Alt işverenin iş yeri asıl işverenin iş yerinden bağımsızdır

mahkeme-karari

YARGITAY 9. Hukuk Dairesi

E.No : 2008/9391 K.No : 2009/26150

Tarih : 08.10.2009

• ASIL İŞVEREN

• ALT İŞVEREN

• İŞ YERİNİN DEVRİ

ÖZÜ: Alt işverenin iş yeri, asıl işverenin iş yerinden bağımsızdır.

İş yerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde, mevcut iş sözleşmleri devralana geçer.

Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren, iş yeri devrini öngören bir anlaşma yapabilirler.

Alt işveren değişmesine rağmen, alt işveren nezdinde iş yerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hallerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmeleri devralan işverene geçer.

(4857 s. İş K. md.2, 3, 6)

İşe iade davası bekletici mesele

mahkeme-karari

YARGITAY 7. Hukuk Dairesi

E.No : 2013/12849 K.No : 2013/19293

Tarih : 14.11.2013

• KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI

• HAKSIZ FESİH

• İŞE İADE DAVASI

• BEKLETİCİ MESELE

ÖZÜ: Davacı tarafından davalı işveren aleyhine iş mahkemesinde açılmış olan işe iade davasının red ile sonuçlanıp kesinleşmesi ve feshin haklı nedene dayandığının kabulü halinde, davacı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağından işe iade davası bekletici mesele yapılmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.

(4857 s. İş K. md.21)

İş kazası olduğu iddia edilen olayın iş kazası olup olmadığnıın tespiti ön sorundur

 

mahkeme-karariYARGITAY 21. Hukuk Dairesi

E.No : 2007/24528 K.No : 2008/8276

Tarih : 29.05.2008

• İŞ KAZASI

• MADDİ – MANEVİ TAZMİNAT

• İŞ GÖREMEZLİK ORANININ TESBİTİ

• İBRANAME

ÖZÜ: İş kazası olduğu iddia edilen olayın iş kazası olup olmadığnıın tespiti ön sorundur.

Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Oransızlığın bulunduğu durumlarda anılan belge ibraname değil, ancak makbuz niteliğindedir.

Yapılan ödemenin bir miktarının manevi zarara karşılık yapıldığı ibranamenin içeriğinden anlaşılması halinde, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler o tarihte duyulan ve duyulması gerken bir hal olduğundan, üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle manevi tazminatın bölünmesi, yeniden dava konusu yapılarak miktarının artırılması olanağı bulunmadığından bir defada istenilmesi gerekmektedir.

(506 s. SSK m. 27 vd.)

Ltd.Şti. hissesinin devrinden sonra hissesini devreden ortak adına ödeme emri düzenlenemez

İzmir 3. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2007/1068 Karar No : 2008/88

ÖZÜ: mahkeme-karari

İstemin Özeti: Davacı vekili tarafından …. Ltd.Şti. ne ait ödenmeyen vergi borçlarının tahsilinin sağlanması amacıyla şirket ortağı olduğu gerekçesiyle müvekkili adına tanzim olunan ödeme emirlerinin; böyle bir borcun olmadığı, adı geçen şirket ile ortaklık ilişkisinin hiç bir zaman bulunmadığı, hata sonucu düzenlenmiş olabileceği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi mahkemesi hakimliğince, işin gereği düşünüldü:

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35’inci maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tutulacakları hükme bağlanmıştır.

6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 520’nci maddesinde; bir payın devrinin, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği, devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip  olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının ortağı olduğu limited şirketinin kesinleşmiş vergi borcunun bu şirketten tahsilinin imkansız hale gelmesi nedeniyle davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin dava konusu yapıldığı anlaşılmıştır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35’inci maddesinde, limited şirketten tahsil olanağı kalmayan amme borçlarından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı bir sorumluluk olduğundan, hisse devri halinde hisseyi devralan kişinin şirketin mali durumunu (hissenin borçlu veya alacaklı olup olmadığı) bildiği kabul edildiğinden, devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ait vergi borçlarının devreden ortaktan aranmasına yasal imkan bulunmamaktadır.

Dava konusu olayda, davacının hisselerini 24.09.2002 tarihinde devrettiği, bu durumun basit rapor ile tespit edildiği hususu dava dosyası içeriği bilgi ve belgelerden anlaşılmakta olup davaya konu ödeme emrinin tanzim edildiği tarih itibariyle bu durumun davalı idarenin bilgisi dahilinde olduğunun kabulü gerekeceğinden hisse devrinin muvazaalı olduğu ortaya konulmadıkça vergi borçlusu olan şirketin eski ortağı davacı adına düzenlenen ödeme emrinde yasaya uyarlık olmayacağından mevcut ortaklardan tahsili yoluna gitmek yerine hissesini devreden davacıdan tahsili yoluna gidilmesinde mevzuata uygunluk bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜNE, dava konusu ödeme emrinin iptaline.

Şirketlere Yapılan Ödemelerden Vergi Kesintisi Yapılamaz

mahkeme-karari

Danıştay 3. Daire

Esas No: 2012/4410 Karar No : 2014/339

ÖZÜ: Şirketlere yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılmaz.

İstemin Özeti: Muhasebecilik ve mali müşavirlik faaliyetinde bulunan ve hizmet verdiği mükelleflerce yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yaparak bu kesinti tutarını kurumlar vergisi beyannamesinde mahsup konusu yapan davacı şirket adına faaliyetini şirket olarak yürütmesi nedeniyle ticari kazanç hükümlerine tabi olduğu, kendisine yapılan ödemelerin stopaja tabi olmadığı ileri sürülerek resen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisini kaldıran vergi mahkemesi kararına yöneltilen temyiz istemini aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle reddeden Danıştay Üçüncü Dairesinin kararının; serbest meslek faaliyeti şirket olarak yürütüldüğünden; elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği, kurumlar vergisi mükelleflerine serbest meslek faaliyetinden dolayı yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılacağına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığı ileri sürülerek düzeltilmesi istenmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Danıştay dava daireleri ve idari veya vergi dava daireleri kurulları tarafından verilen kararların düzeltilebilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54’üncü maddesinde yazılı sebeplerden birinin bulunması halinde mümkün olup kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen sebepler bunlardan hiçbirine uymadığından istemin reddine.

 

ikinci el eşya alanlar
ikinci el eşya alanlar escort bayan escort bayan escort bayan fantazi iç giyim