İşin bırakıldığı hususunun tesbiti hakkında Mahkeme Kararı

mahkeme-karari

İzmir Bölge İdare Mahkemesi

Esas No: 2013/3774 Karar No : 2013/3528

ÖZÜ: İşin bırakıldığı hususunun tesbiti hk.

İstemin Özeti: Davacı şirketin bir kısım kurumlar (geçici) vergisi ve katma değer vergisi beyannameleri ile Ba-Bs formlarını yasal süresi içinde ve elektronik ortamda vermemesi nedeniyle 213 sayılı Yasanın mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; 213 sayılı Kanununun 160. maddesinin 3. fıkrasında, işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellefin (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunacağı ve mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edileceğinin hükme bağlandığı, 21.12.2004 tarihli, 2004/13 seri no.lu uygulama iç genelgesinde 31.07.2004 tarihinden sonraki dönemlerde işini terk eden, ancak işi terk keyfiyetini vergi dairesine bildirmeyen ve dosyasında işine devam ettiğine dair herhangi bir bilgi bulunmayan mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının, vergi dairelerince gerekli araştırmalar yapılarak terkin edileceğinin belirtildiği, gerçek kişi mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının sona ermesinin, mükellefin kendi isteği ile işini  terk ederek keyfiyeti vergi dairesine bildirmesi, mükellefin ölümü, gaiplik kararı, belli bir ticaret, sanat ve meslek icrasından sürekli mahrumiyet gibi hallerde mümkün olduğu, ticaret şirketleri açısından mükellefiyetin sona erdirilmesinin ise tasfiye ve iflas hallerinde inhisar ettirildiği, Türk Ticaret Kanununda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye veya iflasın sona erdiği tescil ve ilan edilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, faaliyetlerini uzun süreden beri bırakmış, ortakları dağılmış, ortaklığın feshine ve tasfiyesine tevessül edilmemiş, sorumlu ve muhatap tutulacak kanuni temsilci veya tasfiye memuru da bulunmayan, işlerini tamamen terk ettiği belirlenen ve vergiye tabi bir faaliyeti de tespit edilmeyen mükelleflerin, işi bırakma keyfiyetini vergi dairesine bildirmemiş olmaları nedeniyle, beyanname vermedikleri dönemlere ilişkin matrahlarının re’sen takdiri yoluna gidilmesi ve gayrı faal olduğu  dönemler için beyanname verilmemesi nedeniyle usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezası kesilmesi Vergi Usul Kanununun 3. maddesinde ifadesini bulan, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ilkesine uygun düşmediği, Vergi Usul Kanununun 160. maddesinin 3. fıkrası, işini tamamen terk eden ve vergiye tabi bir faliyeti tespit edilemeyen mükellefler hakkında, sadece işi bırakma keyfiyetinin vergi dairesine bildirilmemiş olması nedeniyle gereksiz tarhiyatlar yapılmasının ve ihtilaflar yaratılmasının ortaya çıkardığı sakıncaları gidermek ve münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirenlerin mükellefiyet kayıtlarının terkini suretiyle idarenin ve diğer mükelleflerin mağduriyetini önlemek amacına yönelik olarak düzenlendiği, yapılan düzenlemenin idareye bu durumda olan mükelleflerin mükellefiyet terkin tarihini keyfi olarak belirleme yetkisi vermediği, tam tersine belli şartlar ve süreler içinde yapılacak tespitlere göre mükellefiyetin resen terkini sorumluluğu getirdiği, dosyanın incelenmesinden; davacının en son katma değer vergisi beyannamesini verdiği görüldüğünden; yukarıda anılan iç genelgeye göre, katma değer vergisi beyannamelerini üst üste iki dönem vermediği anlaşılan davacı şirket ile ilgili olarak katma değer vergisi beyannamesi verilmeyen son dönemi izleyen ay içerisinde yoklama fişi düzenlenerek davacının işlerini ne zaman terk ettiği, iş yerinin yoklama tarihindeki durumu, iş yerinde başkaları faaliyet gösteriyorsa hangi tarihten itibaren orada faliyet gösterdikleri, mükellefin mesleği ile ilgili teşekkül, birlik veya oda kayıtlarında yer alan bilgiler ile iş yeri ve ikametgah adreslerinin bulunduğu yer muhtarlık kayıtları araştırılarak, adres değişikliği yapılıp yapılmadığı hususları tespit edilmesi ve yine iç genelgede belirtilen şartlara göre en geç 4 ay içerisinde bu işlemlerin yapılması ve işi terk ettiğinin tespit olunması halinde mükellefiyetin terkin edilmesi gerekirken, 2010 yılında yapılan yoklamalara istinaden 26.7.2010 tarihi itibariyle davacının mükellefiyet kaydının terkin edildiğinin anlaşıldığı, Vergi Usul Kanunu ve bu kanunun verdiği yetkiye istinaden Maliye Bakanlığı tarafından düzenlenen iç genelgeye uygun hareket etmeyen davalı idarenin, resen terk işlemini zamanında yapmamıs nedeniyle faal olmadığı halde mükellefiyet kaydı ve terkin işlemleri geç yapılması sonucu davacı şirket adına elektronik ortamda bildirim ve beyanname vermemesiden dolayı 213 sayılı Yasanın mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kabul eden …. Vergi Mahkemesi Hakimliğinin kararının, iç genelgelerin idarelerin iç işleyişlerine ilişkin talimatları içerdiği mükellefler yönünden hak doğurucu nitelikte olmadığı,  uyuşmazlığın çözümünde iç genelge talimatlarının esas alınamayacağı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

….. Bölge İdare Mahkemesince işin gereği görüşüldü:

…. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen karar usul ve yasaya uygun olup, kararın bozulmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itirazın reddine, anılan kararın onanmasına oy birliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir