Bilgiler

Haziran 2013 Vergi Beyan ve Yükümlülükler Takvimi

HAZİRAN 2013 VERGİ BEYAN VE YÜKÜMLÜLÜKLER

SON ÖDEME GÜNÜ

HAZİRAN  2013  BEYAN VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ

07 Haziran

1-     Mayıs  Dönemi Çeklere Ait Değerli Kağıtlar Vergisi Bildirimi ve Ödenmesi

10 Haziran

1-     16 -31 Mayıs  Dönemi  I sayılı Listedeki Ürünlere Ait ÖTV’nin  Beyanı ve Ödenmesi

17 Haziran

1- Mayıs Dönemine Ait Gider Vergilerinin (BSMV) Beyanı ve Ödenmesi

2- Mayıs  Dönemi Özel İletişim Vergisi Beyanı ve Ödenmesi

3- Mayıs Dönemi  II sayılı Listedeki Tescile Tabi Olmayan Araçlar ile  III ve IV sayılı Listedeki Ürünlere Ait ÖTV’nin Beyanı ve Ödenmesi

20 Haziran

1-     İlan ve Reklam Vergisinin Beyanı ve Ödenmesi

24 Haziran

1- Mayıs Dönemine Ait Gelir ve Kurumlar Vergisi Stopajının Beyanı

2- Mayıs Dönemine Ait Damga Vergisinin beyanı

3- Mayıs Ayı 1 ila 31’i Arası Ücret Alan Sigortalılar İçin Prim  Belgelerinin Verilmesi

4- Mayıs  Dönemine Ait Katma Değer Vergisinin Beyanı

25 Haziran

1-     1-15  Haziran  Dönemi I sayılı Listedeki ürünlere ait Özel Tüketim  Vergisi Beyanı ve Ödenmesi

26 Haziran

1-     Mayıs Dönemine Ait Gelir ve Kurumlar Vergisi Stopajının Ödenmesi

2-     Mayıs Dönemine Ait Katma Değer Vergisinin Ödenmesi

3-     Mayıs Dönemine Ait Damga Vergisinin Ödenmesi

1 Temmuz

1-     Mayıs Ayna Ait Form (Ba) ve (Bs)nin verilmesi (VUK Teb. 396)

2-     Mayıs Ayına Ait 4/a-b Kapsamındaki Primlerin Ödenmesi

3-     Basit usule tabi olanların 2. Taksit Ödemesi

4-     Ticaret ve Sanayi Odaları ile Ticaret Borsaları Aidatı 1. Taksit Ödenmesi

5- Yevmiye Defterinin Kapanış Onayı (TTK md.64)

 

Not:  Yukarıda yazılı tarihler son beyan ve ödeme tarihini göstermektedir. Örneğin KDV beyannamesi 24 Haziran’a kadar verilebilir, ödemesi ise en geç 26 Haziran çalışma saati sonuna kadar yapılabilir.

DİKKAT: Bu tablo, beyan ve yükümlülükler listesinin tamamını içermemektedir.

2013 Yılı Gelir Vergisi Beyanname Düzenlemeye İlişkin Açıklamalar

gelir-vergisi-beyannamesi

DİĞER KAZANÇ VE İRATLARDAN  DOĞAN ZARAR MAHSUP EDİLİR Mİ?

Diğer kazanç ve iratlar yedinci gelir unusuru olarak sayılmış ve vergilendirilmesi de 80, mükerrer 80, 81 ve 82’nci maddelerde açıklanmıştır. 80’inci maddede “Aşağıda yazılı olup geçen bölümlerin dışında kalan kazanç ve iratlar bu bölümdeki hükümlere göre vergiye tabi gelire dahildir.”

Hükmüne yer verilmiştir.

Kanunun 88’inci maddesinde ise, “Gelirin toplanmasında, gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararlar, diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir.”

Hükmü yer almıştır.

Ancak bu maddede, “80’inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğan” zararların mahsup edilemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre diğer kazanç ve iratlara ait zararın, beyannameye dahil edilerek, diğer gelir unsurlarından mahsup edilmesi mümkün değildir. Zira değer artış kazancı, mevcut olduğunda beyan edilir, zarar çıktığında beyan söz konusu olmaz.

Ayrıca bir yılda bir kaç işlem olduğunda, birisinin zararı diğerinden mahsup edilmez, örneğin taşınmaz zararı ortaklık hissesinin elden çıkarılması neticesinde elde edilen kazançtan indirilmez, bu kazanç beyan edilir, zarar beyana dahil edilmez.

