Limited Şirketlerin Tüzel kişiliği sona ermesi

mahkeme-karari

YARGITAY 21. Hukuk Dairesi

E.No :2007/16035 K.No : 2008/8938

ÖZÜ: Limited şirketin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.

(6762/md. 224, 445)

Davacı, davalılardan işverenlere ait iş yerinde 01.09.1990 – Aralık 2003 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalılardan kurum vekili ile şirket temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1- Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici nedenlere ve özellikle davalı şirketin 01.11.2000 tarihinde tasfiyesinin sona erip, 28.12.2001 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanması nedeniyle, P’nin dava tarihi itibariyle şirketi temsil yetkisi bulunmadığının anlaşılmasına göre, dava da davalı işveren tarafı temsil sıfatı bulunmayan P’nin temyiz dilekçesinin reddine,

2- Dava, davacının davalı işverenlere ait iş yerinde 01.09.1990 tarihi ile 31.12.2003 tarihleri arasında geçen ve davalı Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Bu yönüyle davanın yasal dayanağı, belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/10’uncu maddesidir. Anılan maddeye göre, bu tür hizmet tespiti davalarında kurumla birlikte işverenin de hasım gösterilmesi zorunludur. Yargıtayın yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının çalıştığı iş yerinin davalı …. Ticaret Limited Şirketi adına 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, şirketin 25.09.2000 tarihinde tasfiyesine karar verilip, 29.09.2000 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilip, 01.11.2000 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, tasfiyenin kapanıp, 28.12.2001 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilip, 07.01.2002 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilip Ticaret Sicili kaydının kapatıldığı anlaşılmaktadır.

Limited şirketin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.

Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında, gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir.Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK’nın 1’inci maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı kararı)

Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.

TTK’nın 224 ve 445’inci maddelerine, tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.

Ayrıca, tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin, yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının, alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır.

Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için, tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK’nın 39 ve 40’ıncı maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmelidir. Dava açıldığı takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davanın sonuçlandırılması gerekir.

Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 79/10’uncu maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmediği, kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olacağı, ancak bu tür kanıtların bulunmaması halinde, somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu iş yeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gidilebileceği, belli olmasına rağmen, mahkemece ifadesi hükme dayanak alınan bordro tanıklarının 1998 yılının sonuna kadar davalı iş yerinden bildirimleri var ise de, mahkemece 1999 ve 2000 yıllarında davacıyla birlikte bu iş yerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerin veya aynı çevrede benzer iş yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerin beyanlarına başvurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi de kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı kurumun diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden H …. Kundura San. Tic. Ltd.Şti.’ye iadesine, 10.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

One comment

  1. şirket degerleme dedi ki:

    limited şirketlerin tüzel kişiliği sona erdirilirken şirket değerlemesi konusuna ihtiyaç duyulmakta mıdır?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir