Archive for Sosyal Güvenlik SGK Eğitim Videoları

Yeniden değerleme oranı VUK No:430

vergi

Maliye Bakanlığından:

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

(Sıra No: 430)

(19.11.2013 tarih ve 28826 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dâhil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Üretici Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca yeniden değerleme oranı 2013 yılı için % 3,93 (üç virgül doksan üç) olarak tespit edilmiştir.

Bu oran, aynı zamanda 2013 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacaktır.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanmış olan tebliğler de yürürlükte bulunmaktadır.

Tebliğ olunur

Şirket Ortağı Olan Emekliler Dikkat

2004 yılından beridir devamlı veya kesintili de olsa bir limited şirkete ortak olanlar veya A.Ş.’nin kurucu ortağı veyahutta ortak-yönetim kurulu üyesi olanlar mutlaka 31 Mayıs gününe kadar SGK’ya gidip affa müracaat etsinler…

Nereden emekli olursa olsun emekli birisi eski 1479 sayılı Kanun gereğince Bağ-Kur’a girecek bir faaliyette bulunursa yani vergi mükellefi olmuşsa, limited şirket ortağı olmuşsa veya anonim şirketin kurucu ortağı veya ortak-yönetim kurulu üyesi olmuşsa mutlaka bu ayın sonuna kadar SGK’ya gidip SGDP (Sosyal Güvenlik Destek Prim) borcu için affa müracaat etmeli.

***VERGİ KAYDI OLANLAR TAMAM-ŞİRKET ORTAKLARININ BORCU SİSTEM DE GÖRÜNMÜYOR

Emekli olup da SGDP borcu çıkması gerekenlerden Maliye ile SGK iletişimi gerçekleştiğinden vergi mükellefi olan emeklilerin SGDP borçları, SGK sisteminde görünüyor ama geçmişte veya şimdi şirket ortağı olanların SGDP borçları, SGK ile Ticaret Sicil memurlukları ile iletişim çok geç sağlandığından borçları SGK’da görünmüyor. Emekliler sakın buna aldanmayın, SGK’ya gittim ama SGDP borcum çıkmadı, bundan sonra da çıkmaz diye düşünmeyin. Listeler SGK’ya geldi ama sisteme girilemediğinden adınıza şu an borç görünmemesine aldanmayın. Mutlaka 31 Mayıs 2013 gününe kadar af müracaatı yapın.

***BAĞ-KUR SGPD’si 1999’da başladı

8.9.1999 tarihli 4447 sayılı Kanun ile önce Bağ-Kur’dan emekli olup da işyeri olanlara başlayan SGDP sonrasında 2001 yılında diğer yerlerden (SSK, Emekli Sandıkları) emekli olanlardan vergi mükellefi olanlar için başladı. 2003 yılı Ağustos ayında da şirket ortakları için başladı. SGDP borç hesabı da 1.10.2008 günü öncesi için farklı, 1.10.2008 sonrası için farklı hesaplanmaktadır. 2008 öncesi borçlar için Bağ-Kur’a sonrası için ise emekli olunan Kuruma yapılması gerekmektedir. Bu sebeple, emekliler içerisinde adına vergi kaydı olanlar ya da şirket ortağı olanlar, SGDP borçları için kendilerine tebligat gelmesini beklemeden 31 Mayıs’a kadar mutlaka Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine müracaat etsinler. Aksi takdirde, SGK tarafından SGDP borcu olanlara 31 Mayıs’a kadar tebligat yetiştirilemediği zaman, SGDP borç faizlerinin %85’ini silen ve 2 ayda bir olmak üzere 18 taksite kadar borçlarını yapılandırıp ödeme kolaylığı sağlayan 6385 sayılı Kanundan faydalanamayacaklardır

kaynak: ALi Tezel

İş Sağlığı ve Güvenliği Semineri

istanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası tarafından düzenlenen iş Sağlığı ve Güvenliği konulu Seminere ilişkin Youtube Videsu.