 

ARIZİ KAZANÇLAR

Anlamı

Bir işin “arızi” olarak yapılması, onun en azından bir yıl içinde bir kere yapılmasını ve izleyen yıllarda da yapılmamasını ifade eder. Örneğin nakliye amacıyla bir kamyonet alan bir kimse mükellefiyet tesis ettirmeden kamyoneti satar ise, bu kazanç arızi kazanç sayılır ve istisna haddini aşan kısmı vergiye tabi tutulur.

İstisna tutarı 2012 yılı için 20.000 liradır.

Read more

Tüm Yönleriyle Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme

gelir-vergisi-beyannamesi

 

ZİRAİ KAZANÇ

Genel Açıklama

Yasada, “Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır.” tanımı yapılmış ve zirai faaliyete ilişkin olarak ayrıca, zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve  zirai mahsulün  tariflerine yer verilmiştir (GVK md.52)

Vergicilikte tarif ve tanım önemlidir, tarif ve tanımlara uymayan işlemler verginin konusu dışında kalır. Kısaca şu açıklamalar yapılabilir.

Zirai faaliyet: Arazi ve her türlü sulak yerlerde ekim, bakım, üretme ve yetiştirme yahut doğrudan tabiattan yararlanarak nebat, orman, hayvan, balık ve bunları mahsullerinin istihsalini, avlanmalarını ve sair şekilde faydalanılmasıdır.

Zirai faaliyet sayılan işlemler

* Erkek damızlık beslenmesi zirai faaliyet sayılır, zira bu hayvanlar çiftçilerin aşılama işlerinde kullanılır.

* Zirai makine ve aletlerin başka çiftçilerin zirai istihsal işlerinde çalıştırılması zirai faaliyetlerdendir.

Bu halde makine ve aletlerin çiftçilere ait defterle kayıtlı bulunması gerekir. Çiftçinin gerçek usulde vergilendirilmesi şart değildir. Gerçek usulde vergileme yapılması halinde bu makina ve aletlerin envantere alınacağı şüphesizdir.

Çiftçi olmayan kimselerin sahip oldukları zirai makine ve aletlerini, çiftçilerin işlerinde kullanılması ise ticari faaliyet sayılır.

*Ürünlerin işlenmesi: Zirai ürünlerin değerlendirilmesi amacıyla zirai istihsale bağlı olarak işlenmesi, zirai faaliyet kapsamındadır. Örneğin zirai ürünlerin tasnifi, paketlenmesi, ambalajlanması artıklardan temizlenmesi gibi işlemler, zirai faaliyet kapsamındadır.

Ancak ürünlerin işlenmesi, sınai bir müessese ehemmiyet ve genişliğinde olmaması gerekir. Ve ayrıca işlenen ürünün işletmenin kendi üretimi olması da şarttır. Aksi halde bu faaliyet ticari sayılır.

Zirai ürünün satışı: Zirai ürün ya üretim yerinde ya da mağaza veya dükkanda satılır. Zirai ürünün bir mağaza veya dükkan açılarak satılması, ticari faaliyet sayılır. Bu halde zirai ürünün emsal bedeli ile dükkana kadar olan her türlü masrafı, ticari deftere maliyet unsuru olarak kayıtlanır.

Dükkan ve mağazaya kadar olan üretim ve hizmet bedelleri  zirai faaliyet kapsamında değerlendirilir.

Zirai işletme: Yukarıda yapılan tanımlar çerçevesindeki her türlü zirai faaliyetlerin yürütüldüğü işletmelere zirai işletme denir.

Çiftçi: Zirai işletme sahibi olan gerçek kişilerle adi ortaklık halinde yürütülen işlerde ortaklar çiftçi sayılır.

Zirai mahsul: Zirai işletmelerde üretilen mallara ise zirai mahsul denir. Ürün tabiri, mahsul anlamındadır.

Ticaret şirketlerinin durumu

Kolektif şirketlerle adi veya eshamlı komandit şirketler zirai faaliyetle uğraşsalar bile çiftçi sayılmaz. Zira bu şirketlerin ortaklarının   aldıkları paylar, şahsi ticari kazanç hükmündedir.

Tek işletme: Bir çiftçiye veya bir adi ortaklığa ait olup aynı köy sınırları içinde veya bir birine bağlı bitişik arazi üzerinde bulunan yahut üretim şartlarına göre bir birlerine bağlılık ve beraberlik gösteren işletmeler tek işletme sayılır.

