Vergi borcu borçlusundan aranır

mahkeme-karari

İzmir Bölge İdare Mahkemesi

Esas No: 2013/3256 Karar No : 2013/3853

ÖZÜ: Vergi borcu, borçlusundan aranır. Borçlunun mal varlığının yetmediği aranmadıkça, yasal temsilcilere gidilmez.

İstemin Özeti: ….. Yayıncılık Sanayi Ticaret Limited Şirketinin ödenmeyen ve şirket mal varlığından tahsil edilemeyeceği anlaşılan borçlarının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla adına düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emirlerinin kaldırılması istemiyle açılan davayı ödeme emrinin davacının kanuni temsilcisi olduğu  şirkete tebliğine ilişkin bilgi bulunmaması nedeniyle hukuka uygun olmadığı, diğer ödeme emirleri yönünden ise; dava konusu olayda beyan üzerinden tahakkuk ettirilen vergilerin zaman aşımı süresi içerisinde asıl borçlu şirket adına düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emri ile istenildiğinin dosya içeriği belge ve bigilerden anlaşılması ve zaman aşımına uğramadığından, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında borcunu karşılaycak mal varlığı bulunmadığı saptanan söz konusu borçların asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyceği anlaşıldığından, alacağın doğduğu dönemde şirket müdürü olan davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenerek tebliğinde yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle kısmen kabul, kısmen reddeden vergi mahkemesi hakimliğinin kararının, davacı tarafından, söz konusu borçlar için teminat gösterilmiş olduğundan, kendisinin takibinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

…. Bölge İdare Mahkemesince işin gereği görüşüldü:

Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşeküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlulularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, hükme bağlanmıştır.

Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 54. maddesinde, müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edileceeği; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden asıl amme borçlusu …. Yayıncılık San.Tic.Ltd.Şti.nin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla 6183 sayılı Kanunun 55. maddesi uyarınca dava konusu ödeme emirlerinin tanzim ve tebliği üzerine davanın özeti kısmında belirtilen iddialarla bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.

Vergi Usul Kanununun yukarıda anılan 10. maddesi hükmüne göre kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ, safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması, 6183 sayılı Yasa ile belirlenen takip ve cebren takip yollarının tüketilmesi gerekmektedir.

Olayda asıl amme borçlusu …. Yayıncılık San.Tic.Ltd.Şti.nin ortağı  ……’ın kendisine ait gayrimenkulü asıl amme borçlusu şirketin doğmuş ve doğacak tüm borçlarına karşılık teminat olarak verdiği görülmektedir.

Bu durumda ortada asıl borçlu şirketin doğmuş ve doğacak tüm borçlarına karşılık olarak verilmiş bir teminat bulunduğu halde, davaya konu amme alacağının asıl borçlu şirketten aranılması safahatında davalı idarece söz konusu teminat  paraya çevrilip tüm takip yolları tüketilmek suretiyle  amme alacağının kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığı somut bir biçimde ortaya konulup, kalan  borç  miktarı için kanuni temsilciye gidilmesi gerekirken, amme alacağının şirketten tahsiline yönelik tüm takip yolları tüketilmeden davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının itiraz isteminin kabulüyle itiraza konu kararın bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir