Archive for Vergi Mahkemesi Kararları

Mükellefiyet tesis edilince ödevler düşer

vergi-mahkemesi-karariKonya Vergi Mahkemesi

Esas No: 2012/301 Karar No : 2012/652

ÖZÜ: Mükellefiyet tesis edilince ödevler düşer.

İstemin Özeti: Davacı adına, gelir geçici vergi ve KDVbeyannamelerinin elektronik ortamda verilmediğinden bahisle Vergi Usul Kanununun mükerrer 355’inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası müvekkilinin davalı daireye dilekçe vermek suretiyle mükellef yapılması talebinin olmadığı, tüm işlemlerin idare tarafından gıyabında yapıldığı, bu durumun kendisine 08.12.2011 tarihinde duyurulduğu, kanun gereği müvekkilin elektronik ortamda beyanname verme sorumluluğunun 08.12.2011 tarihinden sonra başladığı iddia edilerek terkini istenmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi mahkemesince, işin gereği görüşüldü:

Vergi Usul Kanununun mükerrer 355’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında, bu kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257’nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257’nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil) maddede üç bent halinde sayılan özel usulsüzlük cezalarının kesilecği; 2’nci fıkrasında, bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz  ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belgelerin süresi içinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında yapılacak tebliğlerde kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu, ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmayacağı, elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezasının, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 30 gün içinde verilmesi halinde 1/10 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden  30 gün içinde verilmesi halinde ise 1/5 oranında uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.

Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak 376 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerine hiçbir halde sınırlı olmaksızın yıllık gelir vergisi beyannamesini ve geçici vergi beyannamelerini yine ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirlen gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerine hiçbir hadle sınırlı olmaksızın muhtasar ve katma değer vergisi beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirilmiştir.

Beyanname verme ve bildirimde bulunma gibi ykümlülükler, vergi mükellefi olmanın gereği olup, mükellefler açısından söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğundan bahsedilebilmesi için, kişi adına hukuka ve usulüne uygun olarak mükellefiyet tesis edilerek, bu mükellefiyetten kişinin yine usulüne uygun olarak haberdar edilmesi gerekmektedir.Kişinin hukuka uygun şekilde adına tesis edilen vergi mükellefiyetinden haberdar olması ile mükellefiyetin gereği olan yükümlülükleri yerine getirme ödevi doğacak olup, söz konusu yükümlülükleri yerine getirme ödevi mükellefiyetin iptali veya idare tarafından terkinine kadar devam edecektir.

Dava konusu olayda 08.12.2011 tarihli yoklama tutanağı ile geçmişe yönelik olarak  davacı adına mükellefiyet tesis edilmiş ve bu mükellefiyet gereğince elektronik ortamda beyanname verilmediğinden bahisle özel usulsüzlük cezası kesilmişse de, henüz mükellef olmadığı dönemde beyanname vermesi mümkün olmadığından ve davacının “işe başlamanın zamanında bildirilmemesi” fiili ancak usulsüzlük cezasını gerektirdiğinden, kesilen dava konusu özel ususüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, dava konusu cezaların terkinine,

Sahte belge düzenlediği için kod listesine alınmasının yasal bir dayanağı yoktur

İzmir 1. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2011/832

ÖZÜ: Sahte belge düzenlediği için kod listesine alınmasının yasal bir dayanağı yoktur.

İstemin Özeti: Davacı şirket sahte belge kullandığı ve sahte belge düzenlediğinden bahisle özel esaslara tabi tutularak kod listesine alınmasına ilişkin işlemin; böyle bir tasnifin yapılmasının ciddi bir rekabet eşitsizliğine neden olacağı, şirketin işlem ile mal satamaz duruma düştüğü, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle açılan davada öncelikle yürütmenin durdurulması istenilmektedir. Read more

Emekli maaşına vergi borcu için haciz konulamaz

Muğla Vergi Mahkemesi

Esas No: 2012/774 Karar No : 2013/32

ÖZÜ: Emekli maaşına vergi borcu için haciz konulamaz.

İstemin Özeti: Davacının vergi borçları bulunduğundan bahisle emekli maaşı banka hesabına uygulanan haciz işleminin; haciz işleminin emekli maaş hesabı üzerine konulduğu, emekli maaş hesabına haciz konulamayacağı kamu alacağının zaman aşımına uğradığı iddialarıyla iptali istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

…. Vergi Mahkemesi Hakimliğince gereği düşünüldü:

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 71. maddesinde; aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirlerin kısmen haczolunabileceği ve haczolunacak miktarın bunların üçte birinden çok ve dörtte birinden az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Read more

Limited Şirket Ortaklığından Ayrıldıktan Sonraki Döneme Ait Vergi Ayrılan Ortaktan Aranmaz

İzmir Bölge İdare Mahkemesi

Esas No: 2012/6656 Karar No : 2012/7518

ÖZÜ: Ltd.şti. ortaklığından ayrıldıktan sonraki döneme ait vergi, ayrılan ortaktan aranmaz.

İstemin Özeti: Davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçlarının tahsili amacıyla adına tanzim olunan ödeme emrinin kaldırılması istemiyle açılan davayı; dosyanın incelenmesinden şirketin kurumlar vergisi beyannamesini yasal süresinde vermediğinin tespit edilmesi üzerine takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden hesaplanarak tarh edilen kurumlar vergisinin kesinleştiği halde anılan firmadan tahsil imkanı kalmadığından bahisle davacıdan tahsili amacıyla ödeme emri düzenlendiği anlaşılmakla birlikte, davalı idare tarafından ticaret sicil memurluğuna yazılan … tarihli yazıya verilen cevap ve eki belgelerden davacının amme borçlusu firmadan ortaklar kurulu kararı ve limited şirket hisse devir sözleşmesi ile hisselerini devrederek ayrıldığı ve söz konusu kararların ticaret siciline tescil edildiğinin saptandığı bu durumda davacının bir dönem ortak olduğu ancak hisselerini usulüne uygun olarak devrettiği ve devir işleminin ticaret siciline tescil edildiği ve söz konusu tescilin davalı idarenin bilgisi dahilinde olduğu halde davacının hukuki sorumluluğun sona erdikten sonraki bir döneme ilişkin olarak firmanın amme borçlarından sorumlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabul eden vergi mahkemesi hakimliğinin kararının hisse devir işlemlerinin tescil edilmesine karşın Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

İzmir Bölge İdare Mahkemesince işin gereği görüşüldü:

Vergi mahkemesi hakimliğince verilen karar usul ve yasaya uygun olup, kararın bozulmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, itirazın reddine, anılan kararın onanmasına.

Defter ve Belgelerin Gizlenmesi Mücbir Sebep Eksik Soruşturma

YARGITAY 11. Ceza Dairesi

E.No : 2012/3546 K.No : 2012/4614

Tarih : 03.04.2012

                            •  DEFTER VE BELGELERİN                                          GİZLENMESİ

                            •  MÜCBİR SEBEP

                            •  EKSİK SORUŞTURMA

ÖZÜ: Ceza yargılamasında hiçbir duraksamaya yer vermeden gerçeği ortaya çıkarmak görev ve yetkisi bulunan ceza hakimi, ileri sürülen mücbir sebebin dayandığı olayların vukuu ile defter ve belgelerin yok olması veya elden çıkması sonucunu doğuracak nitelik ve yoğunlukta olup olmadığını, bunların mükellefin faaliyet alanı itibariyle mutat ortam, yer ve mekanda muhafaza edilmesi olgusunu, olayın meydana gelme olasılığını doğal ve kaçınılması mümkün olmayan nedenlere dayanıp dayanmadığını, öngörülebilme ve neden sonuç ilişkisini, vergi denetiminden kaçmak amacına yönelik tertip niteliğini ve sair ile olayın arz ettiği özelliği duruşmadan ve tahkikattan edineceği kanaate göre irdeleyip değerlendirmeli ve delilleri serbestçe takdir etmeli, irade dışında meydana geldiği ve defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı veya yok olması sonucunu doğurduğunu anlaması  halinde 213 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinde düzenlenen mücbir sebep olarak kabul etmelidir.

          (213 s. VUK m. 13, 359)