 

ZİRAİ KAZANCIN TESPİT ŞEKLİ

Read more

Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi 2013

gelir-vergisi-beyannamesi

 

GELİR UNSURLARI

Gelirin unsurları şunlardır:(GVK md.2 )

1- Ticari kazançlar,

2- Zirai kazançlar,

3- Ücretler,

4- Serbest meslek kazançları,

5- Gayrimenkul sermaye iratları,

6- Menkul sermaye iratları,

7- Diğer kazanç ve iratlar,

Gelir vergisine tabi tutulacak bir gelirin, bu unsurlardan birisinin kapsamı içinde olması şarttır, bu unsurlardan birisi içine girmeyen gelir, kesinlikle vergiye tabi tutulmaz.

Örneğin ticari bir taahhüdün yerine getirilmesi için öngörülen cezai şart, ticari faaliyete bağlı olduğu için, ticari kazanç kapsamında değerlendirilir, ancak bir kimseye verilen zararı tazmin için ödenen tazminat gelir unsuru sayılmaz. Veya trafik kazası için bir kişiye ödenen tazminat gelir kapsamına girmez ve vergiye tabi tutulmaz.

VERGİYE TABİ BAZI GELİR UNSURLARI

1- Üretim Desteği

Resmi kuruluşlar tarafından ticari veya zirai işletmelere, belirli kurallara göre karşılıksız ve borç niteliği taşımayan nakdi yardımlar yapılmaktadır. Bu yardımlar,

. İşletmenin korunması,

. İhracatı teşvik,

. Hükümet politikasına uyma zorunluluğu nedeniyle oluşan işletmenin faaliyet hasılatındaki düşüklüğü veya faaliyet zararını gidermek,

. Sermaye katkısı niteliğinde olmayan sübvansiyonlar,

. Vergi iadeleri (Devletin istisna ettiği mallara ilişkin iadeler)

. İhracatla ilgili fiyat istikrar primi,

. %5’lik SSK primine ait Hazine desteği,

. Teşvik amaçlı SSK prim desteği

Bu desteklerin hepsi ticari faaliyet kapsamındadır ve bu nedenle 602 hesaba hasılat olarak kayıtlanır. Ve dolayısıyla vergiye tabi tutulur.

Bu yardımların 679 hesaba yazılması yanlıştır, zira yardımlar ticari faaliyete ilişkin olarak yapılmaktadır. Bu nedenle 602 hesap kullanılmalıdır.

Bize kimi zaman, bu gibi destek veya yardımların 679 hesaba yazılıp yazılmayacağı sorulmakta ve cevabımızında 679 değil 602 hesap olması gerektiği iletilmektedir.

2- Sermaye Desteği

Resmi kuruluşlarca yapılan , yatırımı teşvik amacı ile geri dönüşümü olmayan, başka bir ifade ile borç niteliği taşımayan karşılıksız yardım ve bağışlar, gelir yazılmaz. Ve vergiye tabi tutulmaz.

Ancak gelir yazılan yardımlar ile sermaye desteği yardımlarını ayırt etmek bazı hallerde mümkün olmamaktadır.

Bu gibi durumlarda, yardım yapan resmi yerlerden yardımın amacı sorulmalı ve bir belge temin edilmelidir. Belgede sermaye desteği yazılı ise gelir yazılmamalı, alınan para sermaye yedeği olarak, örneğin 549 hesaba yazılmalıdır.

Sermaye desteği olmayan yardımlar gelir niteliği taşır ve 602 hesaba gelir yazılır. Ve vergiye tabi tutulur.

3- Akaryakıt İstasyonlarında Belli Firmanın Bir Süre İçinde Ürününü Satma Karşılığı Peşin Alınan Para

Son zamanlarda bazı petrol şirketleri, bazı benzin istasyonları ile anlaşarak belli bir süre içinde örneğin on yıllık süre gibi, kendi ürününü satma karşılığı, örneğin 800.000 TL tutarında peşin para ödemekte ve karşılığında da fatura almaktadır.

Faturaya kimi zaman “İntifa Hakkı Karşılığı” gibi not düşülmektedir. Vergicilikte olayın mahiyeti önemlidir, düzenlenen fatura olaya uygun ise geçerli olur. Böyle bir gelir elde edilmesi bir hizmet teslimine dayanmadığı için tutarının fatura tarihi itibariyle 679 hesaba gelir yazılması gerekir.

Zira faturayı kesenlerin elde ettiği bu hasılat, ticari faaliyet çerçevesinde olduğu için mutlak surette gelir yazılacak ve KDV’si fatura tarihi esas alınarak tamamı beyan edilecektir.

Ancak alınan paranın tamamı mı, yoksa süreye göre her bir yıla düşen miktarının mı 679 hesaba yazılacağı konusu duraksamalara yol açmaktadır.