İbranamenin Geçerliliği Sorunu

İbra “aklama” ya da “temize çıkarma” anlamına gelmektedir. İş Hukuku boyutuyla ibraname ise; işçinin işten ayrılırken yasal tüm alacaklarını aldığına ve işverenden herhangi bir alacağı kalmadığına ilişkin olarak işverene verdiği imzalı belgeye denmektedir.

İbraname her şeyden önce bir sözleşme türüdür. İbra sözleşmesi çalışma ilişkilerinde “ibraname” adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. Buna rağmen ibraname, 4857 sayılı İş Kanunu’nda ya da 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemekteydi. Ancak, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda ibranameye ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir.

6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu’nun 132 nci maddesine göre; borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belirli bir şekle tabi tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilmektedir. Her ne kadar, bahse konu 132 nci maddeyle ibranameye ilişkin şekil serbestisi öngörülmüşse de, bu serbesti işçi ve işveren tarafları için aynı Kanunun 420 nci maddesiyle sınırlandırılmıştır. 6098 sayılı Kanunun 420 nci maddesine göre; işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibariyle sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibranameler ise hükümsüz kabul edilmektedir.

İş sözleşmesinin feshini izleyen bir aylık süre içinde ibraname düzenlenememesi ve ödemelerin banka aracılığıyla yapılması zorunluluğu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu ile düzenlenmiş olduğu için, bu tarihten sonra düzenlenecek olan ibranameler için geçerlidir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin feshine itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla birlikte, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle, bir aylık süre işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir.

Diğer taraftan, bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de, bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanıyla ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir deyişle, işçinin fesihle birlikte muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.

Ödemelerin banka aracılığıyla yapılma zorunluluğu ise, ödemeye dair ispat sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenlemedir. Bu zorunluluk sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için geçerlidir. İşverenin cezai şart, eğitim gideri veya zarar tazminine yönelik olarak talep ettiği, yani işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler. Alacağın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibranameler veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz niteliğindedir. Bu halde dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılma zorunluluğu bulunmaktadır.(2)

İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibranameler hükümsüzdür. İşçi bu dönemde işverene bağımlı durumdadır. Bu nedenle, iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkündür.(3)

İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması halinde ibraname geçerli kabul edilmemektedir.(4)

İbraname varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine yöneliktir. Varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olabilmesi mümkün değildir. Ayrıca, işverenin savunması ya da kayıtları ile çelişen ibranamelerin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.(5) Ancak, ibranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunmayla çelişkinin varlığı halinde ibraname bütünüyle geçersiz sayılmaz. İşverenin savunmayla çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesi dikkate alınır.(6)

İbra sözleşmelerinde, alacağın tamamının ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Kısmi ödeme yapılmışsa, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir.(7) İşçinin ibranamede yasal hakkını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ise ibra iradesinin bulunmadığı şeklinde değerlendirilmelidir.(8)

_____________________________________

(1) Bu makalede yer alan görüş ve düşüncelerin tamamı yazara ait olup, çalıştığı kurumun görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.

(2) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2011/40319, K:2011/35307, Tarih: 06.10.2011.

(3) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/41165, K:2010/29240, Tarih:15.10.2010.

(4) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/37441, K:2010/31943, Tarih: 05.11.2010.

(5) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/37372, K:2010/31566, Tarih: 04.11.2010.

(6) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/33597, K:2010/20380, Tarih: 24.06.2010.

(7) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi. E:2008/40992, K:2010/39123, Tarih:21.10.2010.

(8) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2008/40032, K:2010/31666, Tarih:04.11.2010.

kaynak

Cem BALOĞLU

Çal. ve Sos. Güv. Bak.

İş Müfettişi

İş Hukuku – Sosyal Güvenlik – Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Semineri Kısım13

İzmir Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Tarafından Düzenlenen İş Hukuku – Sosyal Güvenlik – Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Semineri Kısım12 Başkan Sayın Resul Kurt’un anlatımıyla Sorular Cevaplar Son Bölüm