Bu konuda Gelir İdaresinin yasal bir düzenlemesi yoktur ve ayrıca istikrar kazanmış bir uygulama da mevcut değildir.

Bazıları, alınan paranın sözleşmede yazılı süreye göre eşit taksitler halinde her yıl gelir yazılması gerektiği görüşündedir. Read more

Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi

gelir-vergisi-beyannamesi

 

GELİR VERGİSİ BEYANNAME
DÜZENLEME REHBERİ

GENEL BİLGİ

1- Giriş

Anayasamızın vergi ile ilgili hükmü şöyle:

“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

“Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır (md.73)”

Yasal düzenlemlerin yeterli olması yetmez, uygulamanın da yasal düzenlemeye paralel olması gerekir.

Ancak bu halde vergi adaleti sağlanır ve vergi herkesten mali güç esasına göre tahsil edildiğinde bir anlam ifade eder.

Vergi adaletsizliğine mükelleflerin tepki göstermesi doğaldır ve bu da vergi kaçırılarak sağlanmaktadır. Vergilemede, mali güce göre vergi alınmasının temini en halisane dileğimizdir.

2- VERGİ İLKELERİ

Vergi ilkeleri olarak şunlar dile getirmek mümkündür.

a) Vergiler devletin kaynak ihtiyacını karşılamalıdır. Buna verginin finansal görevi denmektedir.

Vergiler devletin kaynak ihtiyacını karşılamazsa bu kez borçlanma zorunlu hale gelir. Borçlanma en kötü bir kaynaktır ve sonunda da yine vergilerle kapatılır. Yani yük gelecek kuşaklara aktarılır.

Borçlanma esas itibariyle sadece yatırımların finansmanında kullanılır ve yatırımın getirisi ile de anapara ve faizi ödenir.

Eğer borçlanmalar yatırım amaçlı değil de tüketim harcamaları için yapılır ise bu son derece çarpık bir tercih sayılmalıdır!..

b) Vergiler, en azından asgari geçim düzeyinde üstünde olanlardan alınmalıdır. Asgari geçimini sağlayan geliri olanlardan vergi alınması veya istenmesi, hiçbir vergi ilkesi ile izah edilemez.

Vergi istenirken, verginin sosyal fonksiyonu göz önünde bulundurulmalıdır. Bu devletin vazgeçilmez sosyal görevidir.

c) Hiçbir vergi sistemi, ekonomik çarkı durduracak veya aksatacak yahut engelleyecek şekilde tesis edilmemelidir. Esasında vergi almak için ekonomik çarkın sekteye uğramadan tıkır tıkır çalışması, milli gelirin artması ve milli gelir içindeki vergi payının çoğalması gerekir.

3- VERGİ VERME-VERGİ ALMA

Vergi sistemimize göre vergilerin hemen hepsi, mükelleflerin beyanlarına göre salınır ve taksit sürelerinde de başka bir çağrıya gerek olmadan mükelleflerce ödenir. Beyanların elde edilen gelirin gerçek tutarına göre yapılması, eksik veya fazla olmaması gerekir.

Beyanların doğruluğu vergi denetimi ile sağlanır, eksik beyan üzerinden cezalı vergi salınır.

Denetimle beyanların doğruluğunun sağlanamadığı yılların gösterdiği sonuçlara göre bir gerçektir, zira vergi kaybının %60’lara bile dayandığı söylenebilmektedir.

Gelir İdaresi vergi kaybını önleyecek tedbir veya tedbirleri almalıdır. Şekilsel işlemler ihdas edilerek vergi kaybı önlenemez, sadece usulsüzlük cezası kesmekle uğraşılır.

Vergi kaybı, tasarruf ve harcamanın kaynağına ulaşıldığında önlenebilir. Aksi halde vergi verenden vergi alınır, vermeyen için, aldatmacalı adlarla “Vergi Affı” çıkarılır!..

Haber doğru mu bilmiyorum, bir yetkilinin vergi kaçağını önlemek için harcamaların kaynağına inileceğini söylemiş. Yıllardır üzerinde durduğum bir konuyu, bir yetkiliden duymak güzel bir şey!..

BEYANA İLİŞKİN ÖZELLİKLER

1- Genel Niteleme.

Açıklamalarımızda hep vergi olarak gelir vergisini, beyan olarak yıllık geliri, beyanname de, bir mükellefin yıllık olarak vermesi gereken beyannameyi ifade etmek istedik. Aşağıda beyanla ilgili özellikli durumlara yer verilmiştir. Read more